Lambers türkçesi Lambers nedir

  • Bir şeyi yalayarak içmek.

Lambers ingilizcede ne demek, Lambers nerede nasıl kullanılır?

Clambers : Tırmanmak. Güçlükle tırmanmak. Sarılarak tırmanmak.

Lamber : Bir şeyi yalayarak içmek.

Lambert : Aydınlatma birimi (optik). Oklahoma eyaletinde yerleşim yeri. Lambert. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parlaklık birimi, (santimetrekarede 1 lümen yayan düzgün bir yansıtıcının parlaklığı). Mississippi eyaletinde yerleşim yeri.

Lambert eaton syndrome : Eaton-lambert sendromu. Myastenik sendrom. Miyasteniya gravis benzeri sinir-kas bağlantı yerinde, sinir uçlarında bulunan kalsiyum kanallarına karşı oluşan antikor nedeniyle kas güçsüzlüğüne neden olan otoimmün bir hastalık. Lambert-eaton sendromu.

Lambertian reflection : Lambert yansıması.

Millilambert : Mililambert. Miliiambert.

Foot lambert : Ayak-lambert. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Futlambert. Tam yayınıcı bir yüzeyin, ayak kareye 1 lümen ışık yayındırmasına eşit olan parlaklık birimi. (siyah-beyaz televizyon almacının görüntülüğündeki parlaklık, ortalama, 35-40 ayak-lamberttir).

Clamber : Sarılarak tırmanmak. Güçlükle tırmanmak. Tırmanmak.

Lambency : Zeka pırıltısı. Hafif parlaklık. Zeka parıltısı. Parlaklık.

Clambered : Güçlükle tırmanmak. Sarılarak tırmanmak. Tırmanmak.

 

İngilizce Lambers Türkçe anlamı, Lambers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lambers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Sputter : (alev) sönecek gibi titremek. Mürekkep akıtmak. Kuru gürültü. Sönecek gibi titremek (alev). Sıçramak. Kekeler gibi konuşmak. Tükürerek konuşmak. Yağ sıçratmak. Guruldamak. Boğulmak (motor).

Building material : Yapı malzemesi. Yapı gereci. İnşaat malzemesi.

Struggle : Mücadele etmek. Savaş. Gayret. Çaba. Mücadele. Savaşım vermek. Uğraş. Cebelleşmek. Savaşmak. Uğraşmak.

Plank : Kalas. Dayanak. Tahta. Tahta döşemek. Uzun tahta. Kalas döşemek. Önemli madde (pol.). Tahta kaplamak. Yatay duruş. Tahta ile kaplamak.

Scramble : Kapışmak. Sürünerek ilerlemek. Mücadele vermek. Karıştırmak. Tırmanma. Çabalamak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kapışma. İtişip kakışmak. Çırpmak (yumurta).

Wood : Ağaçlık. Tahtadan yapılmış. Ahşap. Küçük orman. Odun. Kereste. Ağaç. Koru. Sertleşmiş ölü ksilem hücrelerinden oluşmuş karmaşık yapı. Ağaçlandırmak.

Strip : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Soyunmak. Şerit. Striptiz yapmak. Geniş bir alanı aydınlatan genel ışıklama dizgesi içinde kullanılan birbiri yanma konulmuş dizi ışıtaçlar. çoğu kez, oluk biçiminde bir kutunun içine yan yana yerleştirilmiş 4 ile 150 vatlık ışıtaçların tümü. Soymak. Sıyırmak. Asılı ışıldak dizisi. Kuşak. Örtüsünü kaldırmak.

Timber : Bir cismin titreşiminden çıkan sesi, başka nitelikteki bir özdeğin aynı yükseklikteki sesinden ayıran özellik. Kereste ile kaplamak. Kalas. Yetişmekte olan kerestelik ağaçlar. Tını. Ağaç direk. Kiriş. Biçilmiş ağaç. Payanda vurmak. Kerestelik ağaç.

 

Shin : İncik. Brokpa. Bacak. İncik kemiği. Tırmanmak. Kavalkemiği. Şin. Öne fırlamak. Koşmak. Butan'da yaşayan etnik bir grup.

Planking : Ahşap döşeme. Tahta döşeme. Ağaç döşeme. Kalaslar. Kalas kaplama. Keçeleştirme. Döşeme. Kalas döşeme. Tahta kaplama.

Lambers synonyms : skin, board, stock, climb, shinny.

Lambers zıt anlamlı kelimeler, Lambers kelime anlamı

Achromatic : Renksiz. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renksemez. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Akromatik. Perdesi değişmeyen. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız.

Ride : Arabaya binmek (sürmeden). Bindirmek. Arabayla gezmek. Kafa bulmak. Sataşmak. Gezinti. Sürüklenmek. Kullanmak. Karara bağlanmamış olmak. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb).