Laten türkçesi Laten nedir

Laten ile ilgili cümleler

English: The company has hard and fast rules against lateness.
Turkish: Bu iş yerinde, geç kalanlar için sert ve hızlı kurallar var.

English: You have a latent problem here that will cause trouble in the future.
Turkish: Burada gelecekte soruna neden olacak gizli bir sorunumuz var.

Laten ingilizcede ne demek, Laten nerede nasıl kullanılır?

Latencies : Gecikme. Etkisini henüz göstermeme. Gizli olarak var olma. Gecikme süresi. Bekleme süresi. Gizlilik. Yataklık süresi. Gizli kalma. Henüz ortaya çıkmamış olma.

Latency : Bilgisayar, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gizli kalma. Gizlilik. Bekleme süresi. Elektronik bir düzenekte ses sinyalinin gönderildiği andan ses kaynağından cevabın alındığı ana dek geçen süre. Gecikme. Etkisini henüz göstermeme. Gecikme süresi. Yataklık süresi. Henüz ortaya çıkmamış olma.

Latency associated proteins : Latentlikle ilişkili proteinler. Gizli enfeksiyonlar sırasında, virüsün yalnızca gizli kaldığı dönemde hücrede açıklattığı proteinler.

Latency period : Latens dönem. Çocuk gelişiminde 5 ve 12 yaşları arası olan dönem. Latensi dönemi.

Latency time : Bekleme süresi. Gecikme süresi. Gecikme zamanı.

Latent attribute : Örtük yüklence. Bir tutum ölçümünde açık ve dış yanıtların temelinde yatan, yanıtlar arasındaki birliği sağlayan örtük özellik.

 

Latent abilities : Gizli yetenekler.

Latening : Gecikmek. Geciktirmek.

Latent acidotic stress : Latent asidotik stres. Kronik işkembe asidozu.

Latent ability : Gizli yetenekler.

İngilizce Laten Türkçe anlamı, Laten eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Laten ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Delays : Oyalamak. Savsaklamak. Süreler. Geç kalmak. Oyalanmak. Vergi işlemlerinde ve vergi anlaşmazlıklarında yasasında sınırlanan ölçülere göre uygulanan süreler. Gecikmeler. Alıkoymak.

Subsequently : Sonra. Daha sonra. Arkadan. Sonradan. Bilahare. Akabinde.

Afterwards : Sonra. Sonraları. Sonradan. Devamında. Bilahare. Ondan sonra. Daha sonraları. Daha sonra.

Adjourned : Ertelenmiş. Son vermek (oturum vs). Geçmek (bir yere). Dağılmak. Sonraya bırakmak. Ertelemek.

Hold off : Gerçekleşmemek. Olmamak. Beklemede kalmak. Uzakta tutmak. Çekinmek. Geri durmak. Ertelemek. Yaklaştırmamak. Uzak tutmak.

Belate : Daha geç zamana bırakmak.

Lags : Yalıtım malzemesi ile kaplamak. Gerileme. Duraklamak. Geri. Tahta kaplamak. Geri kalmak. Duraklama. Oyalanmak. Gerilik.

Adjourn : Dağılmak. Tehir etmek. Bitmek. Sonraya bırakmak. Son vermek (oturum vs). Sona ermek (toplantı veya oturum). Ara vermek. Geçmek (bir yere). Ertelenmek. Oturuma son vermek.

Lag : Geri. Duraklamak. Oyalanmak. Otomatik denetim yönteminde duyarlılık ile uygulama arasında geçen süre. Gecikme. Son. Gerileme. Geri kalmak. Yalıtım malzemesi ile kaplamak.

Be hung up : Ertelenmek.

Laten synonyms : afterward, detains, adjourns, lagged, dillydallied, dillydallying, buy time, after, hang back, dillydallies, be behind time, hang fire, adjourning, hold up, be delayed, dillydally, lagging behind, delay, fall behind with, by and by, lag behind, be late, later on, be tardy, detain.

 

Laten zıt anlamlı kelimeler, Laten kelime anlamı

Antecedent : Önce gelen. Yerine zamir gelen isim. Mukaddem. Evvelki. Önceki. Öncül. Evvel. Mazi. Sabık. Önerti.

Early : Erkenden. İlk zamanlarında. Eski. Erken. -in başlarında. Önceki. İlk.

Middle : Göbek adı. Orta kısım. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görünçlüğün ortasında yer alan bölüm; ortaya düşen yerler. Vasat. Vasati. Aradaki. Bel. Ortanca. Ortadaki.