Sermek nedir, Sermek ne demek
- Kurutmak için asmak.
- Boylu boyunca yere yatırmak, düşürmek ya da hırpalamak.
- Açarak yaymak veya döşemek

- Göstermek amacıyla asmak veya yaymak.
- Düz bir yere yaymak.
- Boşlamak, savsaklamak.
"Sermek" ile ilgili cümle örnekleri
- "Çeyiz sermek."
- "Çerçeveli çerçevesiz bir sürü fotoğraf çıkarıp masanın üzerine serdi." - A. Gündüz
- "Kar gibi çamaşırları serip eve döndü." - O. Rifat
- "Onun için bir an önce leşlerini köpek leşi gibi İstanbul'un çamurlu kaldırımlarına sermek zamanı gelmişti." - Y. K. Karaosmanoğlu
- "Üzüm sermek. Bulgur sermek."
Yerel Türkçe anlamı:
Sermek, devirmek
Kibrit.
Sermek; yaymak || sarmak || yatah sermek: yer yatağını yaymak; açmak|| guşburnunun alnına|| mendil sardım dalına || bülbül güle ah eder || ben de nazli yarıma
Seğirmek // seriyo: seğiriyor
Sermek anlamı, tanımı:
Sere serpe : Serbest, rahat bir biçimde, çekinmeden.
Serme : Sermek işi. Sac ekmeği.
Abayı sermek : İstenilmediği hâlde teklifsizce yerleşmek. uzun süre yerleşip kalmak.
Göz önüne sermek : Açıklamak, sergilemek, göstermek, tanıtmak.
İpe un sermek : Geçersiz birtakım nedenler ileri sürerek istenilen işi yapmaktan kaçınmak.
Leşini sermek : Öldürmek.
Pöstekisini sermek : Döverek kımıldamayacak duruma getirmek, pestilini çıkarmak.
Postu sermek : Gittiği yerde uzun süre kalmak.
Sergi sermek : Kurutmak veya göstermek için bir şeyi düz bir yere yaymak.
Yere sermek : Vurup öldürmek. kötü bir duruma sokmak, yenmek.
Kurutmak : Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek. Bitki canlılığını yitirmek. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak. Cılız duruma getirmek, zayıflatmak. Uğursuzluk getirmek, yok etmek. Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek.
Asmak : Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Üzerine takınmak, kuşanmak. Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek.
Göstermek : Etmek. Herhangi bir biçimde değerlendirmeye yol açmak. Kanıtla inandırmak. Belirtmek, anlatmak. Görünmek, benzemek. Öğretmek, açıklamak. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek. Yapmasını söylemek, görevlendirmek. Bir şeyin etkisi altında tutulmak. Sert bir biçimde karşılık vermek.
Yaymak : Bir şeyi açarak, düzelterek bir alanı örtecek biçimde sermek. Dağınık ve düzensiz bir biçimde saçmak, dağıtmak. Birçok kimseye duyurmak. Işık kaynağı, ışığı kendinden dışarıya doğru çeşitli yönlere göndermek. Sınırı genişletmek. Koyun, inek vb.ni otlatmak. Çevreye dağılmasına sebep olmak.
Döşemek : Bir tabanı, tahta, karo, mermer vb. yapı gereçleriyle kaplamak. Kumaş, halı vb.ni bir yeri iyice örtecek biçimde sermek. Bir ev veya dairenin oturulabilir duruma gelmesi için gerekli eşyayı oraya yerleştirmek. Boru, kablo vb. yerleştirmek, çekmek.
Boylu : Boyu olan. Boyu benzerlerinden uzun olan.
Boyun : Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi. Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım. Dağ sırtlarında geçmeye elverişli alçak yer.
İçin : Amacıyla, maksadıyla. Düşüncesince, kendince, göre. Süre belirten bir söz. -den dolayı, -den ötürü. Uğruna, yoluna. Oranla, göz önünde tutulursa. Neden ve sonuç belirten bir söz. Özgü, ayrılmış. Hakkında. Karşılığında, karşılık olarak. Ant deyimleri yapan bir söz.
Veya : Ayrı olmakla birlikte aynı değerde tutulan iki şeyi anlatan kelimelerden ikincisinin önüne getirilen söz, yahut. Olacağı sanılan, seçime bırakılan şeyler ikiden çok olduğunda kullanılan bir söz.
Düz : Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Yalın, sade, süssüz. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli. Düz rakı. Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Yayvan, altı derin olmayan. Kıvırcık veya dalgalı olmayan (saç). Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil.
Bir : Bu sayı kadar olan. Ancak, yalnız. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Beraber. Bir kez. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Tek. Eş, aynı, bir boyda. Sayıların ilki. Aynı, benzer.
Boşlamak : İlgi göstermemek, ihmal etmek. Bırakmak.
Savsaklamak : Belirli bir sebebi olmaksızın bir işi isteyerek geri bırakmak, geciktirmek, umursamamak, ertelemek, sallamak, ihmal etmek.
Diğer dillerde Sermek anlamı nedir?
İngilizce'de Sermek ne demek? : v. spread out, spread, lay, lay out, unfold, stretch, let things slide
Almanca'da Sermek : v. hinwerfen
Rusça'da Sermek : v. раскладывать, расстилать, стелить, подстилать, устилать, развешивать, вешать, прокладывать, разложить, постелить, подстелить, устлать, повесить, проложить

Bu kısımda Sermek nedir? Sermek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sermek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sermek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.