Lateness türkçesi Lateness nedir

Lateness ile ilgili cümleler

English: The company has hard and fast rules against lateness.
Turkish: Bu iş yerinde, geç kalanlar için sert ve hızlı kurallar var.

Lateness ingilizcede ne demek, Lateness nerede nasıl kullanılır?

Articulateness : Açıkca anlatım kabiliyeti. Konuşma sanatı. Tutarlılık. Telaffuz netliği. Açıkça anlatım kabiliyeti.

Desolateness : Çoraklık. Melankoli. Depresyon. Haraplık. Tenhalık. Yalnızlık. Ümitsizlik. Kimsesizlik. Boşluk. Terk edilmişlik.

Disconsolateness : Ümitsizlik. Kederlilik. Üzüntülü olma durumu.

Flattening oblateness : Basıklık. Yer yuvarlağı gibi basıklaşmış cisimlerin basıklığını belirten ölçek olup, (a-b)/a olarak tanımlanır. burada "a" en büyük, "b" en küçük yarıçaptır.

Immaculateness : Temizlik. Saflık. Hatasızlık. Katışıksızlık. Tek renklilik (biyoloji terimi). Mükemmellik. Lekesizlik.

Latency time : Bekleme süresi. Gecikme zamanı. Gecikme süresi.

Latened : Geciktirilmiş.

Inarticulateness : İyi ifade edilmeme. Dilsizlik. Suskunluk (bir öfke veya şaşkınlıktan dolayı). Açık olmama. Sessizlik. Anlaşılmazlık. Belirsizlik. Kendini iyi ifade edememe.

Laten : Geciktirmek. Gecikmek.

Latency : Henüz ortaya çıkmamış olma. Uyarıyla cevap arasındaki süre. Yataklık süresi. Gecikme. Gizli olarak var olma. Bekleme süresi. Etkisini henüz göstermeme. Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. İleti süresi. Gecikme süresi.

 

İngilizce Lateness Türkçe anlamı, Lateness eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lateness ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Detention : Gözaltına alma. Engelleme. Tutuklama. Evci çıkarmama cezası. Engellenme. Alıkonma. Tevkif. Alıkoyma.

Postponements : Erteleme. Talik. Geri kalma. Tecil. Geciktirme. Sonuna ekleme (dilbilgisi terimi).

Respite : İnfazın ertelenmesi. Aramak. Yasal günlük çalışma süresi arasında işin gereğine göre işçiye verilen dinlenme payı. Ara dinlenmesi. Ertelemek. Mühlet. Mola. Vade.

Delay : Gecikmek. Sonraya bırakmak. Geç kalmak. Tiyatro oyununda bir durumun çözümünü bile bile geciktirmek. seyircinin ilgisini canlı tutmak için çözümü geriye atmak. Oyalamak. Süre. Ertelemek. Savsaklamak.

Arrearages : Ödenmemiş. (ödeme vb) kalma. Vadesinde ödenmemiş borç. Tehire uğrama. Gecikmiş borç.

Deferrals : Erteleme. Daha sonraki tarihe alma.

Respited : Zaman vermek. Ertelemek. Aramak. Süre. Soluk aldırmak. Dinlenmesine fırsat vermek. İnfazın ertelenmesi. Vade. Süre tanımak.

Being late : Geri kalma.

Posteriority : Sonradan gelme.

Putoffs : Erteleme. Bahane. Mazeret. Özür.

Lateness synonyms : subsequentness, detentions, holdups, jitter, arrearage, subsequence, respites, lag, postponement, delayed, holdup, deferments, cunctation, deferral, deferment, timing, procrastination, adjournment, hysteresis, putoff, tardiness, adjournments, jittered, respiting.

 

Lateness zıt anlamlı kelimeler, Lateness kelime anlamı

Priority : Bilgisayar, bilişim, hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Önemli. Bir bilgisayara verilen görevlerin işleme konma sırasını belirlemede işletim dizgesince göz önünde tutulmak üzere tanımlanan belirteç. dizgeyi oluşturan donanım birimlerinden gelen uyarıları tutarlı biçimde işleyebilmek üzere tanımlanan sıradüzen. Rüçhan. Öncelik hakkı. Öncelik. Bir şeyi ötekine karşı yeğleme, üstün tutma. diğer nesnelerden daha üstün tutulan. Öncelikli şey. Üstünlük. Rüçhan hakkı.

Earliness : Erken olma. Erkenlik. Erkencilik. Erkenlilik. Erken olma durumu. Ürünlerden erken hasat alma.

Lateness ingilizce tanımı, definition of Lateness

Lateness kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The lateness of the hour. The state, condition, or quality, of being late. As, the lateness of his arrival. The lateness of the season.