Lasket türkçesi Lasket nedir

Lasket ingilizcede ne demek, Lasket nerede nasıl kullanılır?

Flasket : Uzun ve sığ leğen. Minik cep şişesi. Uzun yassı sepet. Küçük yassı şişe.

Alaska : Amerika'da eyalet.

Alaska cod : Alaska morinası.

Alaska crab : Alaska yengeci.

Alaska fur seal : Alaska kürklü foku.

Alaskans : Alaskalı.

Dewarflask : Termos.

Alaskan daylight time : Alaska yaz saati.

Distillation flask : Damıtma balonu.

Alaskan standard time : Alaska standart saati.

İngilizce Lasket Türkçe anlamı, Lasket eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lasket ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Business : Firma. Tecimevi. Ticaret. Tecimsel nitelikte yapılan işlem ve çalışmalar. verimin sağlanılması için harcanan özdeksel ve tinsel insan gücüne ya da sonucuna verilen ad. İşyeri. Şey. İş yazışması. Sorun. Mesele.

Manta : Yük örtüsü. Tropik dev balık. Hayalet vatoz.

Electric blanket : Çıngılı battaniye. Elektrikli battaniye.

Grey market : Kayıt dışı ekonomi. Fiyatların normal piyasa fiyatından yüksek olduğu piyasa. Fiyatların aşırı yüksek olduğu piyasa. Gri borsa. Yeni çıkarılan bir hisse senedinin borsada işlem görmeye başlamadan önce aracılar ve aracı kurumlar arasında alınıp satıldığı gayri resmi piyasa. bk. kayıt dışı ekonomi. Resmi kayıtlara girmeyen, yasal belgelerle belgelendirilemeyen, yetkili kamu organlarınca normal kurallar çerçevesinde denetlenemeyen, vergi sistemi dışında kalan ve dolayısıyla milli gelir hesaplamalarında dikkate alınmayan, diğer bir deyişle ekonominin ülke mevzuatı ve vergi sistemi dışında kalan işlem ve etkinlikleri. Fiyatların çok yüksek olduğu piyasa. Gri piyasa.

 

Business enterprise : Girişim. Tüzel kişilik şirketi. Ticari teşebbüs. Ticari şirket. Ticari kurum. Ticari girişim.

Commercial enterprise : Mal ve hizmetleri sağlamaya yönelik ticari, mali ve sınai boyutları olan her türlü etkinlik. Ticari teşebbüs. Ticari işletme. İktisadi işletme. Ticaret işletmesi. Ticari girişim. Ticari müessese.

Clip : Kavramak. Kesmek. Kazıklamak. Kırpmak. İliştirmek. Makasla kesmek. Koşmak. Uçlarını kesmek. Maşa. Kırkmak.

Attach : Eklemek. Yapıştırmak. Yüklenmek. El koymak. Takmak. İliştirmek. Haczetmek. Bağlamak. Yamamak.

Bonding : Bağlar. Atom ya da atom kümelerinin, bağımsız moleküller oluşturmak üzere birbirileriyle bağ yapmaları. Bağlama. Bağlayan. Yapıştırma. Antrepoya koymak. Birleştirme. Topraklama. Sahil duvarı.

Lasket synonyms : buyers' market, soft market, buyer's market, seller's market, mackinaw blanket, sellers' market, gray market, latches, be hung up on, activity, cover, peg, black market, attaches, bedclothes, oligopoly, braid, bed clothing, binds, labor market, clasp, security blanket, market place, clips, clicks, fasten with latch, mackinaw, latched, attach with, astricted, bedding, bind, monopoly.

Lasket zıt anlamlı kelimeler, Lasket kelime anlamı

 

Inactivity : Avarelik. Tembellik. Üşengeçlik. Durgunluk. Hareketsizlik. Tesirsizlik. Etkisizlik.

Future : İstikbal. İleriki. Gelecek zaman. Ati. Müstakbel. Gelecek. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. İleri. İlerki.

Present : Şimdiki. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mevcut. Şu anki. Adamla getirtme. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek. Halihazır. Hediye. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Armağan.

Lasket ingilizce tanımı, definition of Lasket

Lasket kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Latching.