Stead türkçesi Stead nedir

Stead ile ilgili cümleler

English: Ali has been going steady with Mary for six months.
Turkish: Ali altı aydır sadece Mary ile flört ediyor.

English: Ali is going steady with Mary.
Turkish: Ali Mary ile istikrarlı gidecek.

English: Ali steadied himself.
Turkish: Ali kendini sakinleştirdi.

English: But for your steady support, my mission would have resulted in failure.
Turkish: Eğer senin düzenli desteğin olmasa, benim misyonum başarısızlıkla sonuçlanırdı.

English: Ali has made steady progress.
Turkish: Ali sürekli ilerleme kaydetti.

Stead ingilizcede ne demek, Stead nerede nasıl kullanılır?

Stand somebody in good stead : Yararlı olmak. İşine yaramak.

Steadfast : Muhkem. Değişmez. Sadık. Dönmez. Sarsılmaz. Sabit. Kararlı. Sebatlı. Israrlı. Değişmeyen.

Steadfastly : Azimle. Sebatla. Kararlılıkla.

Steadfastness : Sebat. Metanet. Sabır. Azim.

Steadied : Doğru yola getirmek. Oynamaz. İstikrarlı gitmek. Sabit kalmak. Hareket etmemek. Sakinleştirmek. İstikrarlı. Kıpırdamamak. Doğru yolda tutmak. Titremesini durdurmak.

Steadier : Titremeyen. Daha sabit. Oturmuş. Sabit. Sağlam. Sakin. Düzenli. İstikrarlı. Sürekli. Sarsılmaz.

Steadily : Israrla. Sabit şekilde. Sebatla. Muntazaman. Durmadan. Değişmez bir biçimde. Gittikçe. İstikrarlı bir şekilde. Boyuna.

 

Steadiness : Sabır. Kararlılık. Sarsılmazlık. Sebatlık. Sabitlik. Sebat. Denge. Durukluk. Metanet. Devam.

Steads : Fayda. Başkasının yeri. Yarar. Yer. Mahal.

Steadies : Doğru yola getirmek. Sallanmaz hale getirmek. Sabit durum. Kalıcı arkadaş. Oynamaz. İstikrarlı. Titrememek. Kız arkadaş. Kıpırdamamak. Sağlam.

İngilizce Stead Türkçe anlamı, Stead eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stead ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Benefitted : Menfaat. Çıkar. Yarar görmek. Faydası olmak. Yaramak. Yararlanmak. Yararına olmak. Fayda göstermek.

Glebe : Arazi. Vakıf arazisi. Toprak.

Binned : Teneke. Kutu. Çöp kovası. Küçük depo. Bidon. Ambarlamak. Çöp kutusu. Çöpe atmak. Tahıl saklamak için kullanılan kap.

Efficacies : Etki. Faydalılık. Tesir. Etkililik. Yararlılık. Etkinlik. Efikasite.

Ground : Hareket izni vermemek. Hukuk, jeoloji alanlarında kullanılır. Yere sermek. İyileşmek. Topraklamak. Yere indirmek. Kırsal toprak. Karaya oturtmak. (gemi) karaya oturmak.

Locality : Mekan. Muhit. Olay yeri. Şehir. Semt. Yöre. Bölge. Mevki.

Position : Memuriyet. Konum. Sav. Görev. Yerleştirmek. Durmak (bir yerde). Pozisyon. Duruş. Doğum sırasında yavrunun belirli bir noktasıyla apertura pelvis kranyalisin belirli noktaları arasındaki ilişki, pozisyon. Fikir.

Earth : Üzerinde yaşadığımız, güneş dizgesine bağlı gezegen. Zemin. Üzerinde yaşadığımız gezegen. Yeryuvarlağı. Hayvan ini. Toprağa bağlamak. Örtmek. Toprak. Yeryuvarı. Topraklama hattı.

Advantages : Menfaat. Avantajlar. Çıkar. Avantaj. Üstünlük.

 

Benefit : Menfaat. Fayda göstermek. Bk. fayda bir iktisadi etkinliğin iktisadi karar birimlerinin lehine verdiği somut ya da soyut her türlü sonuç. Kazanç. Faydası olmak. Yararlanmak. Yararı olmak. Çıkar.

Stead synonyms : profit, convenience, accounts, place, pecuniary advantage, floor, catchall, part, grist, office, localities, exposals, geo, profitability, earths, advantageousness, benefitting, room, account, efficacy, asl, behoof, footings, bin, places, locale, profited, steadings, steading, occasion, availment, benefited, avail.

Stead ingilizce tanımı, definition of Stead

Stead kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To benefit. To support. Place, or spot, in general. To assist. To help.