Banks türkçesi Banks nedir

  • Set.
  • Uçağın bir yana yatması.
  • Kıyı.
  • Alabama eyaletinde şehir.
  • Sahil.
  • Küme.
  • Yokuş.
  • Yığın.
  • Bankalar.
  • Silindir arası (motor).
  • Banka.
  • Tuş arası (müzik terimi).
  • Banko.

Banks ile ilgili cümleler

English: All depositors with over €100,000 in Southern Cypriot banks will now have to pay 9.9 percent levy on their savings as part of a €10 billion bailout plan agreed on Friday, March 15.
Turkish: 5 Mart Cuma günü kararlaştırılan 10 Milyar Avroluk kurtarma planı uyarınca Güney Kıbrıs bankalarında 100,000 avronun üzerinde parası bulunan mudilerin artık tasarrufları üzerinden yüzde 9.9 vergi ödemesi gerekecek.

English: Ali doesn't think banks are open today.
Turkish: Ali bugün bankaların açık olduğunu düşünmüyor.

English: My father banks part of his salary every week.
Turkish: Babam maaşının bir bölümünü her ay bankaya yatırıyor.

English: How can banks prepare for the next recession?
Turkish: Bankalar önümüzdeki durgunluk için nasıl hazırlanabilirler?

English: Greek banks could soon run out of money.
Turkish: Yakında Yunan bankalarının paraları tükenebilir.

Banks ingilizcede ne demek, Banks nerede nasıl kullanılır?

Banks of the jordan : Ürdün kıyıları. Ürdün nehri'nin kıyıları.

Banks union : Bankalar arasındaki dayanışmanın sağlanılması, yersiz girişim ve yarışımların önlenilmesi amacıyla kurulan tüzelkişi durumundaki birlik. Bankalar birliği.

 

The banks association of turkey : Serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde, bankacılık düzenleme ilke ve kuralları doğrultusunda bankaların hak ve çıkarlarını savunmak, bankacılık sisteminin büyümesi, sağlıklı olarak çalışması ve rekabet gücünün artırılması, rekabetçi bir ortamın yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi için gerekli kararları almak ve uygulanmasını sağlamak amacıyla 1958 yılında kurulan birlik. Türkiye bankalar birliği.

African assocation of central banks : Afrika ülkeleri merkez bankaları arasında para, bankacılık ve maliye alanlarında işbirliğini geliştirmek amacıyla 1968 yılında oluşturulmuş kuruluş. Afrika merkez bankaları birliği.

Cash in banks : Genel olarak bir bankanın kasalarında bulunan belgitler, ödekler ve değerli kağıtların tümü. bir bankaya gerçek ya da tüzel kişilerce yatırılan paralara ilişkin sonuçları, para alma ve verme işlemlerini izleyebilmek amacıyla kendilerine bankalarca verilen yazılık. Banka yazılığı.

Banksman : Vinç operatörü. Vinç yükünün yüklenip boşaltılmasından sorumlu olan operatör. Vinci yönlendiren makinist (madencilik). İşaretçi.

Merchant banks : İş bankaları. Ticaret bankaları. Dış ticaretin finansmanında uzmanlaşmış bankalar.

European system of central banks : Avrupa merkez bankalar sistemi. Avrupa merkez bankaları sistemi. Avrupa birliğinin para politikasını belirleyerek uygulamak; döviz işlemlerini yürütmek; resmi döviz rezervlerini tutmak ve yönetmek; çok taraflı ödemeleri düzenlemek amacıyla üye ülkelerin merkez bankaları ile avrupa merkez bankasından meydana gelen federatif yapıdaki bağımsız organ.

 

The river burst its banks : Nehir kıyılarını sular altında bıraktı. Nehir taştı. Nehir kenarındaki setleri patlattı. Nehir kıyılarını patlattı. Nehir yatağından taştı.

Regional development banks : Bölgesel kalkınma bankaları.

İngilizce Banks Türkçe anlamı, Banks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Banks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Dams : Engel. Toplama havuzu. Barajlar. Baraj. Anne hayvan. Yavaşlatıcılar. Hazne.

Grade : Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Cins. Sınıflandırmak. Not. Derece. Basamak. Türüne göre kimi zaman damarlarının sıklık ve paralellik düzeyinden doğan güzelliği ile, kimi zaman üzerindeki figürlerin düzgünlüğü ve çekiciliği ile ölçülen; bir taneden dört taneye kadar yan yana konulabilen a harfleri ile derecelendirilen; kerestenin fiyatı için belirleyici olan ağaç ve kereste özelliği. Derecelendirmek. Aşama.

Coasts : Kıyılar. Deniz kıyısı. Deniz kenarı. Kızak için uygun yokuş. Kızakla yokuştan kayma.

Coastline : Kıyı boyu. Sahil şeridi. Sahil boyu. Rahil şeridi. Kıyı şeridi. Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Sahil kenarı. Kıyı çizgisi. Kıyı kuşağı.

Gradient : İrtifa. Rampa. Düşüm. Değişim ölçüsü. Derece derece değişen. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bayır. Meyil. Birleşenleri, bir sayıl işlevin x, y, z yerlemlerine göre tikel türevleri olarak tanımlanan yönleçsel işlev.

Bunds : Toprak set çekmek. Toprak set. Sarmalama. Dernek. Rıhtım. Bent.

Barrages : Nehir barajı. Soru yağmuruna tutmak. Engelleme ateşi. Bent. Baraj. Yaylım ateşi. Yağmur. Yoğun yaylım ateşi. Engel.

Accumulation : Yığma. Toplumların ekinsel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci. Birikme. Birikim. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Toplanma. Birikinti. Yığılma. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Toplama.

Lender : Borç veren kimse. Ödünççü. Ödünç veren. Faizle borç para veren. Borç veren. Borç para veren kişi. Ödünç para veren. Mukriz.

Ascents : Yükselme. Rampa. Tırmanış. Bayır. Tırmanma. Yukarı doğru göç. Sporda verilen herhangi bir işaretle yarışa başlama. Çıkış. Bir yer veya mekandan çıkmak için kullanılan yer.

Banks synonyms : sir joseph banks, anderson, andalusia, border, seaboard, body, banking institution, banco, batch, rivage, budgets, dam, brink, belk, beaches, littoral, coastlines, coastal, glacis, climb, alma, declinations, brent, batches, acclivities, edge, beach, accumulations, bodying, clusters, clamps, agglomeration, bremen.