Legislative türkçesi Legislative nedir

Legislative ingilizcede ne demek, Legislative nerede nasıl kullanılır?

Legislative assembly : Bazı eyalet meclislerindeki yasama organı dalı (abd). Parlamento. Yasama meclisi.

Legislative authority : Yasama yetkisi. Kanun yapan otorite.

Legislative branch : Yasama organı. Senato ve temsilciler meclisi'ni kapsayan abd hükümeti'nin bir bölümü.

Legislative council : Meclis üyelerinin katıldığı idari grup. Yasalar çıkaran kongreye ait komite (abd). Yasama kurulu.

Legislative enactment : Yasal olarak kanunlaştırma. Kanunu yürürlüğe sokma. Kanun yaratma. Kanun yapma.

Legislative lag : Belirli bir iktisat politikasının uygulanması için gerekli olan yasal düzenlemenin yapılmasına kadar geçen zamanı ifade eden iç gecikme türü. krş. algılama gecikmesi, veri gecikmesi, yürütme gecikmesi. Yasama gecikmesi.

Legislative term : Yasama dönemi.

Legislation and law committee : Yasal konularla ilgili olan hükümet komitesi. Yasama ve hukuk komitesi.

Legislating : Kanun yapmak. Yasamak. Kanunlaştırma. Yasallaştırma. Yasallaştırmak.

Legislation : Tüzük. Kanunlar. Mevzuat. Yasalar. Yasa. Kanun yapma. Yürürlükteki yasalar. Yasama erki. Yasama.

 

İngilizce Legislative Türkçe anlamı, Legislative eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Legislative ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Legislations : Yürürlükteki yasalar. Kanun yapma. Kanunlar. Mevzuat.

Lawgiving : Yasama ile ilgili.

Enacting : Rol ile canlandırma. Kamulaştırma. Hükmetme. Performans gösterme. Kanunla düzenleme. Kanun koyma. Rol olarak canlandırma. Karar verme. Harekete geçirme.

Legislature : Yasama meclisi. Parlamento. Teşri organı. Kanunları koyan makam. Millet meclisi. Kanun yapıcı meclis.

Separation of powers : Kuvvetler ayrılığı. Güçler ayrılığı. Toplum içindeki erklerin yasama, yürütme ve yargılama erkleri olarak ayrılması ve her birinin ayrı örgenlerce kullanılması (ilkesi). Erklerin ayrımı. Güçlerin ayrılığı. Kuvvetler ayrımı. Yürütme ve yargı güçlerinin birbirinden ayrılması. Her devlet kurumu bağımsız yetkiye sahiptir ve diğer kurumların gücünü sınırlandırır şeklindeki temel demokratik kural. Gücün sağıtılması.

Legislation : Yasalar. Kanunlar. Yürürlükteki yasalar. Yasa. Kanun yapma. Mevzuat. Tüzük. Yasama erki.

Legislator : Meclis üyesi. Yasamacı. Kanun koyucusu. Parlamenter. Yasa koyucu. Kanun yapan kimse. Millet meclisi üyesi. Vazıı kanun.

Lawmaking : Kanun çıkaran veya yasalaştıran kişiye veya gruba ait veya ilgili. Kanun çıkarma ve yasallaştırma süreciyle ilgili. Kanun yapma.

Legislatures : Yasama meclisi. Yasama organları.

Legislative synonyms : legis, legislative power, nomothetic, lawmaker, legislative branch.

Legislative ingilizce tanımı, definition of Legislative

Legislative kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, a legislative act. Making, or having the power to make, a law or laws. A legislative body. Distinguished from executive. Lawmaking.