Lie about türkçesi Lie about nedir

  • Tembellik etmek.
  • Aylaklık etmek.

Lie about ile ilgili cümleler

English: Don't lie about me.
Turkish: Benim hakkımda yalan söyleme.

English: Don't lie about Ali.
Turkish: Ali hakkında yalan söyleme.

English: Do you really think Tom would lie about something like that?
Turkish: Tom'un öyle bir şey hakkında yalan söyleyeceğini gerçekten düşünüyor musun?

English: Don't lie about her.
Turkish: Onunla ilgili yalan söyleme.

English: Don't lie about them.
Turkish: Onlar hakkında yalan söyleme.

Lie about ingilizcede ne demek, Lie about nerede nasıl kullanılır?

Lie : Mideye oturmak. Kalmak. Uzanmak. Durmak. Yalan söylemek. Yalan atmak. Palavra. Atmak. Kandırmak. Yasal olmak.

About : İlgili. Geriye. -e ne dersin?. -den ne haber?. Takriben. Değişli. Şuraya buraya. Devresinde. Doğrusunda. Neredeyse.

Lie algebra : Lie cebiri.

Lie behind : Yol açmak. Arkasında yatmak. Temelinde yatmak. Arkasında gizli olmak. Ardında yatmak. Ardında gizli olmak. Nedeni olmak. Altında yatmak.

Lie detector : Yalan göstergeci. Yalan makinesi.

Lie down : Uzanmak. Yatmak. Şekerleme yapmak. Boylu boyunca uzanmak. Boylu boyunca yatmak. Kestirmek (uyku). Sere serpe yatmak. Serilip yatmak.

Lie fallow : Nadasa bırakılmak. (yetenek) (uzun süredir) kullanılmamak. Dinlenmeye geçmek. (yetenek) körelmek. Boş kalmak. Nadasa bırakılmış olmak.

 

İngilizce Lie about Türkçe anlamı, Lie about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lie about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fiddle : Dalavere. Parmak tıkırdatmak. Üçkağıt. Keman çalmak. Vaktini boşa harcamak. Katakulli. Keman. Ayrıntılarla ilgilenmek. Üzerinde oynama yapmak.

Dawdle : Ağır davranmak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Salınmak. Boşa geçirmek. Oyalanmak. Sallanmak. Eğlenmek. Zaman harcamak. İşi ağırdan almak.

Fribble : Oyalanmak. Boşa zaman harcamak. Hoppa. Hafifmeşrep. Boşa geçirmek. Eğlenmek. Oynamak.

Dawdled : Zaman harcamak. Sallanmak. İşi ağırdan almak. Ağır davranmak. Boşa geçirmek. Salınmak. İşini ağırdan alarak vakit kaybetmek. Eğlenmek. Oyalanmak.

Footle : Boşa harcamak. Aptalca konuşmak. Aptallık. Oyalanmak. Ahmaklık. Saçmalık.

Drones : Vızıldamak. Asalak. Asalak tip. Başkasının sırtından geçinmek. Monoton bir sesle konuşan kimse. Haylazlık etmek. Tekdüze bir sesle aralıksız konuşmak. Vızıltı. Homurdanmak. Erkek arı.

Lazed : Tembelleşmek. Tembelleşmiş.

Droned : Haylazlık etmek. Vızıldamak. Tekdüze bir sesle aralıksız konuşmak. Tembelce yaşamak. Parazit. Monoton bir sesle söylemek. Homurdanmak. Başkasının sırtından geçinmek. Asalak.

Drone : Asalak tip. Uzaktan kumandalı uçak. Asalak. Erkek arı. Pes ses tonu. Parazit. Tekdüze bir sesle aralıksız konuşmak. Başkasının sırtından geçinmek. Başkalarının sırtından geçinen kimse. Tembel.

Lie about synonyms : be lazy, bumming, laze, laze away, frig, laze about, fiddles, fiddle around, fool around, fiddled, laze around, have a laze, fool about, dawdles, arse around, lazes, bum, bums, droning, fribbling, bum around, fiddle about.