Laying türkçesi Laying nedir

Laying ile ilgili cümleler

English: Ali was laying unconscious on the sidewalk.
Turkish: Ali kaldırımda baygın yatıyordu.

English: Instead of laying off these workers, why don't we just cut their hours?
Turkish: Bu işçileri işten çıkarma yerine, neden sadece onların saatlerini kesmiyoruz?

English: Our teacher used to say "This is going to hurt me more than it hurts you" before laying into us with a cane.
Turkish: Öğretmenimiz bizi bir değnekle dövmeden önce "Bu, sizden ziyade beni incitecek." derdi.

English: You are laying in the bed.
Turkish: Yatakta yatıyorsun.

English: You like laying on the grass.
Turkish: Çimlerde uzanmayı seviyorsun.

Laying ingilizcede ne demek, Laying nerede nasıl kullanılır?

Laying intensity : Yumurtlama yoğunluğu. Tavuğun yumurtlama süresi boyunca yumurtladığı yumurta sayısı.

Laying of rails : Yoldemiri döşeme.

Laying out : Hazırlamak. Paralamak. Yere sermek. İşaretleme. Düzenlemek. Vurmak. Sermek. Harcamak.

Laying persistency : Tavuğun uzun dönem süresince yumurtlama yeteneği. Yumurtlama persistensi.

Laying waste : Yakıp yıkmak. Harabeye çevirmek. Tahrip etme.

Track laying : Paletli. Tırtıllı. Hat döşeme. Ray döşeme.

 

Card playing : Kağıtla oynanan oyunlar.

Egg laying : Yumurtlama. Yumurta bırakma.

Mine laying : Mayın dökme. Mayın döşeme.

Belaying : Bağlamak (halat). Suga etmek. Volta etmek (halat). Suga.

İngilizce Laying Türkçe anlamı, Laying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Laying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Appointments : Teçhizat. Atamalar. Eşya. Randevular. Donanım.

Parget : Sıvamak. Alçı dekorasyon yapmak. Alçıtaşı. Kaba sıva. Avare. Baca sıvası.

Abating : Dindirme. Azaltmak. Hafiflemek. Dindirmek. Azaltma. Yatıştırmak. Azalma. Hafifleme. Azalmak. (bir haberin veya yayının) çıkmasını yasaklamak (hukuk terimi).

Dismissals : Görevden alma. Azat. İşten çıkarma. İşten çıkarılma. Kovma. Reddetme. Çıkarma. Açığa çıkarmak. Ciddiye almayı reddetme. Gönderme.

Imposition : Aldatma. Zorla kabul ettirme. Uygulama. Kullanma. Üstleme. Külfet. Genel temeller, vergiyi gerçekleştirme yöntemi, yazılım yöntemi, değerlendirme kurulları, bildirme, vergi alacağının kaldırılması, yoklama ve inceleme gibi işlemlerin tümü. Ceza (okul).

Renderings : Verme. Oynama. Çalma (müzik terimi). Sunma. Çeviri. Tercüme. İade. İcra. Ödeme. Çevirme.

Damping : Amortisman. Fizik, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Filmin kuruyup gevrekleşmesini, dolayısıyla kolayca kopmasını önlemek amacıyla filme azıcık ıslaklık verme. Bastırma. Bir ortam içinde devim yavaşlaması, genliğin azalması. Islatma. Bir salınınım ya da dalga deviniminin genliğinin sürekli azalışı. bir devinimin sürtünme gibi bir nedenle yavaşlaması. bir çevrimdeki gücün ya da akım yitiğinin desibel olarak ölçüsü. Azaltma. Söndürme.

 

Diffusion : Dağılma. Yayınma. Moleküllerin ya da iyonların yüksek konsantrasyonlu bir alandan düşük konsantrasyonlu alana geçişleri. Yayılım. Difüzyonizm. Bir uçunun, bir sıvının ya da bir çözeltinin özdeciklerinin devinimleri yüzünden tektürelleşmesi. Kültür öğelerinin ya da kültür karmaşalarının coğrafya bakımından yer değiştirerek bir toplumdan başka bir topluma yayılması süreci. Dağıtım. Bilgisayar, biyoloji, fizik, kimya, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yeniliklerin piyasada ve piyasa dışı kanallarda yayılma biçimi.

Pavement : Asfalt. Kaldırım. Yol kaplama malzemesi. Yol yüzeyi. Bir yolun, sokağın kenarında yalnız yayaların geçmesine ayrılan, azıcık yükseltilmiş dar bölüm. Yol döşemesi. Üst yapı. Taş. Tretuvar.

Embedding : Embeding. Gömülme. Saklama. Gömme. Giriştirme. Windows'ta bir objenin bir belge içine entegre edilmesi (bilgisayar). İçe yerleştirme. Gizleme. Gebelik mahsulünün döl yatağı duvarına tutunarak yuvalanması. doku gömme.

Laying synonyms : emplacement, floor covering, tilting, plaster, coatings, giving birth, furniture, tiles, substitutions, setting, emplacements, appeasements, mitigation, birthing, base plate, coating, distributions, plaster of paris, substitution, moderation, parquet, appeasement, replenishment, accommodating, divulgence, parqueted, screed, demises, blocking, abandon, placements, flooring, demise.

Laying ingilizce tanımı, definition of Laying

Laying kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The act of one who, or that which, lays.