Littoral türkçesi Littoral nedir

  • Yalı boyu.
  • Coğrafya alanında kullanılır.
  • Sahil.
  • Gelgitin güçlü olduğu yerlerde, bu olayın etkisi altında kalan kıyının ön bölümü.
  • Kıyı.

Littoral ingilizcede ne demek, Littoral nerede nasıl kullanılır?

Littoral cordon : Kıyı kordonu.

Littoral current : Kıyı akıntısı.

Littoral deposits : Kıyı çökeltileri. Kıyı yakınında kum, iri kum, çamur, irili ufaklı çakıl gibi kökeni kara olan ve çok kez kimi deniz hayvanı kavkılarıyla karışık yığıntılar. Kıyı bölgesi çökelleri.

Littoral environment : Kıyı ortamı. Gelgit suları arasında kalan deniz kıyısı ortamı.

Littoral zone : Kıyı bölgesi. Kara ile deniz arasında, büyük gelgit sırasında zaman zaman su altında kalan ya da karaya bağlanan, genişliği yer yer değişen şerit biçiminde bölge. Gel-git arasında kalan kısım. Litoral bölge. Kıyı çizgisinden itibaren başlayıp yüksek yapılı su bitkilerin ortadan kalktığı yere kadar olan ve tamamen ışık alan kıyı bölgesi.

Litter : Ahırda hayvanın altına yataklık ot sermek. Hayvanları yatırmak için serilen saman veya kuru ot. Doğurmak (kedi vb). Dağıtmak. Doğurmak. Talaş sermek. Enik. Kedi ve köpek gibi çok memeli ve bir doğumda birden çok yavru veren memelilerin doğurduğu yavrulardan her biri. Yavrulamak.

 

Sublittoral zone : Sublitoral bölge. Litoralın altında kalan, yarı ışıklı veya ışıksız ve eğimi oldukça fazla olan bölge.

Littorals : Sahilde ya da sahil yakınında bulunan. Sahil. Kıyıya yakın. Sahile yakın. Kıyıya ait. Sahil boyu. Kıyı. Sahille ilgili. Kıyı bölgesiyle ilgili. Kıyısal.

Supralittoral : Supralitoral. Suların en yüksek olduğu yüzeyin üzerinde kalan, fakat dalgaların serpintisine ve fırtınalı havalarda su basmasına maruz kalan, kara ile deniz arasındaki geçit bölgesi.

Sublittoral : Sahile yakın. Sublitoral.

İngilizce Littoral Türkçe anlamı, Littoral eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Littoral ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Seacoast : Deniz kıyısı. Deniz sahili. Deniz kenarında bulunan arazi. Denizlerin, yapay ve doğal göllerin kıyı çizgisi boyunca uzanan kara parçası.

Border : Sahnenin üstündeki ,ızgaraların ve palangaların bulunduğu mekanik kesim. Atletizm, bilgisayar alanlarında kullanılır. Yakına gelmek. Sınırlandırmak. Sınır koymak. Koşu yolunun çimento, tahta ya da uygun herhangi bir özdekten yapılmış 5 cm. yüksekliğinde, 5 cm. genişlikteki iç kıyısı. Kenarlık. Sahne yukarısından asılan, sahnenin üst kesimini maskelemede kullanılan çoğu kez kara perde. Sınırdaş olmak.

Rivage : Sahil veya sahil şeridi.

Alluvial deposit : Akarsuların taşıyıp yığdıkları mil, kil gibi çok ince taneli öğelerle, kum ve çakılların karışımıyla oluşan yığın. Lığ. Alüvyon.

Abandoned meander : Taşkın sırasında sapından koparak bütünüyle akış dışında kalan büklüm. Akmaz.

Litoral : Suların en yüksek olduğu düzeyle en alçak olduğu düzey arasında kalan, sürekli olarak suyla örtülü olmayan sahil bölgesi. Litoral.

 

Banks : Banka. Banko. Yokuş. Set. Küme. Tuş arası (müzik terimi). Uçağın bir yana yatması. Silindir arası (motor).

Ageing of the population : Nüfus yaşlanması. Doğumların azalması, sağlık koşullarının ve sağlıkbilimsel denetim ve bakımın ileri düzeye ulaşması sonunda ortalama yaşın büyümesi nedeniyle bir ülke ya da bölge nüfusunda yaşlı kişiler oranının artması.

Coastal : Sahille ilgili. Kıyısal. Kıyı (ile ilgili). Sahil devriye uçağı. Sahil boyunca. Sahile ait. Kabotaj. Kıyı ile ilgili.

Bank : Set çekmek. Yokuş. Küme. Basamak. Banka. Kümelenmek. Yığın. Para ve para gibi geçerli olan tecimsel belgitler üzerinde işlem yapan tecim kuruluşu. yatırım kabul eden, kendi güvenirliğini karşıtının güvenirliği yerine koyarak onlara satın alma gücü sağlayan, para kullanılmadan da işlerin yürütülmesini kolaylaştıran anamal, para saygınlık ve ürem üzerine her türlü işlemi düzenleyen ve yürüten, gerçek ve tüzel kişilerin ve devletin bu alandaki gereksemelerini yerine getirici uğraşlarda bulunan ve bunları yapmağa yasalarla yetkilendirilen akçalı ve tecimsel kuruluş. Silindir arası (motor). Akarsu kıyısı.

Littoral synonyms : aluvial terrace, agrarian geography, air route, littorals, sea front, brink, coasts, abrasion platform, beaches, coastlines, afforestation, edge, sands, beach, agricultural production, seaboard, agricultural co operative, aboriginal population, adventife cone, seashore, altimetric profile, age pyramid, brinks, coastline, aluvial coast, littoral zone, agricultural specialisation, sea coast, heated, seaboards, coasted, coast.

Littoral ingilizce tanımı, definition of Littoral

Littoral kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to a shore, as of the sea.