Littlest türkçesi Littlest nedir

Littlest ingilizcede ne demek, Littlest nerede nasıl kullanılır?

Littles : Hap. Papik. Düğme.

Belittles : Küçümsemek. Beğenmemek. Küçük görmek. Alçaltmak. Aşağılamak. Kötümsemek. Küçültmek.

Little bear : Küçükayı takımyıldızı. Küçükayı (astronomi terimi). Küçükayı. Yedi yıldızdan oluşan ve en parlak olan birinci yıldızına "demirkazık" adı verilen takımyıldız.

Little bittern : Küçük balaban. Cüce balaban. Kuşlar (aves) sınıfının, leyleksiler (ciconiiformes) takımının, balıkçılgiller (ardeidae) familyasından, güney ve orta avrupa, afrika, madagaskar, batı asya ve yeni zelanda'da sazlıklarda yaşayan, gaga ve ayakları sarı, kendi kırmızı, kül rengi, kara karışık renkli göçmen bir tür.

Little brother : Küçük erkek kardeş.

Little lion dog : Fransa’dan köken alan ve 1500’lü yıllarda tüm avrupa’da popüler olan, vücudunun arka kısmı ve ön bacaklardaki tüyleri kesilerek aslan görüntüsü verilen, yüzü basık, kafatası geniş, burnu siyah, kulakları düşük ve tüylü, vücudu kısa ve orantılı, kuyruğu orta uzunlukta, tüyleri dalgalı ve uzun, genellikle rengi beyaz, siyah ve sarı fakat benekli köpeklere de rastlanan, neşeli ve hayat dolu, sosyal ve zeki, cesur, dayanıklı ve inatçı, bekçi köpeği ve görünümünden dolayı süs ve ev köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, lowchen köpeği. Küçük aslan.

 

Little bustard : Mezgeldek. Bataklık kuşları (grallae) takımının, toygiller (otididae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, avrupa, asya ve kuzey afrika'da yaşayan bir tür. mezgeldek. Mezgerdek. Küçük toy kuşu. Küçük toy.

Little by little : Yavaş yavaş. Dirhem dirhem. Ufak ufak. Tedricen. Kerte kerte. Adım adım. Azar azar. Az az. Damla damla.

Little grebe : Cüce batağan. Küçük batağan. Yumurta piçi. Küçük dalgıçkuşu. Kuşlar (aves) sınıfının, lopludalgıçlar (podicipediformes) takımının, lopludalgıcgiller (podicipedidae) familyasından, 24 cm kadar uzunlukta, orta ve güney palearktik bölge ve afrika'da göl ve su birikintilerinde yaşayan, tüyleri kara, kahverengi, yeşil karışık olan bir tür. yumurtapiçi. Küçük yumurta piçi.

Little or nothing : Hiç denecek kadar. Ya az ya hiç. Hemen hemen hiç. Hiç denecek kadar az.

İngilizce Littlest Türkçe anlamı, Littlest eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Littlest ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Smallest : Çok küçük.

Undersized : Kavruk. Cılız. Küçük boy. Normalden küçük. Normal boydan daha küçük. Normalden daha küçük. Alışılandan ufak. Cüssesiz. Gelişmemiş.

Purblind : Yarı kör. Anlayışsız. Odun kafa. Mankafa.

Petty : Önemsiz. Aşağılık. Ivır zıvır. İkinci planda gelen. Ufak tefek. Cüzi. Dar kafalı.

The least : En az derece. En önemsiz kimse. Ebat veya büyüklükte minimal olan. En önemsiz şey. Önem veya derece veya değerdeki en düşük. Asgari. En az. En küçük sayı. En düşük.

 

Smallish : Küçükçe. Ufakça. Ufacık. Küçücük.

Campier : Yapmacık.

Microscopical : Mikroskopik. Mikroskobik.

Miniature : Minyatür. Çok küçük. Küçücük. Çok ufak. Minyatür yapmak.

Atomic : Atom. Atomsal. Atomik. Atomla ilgili. Çok küçük. Atomal.

Littlest synonyms : small indefinite quantity, itty bitty, pocket sized, pocketable, teensy weensy, bittie, small indefinite amount, itsy bitsy, pocket size, olive sized, undersize, caitiff, bantams, veriest, exiguous, contracted, petite, insular, few and far between, ickle, chintziest, cheapjack, low, cheaps, common, coarser, smaller, weeny, cheaper, slender, micro, diminutive, bittiest.

Littlest zıt anlamlı kelimeler, Littlest kelime anlamı

Large : Büyük. Büyük (servet). Koca. Büyücek. İri. Çok. Kocaman. Bol. Geniş. Kalabalık (aile).

Big : Büyük. Önemli. İri. Ünlü. Popüler. Kocaman.

Important : Nüfuzlu. Ciddi. Sözü geçer. Gururlu. Mühim. Okkalı. Saygın. Önem teşkil eden. Kibirli.