Lantern türkçesi Lantern nedir

  • Fennüs.
  • Baca.
  • Nefeslik.
  • Fanus.
  • Bir tür ışıklı ve içi köpük doldurulmuş tahta bir şamandıra.
  • Fener.
  • Sokak lambası.
  • Deniz feneri.

Lantern ile ilgili cümleler

English: Give the lantern to me.
Turkish: Feneri bana ver.

Lantern ingilizcede ne demek, Lantern nerede nasıl kullanılır?

Lantern fishes : Fener-balığıgiller.

Lantern jaw : Uzun ince çene. Uzun çeneli. Çene kemiği.

Lantern jawed : Uzun çeneli.

Lantern jaws : Uzun ince çene. Çene kemiği. Uzun çene kemiği.

Lantern shark : Kara camgöz. Köpek balıkları (selachii) takımının, camgözgiller (squalidae) familyasından, 20-45 cm kadar uzunlukta, avrupa denizlerinde yaşayan bir tür.

Chinese lantern : Çin feneri. Gelinotu. Şeytan feneri. Körüklü fener. Kağıt fener. Şeytan feneri (botanik terimi).

Cyclorama lantern : Çevren ışık birimi. Çevren gergisini aydınlatmak ya da sahneyi derin göstermek için kullanılan çevren ışıklamasındaki birimler. bu birimler : taban dizi ışıklaması. kenar dizi ışıklaması olarak iki bölümde ele alınır. taban dizi ışıklaması çevren ışık çukuruna, kenar dizi ışıklaması gerginin üst kenarındaki rayların bulunduğu yere konulur.

Dark lantern : Hırsız feneri. Siyah fener. Fener (hırsız).

Filler lantern : Dağınık ışık kaynağı olarak kullanılan 750 w gücünde, dördül biçimde, içi beyaza boyanmış maden bir kutudan oluşan ışıtaç. Dağıtıcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

 

Lantern slides : Slayt. Diya. Fotoğraf slaytı.

İngilizce Lantern Türkçe anlamı, Lantern eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lantern ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Shaft : Cirit sapı. Atletizm, biyoloji, fizik, madencilik alanlarında kullanılır. Maden kuyusu. Işın. Kuşlarda tüyün kök ve gövdeden meydana gelen eksen parçası. skapus. Ön bölümü maden başa bağlı, en geniş yeri ip sargılı, tahta ya da madenden yapılmış cirit gövdesi. Sütun. Hava bacası. Araba oku.

Bell glass : Çan şeklinde kavanoz. Çan biçiminde kavanoz.

Funnel : Akıtmak. Ağızlık. Işıldak şapkası. Baca gibi yapmak. Boru. Baca (vapurda). Havalandırma deliği. Akıt.

Cresset : Kandil. Meşale.

Chimneys : Lamba şişesi. Krater. Bacalar. Yanardağ ağzı.

Headlight : Ön far. Görüş koşullarının uygunsuz olduğu durumlarda taşıtın önünü aydınlatan ışıtaç. Sonuçlanmak. Önışıtaç. Ön lamba. Ön ışıtaç. Projektör. Far. Araba farı.

Beacons : İşaret ateşi. Radyofar. Trafik lambası. Uyarı ışığı. Yol gösteren sinyal. İşaret kulesi.

Flue : Bir tür balık ağı. Hava borusu. Boru. İnce tüy. Baca borusu. Baca deliği. Borulu org. Tuğla ya da betondan yapılmış duman yolu. Amonyak.

Beacon : Radyofar. Alandaki işaret ışıkları. Yol gösterici. İşaret kulesi. Parıldak. İşaret ışığı. İşaret koymak. Yol göstermek. İşaret.

Lantern synonyms : bull's eye, hypognathous, jack o' lantern, lanthorn, street lamp, lamp glass, manhole, globe, beacon light, chinese lantern, glim, prognathic, lanterns, streetlight, dark lantern, prognathous, bell jar, skylights, flambeaus, lighthouses, shafts, smokestack, cressets, chimney stack, flambeau, lamps, lanthorns, flues, ventilator, lighthouse, chimbly, glims, lamp.

 

Lantern zıt anlamlı kelimeler, Lantern kelime anlamı

Lantern antonyms : opisthognathous.

Lantern ingilizce tanımı, definition of Lantern

Lantern kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Something inclosing a light, and protecting it from wind, rain, etc. As, to lantern a lighthouse. To furnish with a lantern. Sometimes portable, as a closed vessel or case of horn, perforated tin, glass, oiled paper, or other material, having a lamp or candle within. Sometimes fixed, as the glazed inclosure of a street light, or of a lighthouse light.