Lapser türkçesi Lapser nedir

  • Hata yapmış.
  • Kabul edilmiş bir standardı karşılayamayan.
  • Beklenen standartlara çıkamamış.
  • Yanılan veya hata yapan kimse.

Lapser ingilizcede ne demek, Lapser nerede nasıl kullanılır?

Lapsers : Beklenen standartlara çıkamamış. Kabul edilmiş bir standardı karşılayamayan. Hata yapmış. Yanılan veya hata yapan kimse.

Lapse from duty : Görevden kaçma.

Lapse into : - içine çökmek. -e dalmak. -içine geriye doğru kaymak.

Lapse into silence : Sükuta dalmak. Sessizliğe gömülmek. Sessizliğe bürünmek. Sessizliğe dalmak.

Lapse of justice : Adli hata.

Dry adiabatic lapse rate : Kuru adyabatik laps reyt.

Lapse of memory : Unutkanlık. Hafıza kaybı.

Lapse of the pen : Yazma yanlışı.

Lapse of pen : Yazım hatası.

Lapse of taste : Zevksizlik.

İngilizce Lapser Türkçe anlamı, Lapser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lapser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lapsed : Sapmış. Süresi bitmiş. Son verilmiş. Bitmiş. Vadesi dolmuş. Artık faal olmayan. Kaymış. Zaman aşımına uğramış.

Afterward : Sonradan. Daha sonra. Sonra.

Subsequently : Arkadan. Sonra. Akabinde. Sonradan. Bilahare. Daha sonra.

Commit a foul : Hata yapmak. Kurallar ihlali yapmak (spor).

Erring : Yanılma. Yanlış yapan. Yoldan sapmış. Vefasız. Günahkar. Hatalı.

 

After : Arayışında. Sonra. Dikten sonra. Tarihinden sonra. Sonra gelen. Sonraki. Sonrasına. Sonrası. Arkasından. Ardından.

Later on : İlerleyen zamanlarda. Daha sonrasında. Bilahare. İlerleyen zamanda. İleride. Daha sonraları. Sonrasında. Daha sonra. Sonradan. Devamında.

Afterwards : Daha sonra. Sonradan. Sonra. Daha sonraları. Bilahare. Ondan sonra. Sonraları. Devamında.

Last mentioned : En son olarak söylenen. En son sözü edilen. En son olarak zikrolunan.

Lapser synonyms : lapsers.

Lapser zıt anlamlı kelimeler, Lapser kelime anlamı

Former : Biçimlendirici. Geçmiş. İlk söylenen. Önceki. Eski. Öncel. İlk. Sabık. Kalıpçı. Evvelsi.

Small : Mütevazı. Hafif. Alçak. Küçücük. Fakir. Ufak tefek. Minik. Basit. Zayıf. Ufacık.

Little : Az. Değersiz. Önemsiz. Cici. Hemen hemen hiç. Genç. Azıcık. Küçük. Ufak. Be.az miktarda.