Linguistic frontier türkçesi Linguistic frontier nedir

  • Çeşitli dillerin konuşulduğu bölgeleri birbirinden ayıran, dillerin yayılış alanını belirleyen çizgi.
  • Dil sınırı.
  • Coğrafya alanında kullanılır.

Linguistic frontier ingilizcede ne demek, Linguistic frontier nerede nasıl kullanılır?

Linguistic : Dilbilimsel. Sözel. Dile ait. Dilsel. Dilbilim ile ilgili.

Frontier : Sınır. Kuzey dakota eyaletinde şehir. Sınırda olan. İki komşu devleti birbirinden ayıran, uluslararası bir antlaşma ile saptanmış çizgi ya da dar, uzun yerey parçası, bk. doğal sınır, yapma sınır. Hudut bölgesi. Hudut.

Linguistic atlas : Lehçeleri gösteren haritalar dizisi. Eşsiz dilbilimsel özellikler dağılımını gösteren atlas. Dil atlası.

Linguistic chart : Dil haritası.

Linguistic community : Dil topluluğu. Dilsel topluluk.

Linguistic context : Dilsel bağlam. Dil bağlamı.

İngilizce Linguistic frontier Türkçe anlamı, Linguistic frontier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Linguistic frontier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Aboriginal population : Yerli nüfus. Bir ülkeye başka bir yerden gelerek yerleşmiş kişilerin tersine, birkaç soydan beri orada doğup yaşamış kişilere verilen ad. bk. göçmen nüfus.

Abrasion platform : Aşınan ve karaya doğru gerileyen bir yalı yarın yerinde oluşan, denize doğru azıcık eğimli yerey. Dalga aşındırması düzlüğü. Dalga aşındırma düzlüğü.

 

Alluvial deposit : Alüvyon. Lığ. Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Air route : Günümüzde, özellikle yolcu taşımacılığında çok kullanılan ve yeryüzünün her yanını havalimanlarıyla birbirine bağlayan yoğun ulaşım ağı. Havayolu. Uçuş rotası.

Aluvial coast : Lığ yığıntılı kıyı. Genellikle alçak kıyılarda, dalga ve akarsuların ortaklaşa oluşturdukları birikinti düzlüğü.

Age pyramid : Belli bir zamanda, bir ülke, bir kent nüfusunun ya da aynı işle uğraşan bir topluluğun yaş bölünüşünü gösteren çizge. Yaş piramidi.

Aluvial terrace : Gençleşmeyle güç kazanan akarsuların yataklarını yeniden derinleştirerek koyak tabanı içine gömülmeleri sonunda oluşan ve bu yeni yatağın iki yanında kalan az eğimli, asılı düzlük, bk. gençleşme. Akarsu sekisi.

Altimetric profile : Kesit. Büyük ölçekli haritalarda, eşyükselti eğrilerinden yararlanarak, istenilen iki nokta arasında yeryüzü biçimlerini ve içyapısını gösteren yandan görünüş.

Ageing of the population : Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması. Nüfus yaşlanması.

Linguistic frontier synonyms : agricultural specialisation, agricultural production, adventife cone, afforestation, agricultural co operative, agrarian geography.