Laying out türkçesi Laying out nedir

Laying out ile ilgili cümleler

English: I could hear the sound of children playing outside my window.
Turkish: Penceremin dışında oynayan çocukların sesini duyabiliyordum.

English: Ali is playing outside with his son.
Turkish: Ali oğluyla dışarıda oynuyor.

English: Ali is playing outdoors.
Turkish: Ali dışarıda oynuyor.

English: Children like playing outside.
Turkish: Çocuklar dışarıda oynamayı severler.

English: He is playing outdoors.
Turkish: O dışarıda oynuyor.

Laying out ingilizcede ne demek, Laying out nerede nasıl kullanılır?

Laying : Sıva. Serme. Yatıştırma. Yumurtlama. Koyma. Yerleştirme. Yatırma. Döşeme. Bırakma. Yayma.

Out : Çıkarmak. Ortaya çıkmak. Kendini belli etmek. Çıkış. Dışarı çıkarmak. Dışarı atmak. Yanmak. Dışarıda. Nakavt etmek. Kovmak.

Laying intensity : Tavuğun yumurtlama süresi boyunca yumurtladığı yumurta sayısı. Yumurtlama yoğunluğu.

Laying of rails : Yoldemiri döşeme.

Laying persistency : Yumurtlama persistensi. Tavuğun uzun dönem süresince yumurtlama yeteneği.

Laying waste : Yakıp yıkmak. Harabeye çevirmek. Tahrip etme.

İngilizce Laying out Türkçe anlamı, Laying out eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Laying out ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Marking : Nişan. Çabukluk. İşaretler. Markaj. Değerlendirme. Okullarda öğrencilerin çalışmalarını ve başarılarını değerlendirme işlemi. Çizme. Marka.

Spread over : Yayılmak. Sarmak. İstila etmek.

Collocating : Yan yana yerleştirmek. Sıralamak. Dizimlemek. Yanyana koymak. Sıraya koymak. Yan yana koymak. Birlikte bulunmak.

Knocking down : Devirmek. Yıkmak. Fiyat kırmak. Ucuza satmak. Sökmek. Demonte etmek.

Kayos : Darbe. Nakavt etmek. Afet. Çarpmak. Şok etmek. Nakavt.

Collocated : Yan yana yerleştirilmiş. Yan yana yerleştirilen. Yan yana koymak. Sıralamak. Eş konumlu.

Savage : Gözü dönmüş. Vahşice ısırmak (hayvan). Gaddar adam. Acımasız. Çok sinirli. Zalim. Savak. Saldırıp ısırmak. Öfkeli. Vahşi.

Batters : Yumruklamak. Hor kullanmak. Dövmek. Vuruş yapan oyuncu. Güm güm vurmak. Bam güm vurmak. Yağ un ve yumurta karışımı hamur. Yıpratmak. Meyilli olmak (duvar).

Uncheck : Onayı kaldırmak. Onay imini kaldır. İşaretlenmemiş. Onayı kaldır. İşaretini kaldırmak. Onay işaretini kaldır. (internet) kontrol işaretini kaldırmak. Kontrol kutusundan doğrulama işaretini kaldırmak.

Lay out : Maket. Sarf etmek. Düzen. Tertip. Tasarlamak.

Laying out synonyms : array, floor wipe the floor with, rends, downed, tear to pieces, composes, codifies, spread, disburses, markings, labellings, coach, batter, rend, confect, let things slide, assemble, concoct, accustoms, birched, spread out, signalling, blow, down, arranges, open out, disbursed, fell, neglect, birch, dispend, bang, banged.