Lieu türkçesi Lieu nedir

Lieu ile ilgili cümleler

English: He was demoted to the rank of lieutenant.
Turkish: Teğmenliğe tenzil edildi.

English: Ali was a lieutenant.
Turkish: Ali bir teğmendi.

English: The camp was under the command of Lieutenant Jackson.
Turkish: Kamp Teğmen Jackson'ın komutası altındaydı.

English: He is a lieutenant.
Turkish: O bir teğmendir.

English: The Royal Palace in Paris was built in 1629 for Richelieu.
Turkish: Paris'teki Kraliyet Sarayı 1629'da Richelieu için yapılmış.

Lieu ingilizcede ne demek, Lieu nerede nasıl kullanılır?

In lieu of : Yerine. Bedel olarak. İcabına göre. Bedel olarak gereğince. Gereğince. Onun yerine.

Lieut : Ordu'da yetkili bir rütbe. Lieutenant (teğmen) rütbesinde olan kimse.

Lieutenancies : Teğmenlik. Yüzbaşılık.

Lieutenancy : Teğmenlik. Yüzbaşılık.

Lieutenant : Yüzbaşı (deniz). Üsteğmen. Üsteğmen (ingiliz ingilizcesi). Deniz yüzbaşı. Teğmen. Mülazım. Vekil. Yardımcı. Teğmenlik. Sağ kol.

Lieutenant colonel : Yarbay.

Flight lieutenant : Pilot yüzbaşı. Hava yüzbaşısı.

Milieu : Bir bireyin, bir toplumsal kümenin ya da bir toplumun dirimbilimsel, toplumsal, ekinsel yaşamını etkileyebilecek dış etmenlerin tümü. Taraf. Miliyö. Çevre. Sosyal çevre. Bir olayın içinde oluştuğu ve geliştiği durumsal koşullar bütünü. Muhit. Ortam.

 

Second lieutenant : Teğmen.

Flag lieutenant : Amiral emir subayı.

İngilizce Lieu Türkçe anlamı, Lieu eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lieu ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Earths : İn. Toprak. Kara. Yeryüzü.

Room : Pansiyon. Neden. Boş yer. Bir yapının, özellikle bir evin, oturmak, çalışmak, yatmak gibi eylemlere yarayan gözelerinden her biri. Meydan. Ç.daire. Fırsat. Oturmak.

Localities : Mevki. Civar. Muhit. Bölge. Mevzi. Semt. Yöre. Şehir.

Steads : Yarar. Fayda. Başkasının yeri.

Floor : Yeri kaplamak. Döşemek. Afallatmak. Zemin. Gazı köklemek. Tam gaz vermek. Şoke etmek. Şaşırtmak. Yere yıkmak. Yenmek.

Glebe : Toprak. Arazi. Vakıf arazisi.

Exposals : Teşhir. Açığa vurma. Yerleştirme (güneşle ilişkili). Açma. Maruz olma. Yerleştirme. Poz. İfça. Fesih. Terketme.

Venues : İnsanların buluşmayı veya bir şey kurmayı kararlaştırdıkları herhangi bir yer. Buluşma yeri. Mahkeme yeri. Alan. Bir etkinliğin gerçekleştiği yer. Olay yeri. Cinayet mahalli. Olayın gerçekleştiği yer.

Geo : Yeryüzü. Jeo.

Inhabitance : Oturulan yer. Konut. İkamet etme. Yaşama. Oturma. Yaşanılan yer.

Lieu synonyms : steadings, stead, position, office, place, hangouts, behalf, role, abode, bin, binned, ground, locale, locales, function, locus, footing, locality, catchall, site, catchalls, exposal, occasion, space, hangout, steading, earth, venue, asl, part, places, footings, environment.

Lieu ingilizce tanımı, definition of Lieu

Lieu kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Place. Stead. Room. Used only in the phrase in lieu of, that is, instead of.