Leucophore türkçesi Leucophore nedir

  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Lökofor.
  • Levkofor.
  • Soluk veya sarı renk maddesi taşıyan renk hücresi.
  • Soluk ya da sarı renk maddesi taşıyan renk hücresi.

Leucophore ingilizcede ne demek, Leucophore nerede nasıl kullanılır?

Leucophane : Lökofan.

Leucopathy : Lekopati. Renksizlik. Albinoz.

Leucoplast : Lökoplast. Bitki hücrelerinde veya bazı kamçılı tek hücrelilerde bulunan, yedek besin depolayan renksiz plastitler. Bitki hücrelerinde ya da bazı kamçılı bir hücrelilerde bulunan renksiz plastitler.

Leucoplaste : Levkoplast.

Leucopoiesis : Beyaz kan hücresi oluşumu. Beyaz kan hücreleri oluşumu (ayrıca leukopoiesis). Lökopoiez. Akyuvar oluşumu.

Leucopterine : Lökopterin. Lahana kelebeklerinin ve diğer bazı kelebeklerin, yaban arılarının beyaz pigmentlerinde bulunan madde.

Leucopyrite : Lökopirit.

Leucopoietic tissue : Kan hücresi yapan doku. Lenfoyit doku, miyeloyit doku (kemik iliği) gibi kan hücrelerinin meydana getirildiği dokular. hemopoietik doku, lökopoietik doku. Lökopoiyetik doku.

Leucopyrites : Lökopirit.

İngilizce Leucophore Türkçe anlamı, Leucophore eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Leucophore ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bush : Zıvana. Burç. Fidan. Çalıyla örtmek. Gür saç. Bilezik. Çalılık arazi. Purinçina. Burç (mühendislik terimi). Rakor.

 

Acacia : Salkım ağacı. Mimoza. Arap zamkı. Akasya. Küstüm otugiller (mimosaceae) familyasından, parçalı yapraklı, sarı çiçekli, çanak ve taç yaprakları 4-5 parçalı, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen, ülkemizde doğal olarak yayılış gösteren çalı ya da ağaç formundaki bitkiler. Akasya sakızı.

Abambulacral area : Abambulakral bölge. Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi.

Aardvarks : Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yerdomuzu. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım. Yer domuzugiller.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Shrub : Funda. Çalı. Alkollü meyve şurubu. Ağaçsı. Bodur ağaç. Şarap. Şurup. Ağaççık. Çepel.

A protein : A proteini. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri.

 

A site : Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri. A yeri.

Abductor muscle : Abdüktör kas. Bir bacak ya da herhangi bir bölgeyi dışa doğru çeken kas. abdüktör kas. Uzaklaştırıcı kas.

Leucophore synonyms : genus leucothoe, a cell, abiotic factor, abacus bodies, aardvark, aardwolf, abiotic environment, abramis zone, a cells.