Locus türkçesi Locus nedir

  • Belli bir gen ya da bu genin alellerinden birinin kromozom üzerinde bulunduğu düşünülen yer.
  • Lokus.
  • Geometik yer.
  • Gezenek.
  • Cinayet mahalli.
  • Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Kromozomların üzerlerinde genlerin bulunduğu özel yerler.
  • Yer. genlerin dna üzerindeki fiziksel yerleşim yeri.
  • Mevki.
  • Yer.
  • Geometrik yer.
  • Yörünge.
  • Mahal.

Locus ile ilgili cümleler

English: That's not a grasshopper. It's a locust!
Turkish: O bir çekirge değil, o bir ağustos böceği!

English: Commentators have variously described the sound of vuvuzelas as "annoying" and "satanic" and compared it with "a stampede of noisy elephants", "a deafening swarm of locusts", "a goat on the way to slaughter", "a giant hive full of very angry bees", and "a duck on speed".
Turkish: Maç spikerleri vuvuzelaların seslerini "rahatsız edici" ve "şeytani" gibi çeşitli şekillerde tarif ettiler ve onu "gürültücü fillerin izdihamı", "sağır eden çekirge sürüsü", "katliam yolundaki bir keçi", "çok kızgın arılarla dolu büyük bir kovan" ve "hızlı ördek"'e benzettiler.

Locus ingilizcede ne demek, Locus nerede nasıl kullanılır?

Root locus branch : Kök yereğrisi dalı.

Gene locus : Belirli bir genin kromozom üzerinde bulunduğu bölge. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Gen lokusu. Belli bir genin kromozom üzerinde bulunduğu bölge.

 

Geometric locus : Geometrik yer.

Root locus : Kök yereğrisi. Kök yer eğrisi.

Spectrum locus : Tekrenkli ışınımlar yeri. Tayfsal yer. Renksel bir diyagramda tek renkli ışınımları gösteren noktaların geometrik yeri. Tayfsal geometrik yer.

Locustella : Çekirge kamışçınları.

Locusting : Salkımağacı. Harnup. Akasya. Aksalkım. Çekirge. Yalancı akasya. Keçiboynuzu. Ağustosböceği.

African migratory locust : Afrika göçmen çekirgesi. Böcekler (ınsecta) sınıfının, düz kanatlılar (orthoptera) takımından, duyargaları uzun olan göçmen bir eklem bacaklı türü.

Locust : Böcekler (ınsecta) sınıfının, düz kanatlılar (orthoptera) takımından, duyargaları kısa ve yassı, vücudu ince ve uzun, başın ön bölgesi koni gibi uzamış, açık sarı, kül rengi ve açık yeşil renkli olan bir eklem bacaklı türü. Salkımağacı. Harnup. Ekin çekirgesi. Aksalkım. Böcekler (ınsecta) sınıfının, düz kanatlılar (orthoptera) takımından, art kanatları kırmızı renkte bir eklem bacaklı türü. Çekirge. Keçiboynuzu. Yalancı akasya.

Locust tree : Baklagiller (legüminosae) familyasından, 25 m kadar boylanabilen, yol kenarlarında süs bitkisi olarak kullanılan, beyaz çiçekli, çiçekleri kabızlığa karşı yatıştırıcı ve safra artıncı olarak kullanılan bir ağaç türü. beyaz salkım. Yalancı akasya. Akasya.

İngilizce Locus Türkçe anlamı, Locus eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Locus ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Room : Oturmak. Kalmak. Mekan. Meydan. Oda. Pansiyon. Boş yer. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Ç.daire.

 

Stead : Yarar. Fayda. Başkasının yeri.

Steading : Başkasının yeri. Fayda. Yarar.

Niche : Bir organizmanın yaşam sahası ve görevi. Oyuk. Uygun yere koymak. Uygun yer. Duvarda oyuk (heykel vb için). Niş. Hücre. Oyuğa koymak. Uygun bir yere yerleştirmek.

Set : İnatçı. 800 metreye dek düzenlenen koşularda, çıkış çizgisinde yerlerini alan yarışçıları dikkat durumuna getirmek için, çıkışçının kendi ana dilinde verdiği uyarı komutu. Öbek. Küme. Dediğim dedik. Dikkat komutu. Oturtmak. Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi. İçten olmayan. Belirli.

Locales : Olay yeri.

Lieu : Mekan.

Niching : Duvarda oyuk (heykel vb için). Hücreye yerleştirmek. Hücre. Uygun yer. Heykel veya benzeri için oyuk. Uygun yere koymak. Uygun bir yere yerleştirmek. Duvardaki hücre. Oyuğa koymak.

Asl : Yaş. Abd'de kullanılan işaret dili. Cinsiyet. American sign language (amerikan işaret dili).

Portfolio : Bakanlık. Belgeler. Gerçek veya tüzel bir kişinin kazanç sağlamak amacıyla oluşturduğu mali varlıklar bütünü. Resimler (ressamın yapıp bir araya getirdiği). Makam. Çıkın. Görev. Portföy. Tahviller.

Locus synonyms : niches, places, orbital, deferent, site, catchall, locations, ground, glebe, satellite orbit, orbit, trajectories, floor, geometric locus, earths, place, lay, abode, path, lays, degree, orbits, catchalls, exposal, occasion, steads, venue, situation, condition, footing, steadings, earth, geo.

Locus ingilizce tanımı, definition of Locus

Locus kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A place. A locality.