Leasts türkçesi Leasts nedir

  • En küçük sayı.
  • Asgari.
  • En az.
  • En önemsiz şey.
  • En az derece.
  • En düşük.
  • En önemsiz kimse.
  • En az miktar.
  • En küçük.

Leasts ingilizcede ne demek, Leasts nerede nasıl kullanılır?

Symmetrically trimmed leastsquares : Bakışımlı kırpılmış enküçük kareler.

Least absolute deviation : Lad. En küçük mutlak sapma.

Least absolute deviation estimator : Lad tahmincisi. En küçük mutlak sapma tahmincisi.

Least action : İşleybilimde, alası yörüngelerden eylemin en küçük olanının yeğleneceği ilkesi. En küçük eylem. En az eylem. En az aksiyon.

Least common denominator : Ortalama seviye. Asgari müşterek. En küçük ortak payda.

Least of all : En önemsizi. Hiç. Zerre kadar. En hafifi veya zararsızı da. En küçüğü.

Least energy principle : En küçük erke ilkesi. En küçük enerji prensibi. En az enerji ilkesi.

Least element : En küçük öğe.

Least less developed countries : Gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler sınıflandırmasının dışında kalan, kişi başına düşen gelirin çok düşük ve büyümenin önünde engellerin olduğu, insan kaynaklarının gelişme düzeyinin çok düşük ve/veya çok ciddi yapısal zayıflıkların bulunduğu ülkeler. krş. dördüncü dünya ülkeleri. Enaz gelişmiş ülkeler.

Least effort : Minimum efor. Konuşma sırasında zamandan ve emekten tasarruf ederek kolaylık sağlamak amacıyla ses düşmesi, ses benzeşmesi, ses ve hece kaynaşması (contraktion) gibi olaylara yol açan kural: inilemek>inlemek, elli altı>ellaltı, beybaba>beyba, hanım nine>haminne, ağabey>abi, ne asıl>nasıl, ne için>niçin, yigirmi>yirmi vb. bu kural, yazı dilinin baskısından uzak olan anadolu ve rumeli ağızlarında çok işlektir: alıyor>alıyo, gördüm>gbödüm, geldi > gbedi, tarla>talla, onlar>onnar, dinlemek>dinnemek, yanlış>yannış, baber- «getirmek» < alıp beri gel- gibi. En az çaba yasası. En az çaba kuralı.

 

İngilizce Leasts Türkçe anlamı, Leasts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leasts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lowest : En aşağı.

Weeniest : Minicik. Mini mini. Minnacık. En minik. Ufacık.

Bottommost : En dip. En alt. En aşağı.

At the least : -den az olmamak koşuluyla. Herhangi bir şekilde. Her nasılsa. Biraz da olsa. En aşağı. Az da olsa.

Veriest : En çok. Son derece.

Leastways : En olmadı. Hiç olmazsa. En azından.

No fewer than : En azından. Hiç yoksa. -dan daha çok. Daha az olmamak kaydıyla.

A good : Bir hayli. Epeyi. Birçok. Epey.

More than : -den çoğu. Büyüktür. -den daha. Daha fazla. İletinin yaşı. -den daha fazla.

Leasts synonyms : to a lesser extent, record low, weensiest, fully, littlest, weest, smallest, merest, past, the least, at the very least, fewest, at least, minimals, minimum, rock bottom, min, slightest, the smallest, minimal, least.

Leasts zıt anlamlı kelimeler, Leasts kelime anlamı

More : Çok. Daha çok. -den daha çok. Ziyade. Daha fazla. Fazlalık. Daha (çok). Ayrıntılar. Daha. Takriben.

 

Future : Fiilin gösterdiği oluş, kılış ve durumun geleceğe bağlı olduğunu belirten zaman. bk. gelecek zaman kipi. İstikbal. İleriki. Müstakbel. İlerideki. Yarın. Filin anlattığı işin şimdiki zamandan sonraki bir zamana ait olduğunu gösteren kip. türkçede bir oluş ve kılışın gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini gösteren ek, -acak ekidir: dik-ecek, anlat-acak, sar-acak gibi. bu ek şahıs ekleri ile genişletilerek çekimli fiil olur. insanlara yalnız onlardan aldığımı vereceğim (t. buğra, yalnızlar, s. 102). yarın ben de onu bana gönderen makamın huzuruna çıkarak neşredilme imkanları aramakta olan dört kitabımdan söz açacağım… bakalım, beni nereye gönderecek (a. n. asya, ayın aynası, s. 71). meçhul yerlere doğru gideceğim, oradan kendimi en meçhule atacağım (peyami safa, bir tereddüdün romanı, s. 184). biraz sonra o, belki hepiniz bana nasihat vermeğe kalkacaksınız (a. h. tanpınar, huzur, s. 255). fakat, evvela cibalı’ya kadar yürüyeceğiz orada bir arkadaşa haber vereceğim (p. safa, mahşer, s. 292). vb. karşıtı geçmiş zaman’dır. bk. bildirme kipleri. Gelecek zaman kipi. Gelecekte olacak şey. İleri.

Present : Halihazır. Tanıştırmak. Hukuk, gramer, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Adamla getirtme. Şimdiki. Fiilin gösterdiği oluş ve kılışın içinde bulunulan zamanda yapıldığını ve süregelmekte olduğunu gösteren zaman. bk. şimdiki zaman kipi. Tanıtmak. Mevcut. Şimdiki zaman. Sunmak.