Look for türkçesi Look for nedir

Look for ile ilgili cümleler

English: Ali asked me to look for some rope.
Turkish: Ali biraz ip aramamı istedi.

English: Ali doesn't know where to look for Mary.
Turkish: Ali Mary'yi nerede arayacağını bilmiyor.

English: After I found out where Tom went, I went to look for him.
Turkish: Tom'un nereye gittiğini öğrendikten sonra onu aramaya gittim.

English: Ali has to look for a job.
Turkish: Ali bir iş aramak zorundadır.

English: Ali came to Boston to look for a job.
Turkish: Ali bir iş aramak için Boston'a geldi.

Look for ingilizcede ne demek, Look for nerede nasıl kullanılır?

Look : Ummak. Görmek. Görünüş. Bakmak. Aramak. Görünmek. Ümit etmek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Göstermek. Bakış.

For : Namına. -e rağmen. -den dolayı. Adına. Diye. Süresince. Şerefine. Yerine. Zira.

Look for trouble : Bela aramak. Belasını aramak. Canına susamak. Kaşınmak.

Look forward : Dört gözle beklemek.

Look forward to : İştiyakle beklemek. Dört gözle beklemek. Beklemek. 4 gözle beklemek. Gerçekleşmesini istemek. Sabırsızlıkla beklemek. Sabırsızlanmak. İple çekmek. Can atmak. İstekle beklemek.

Look about : Etrafını gözlemek. Çevresine bakmak. Sağa sola bakınmak. Etrafına bakmak. Sağa sola bakmak. Bakınmak.

 

İngilizce Look for Türkçe anlamı, Look for eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Look for ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Get across : Anlatmak. Açıklamak. Birbirinin karşıtı olmak. Zorlukla sıyrılmak. Benimsenmek. Anlaşılmasına neden olmak. Anlaşılmak. Beğenilmek. Anlaşılmasını sağlamak.

Hand on : Devretmek. Elden ele geçirmek. Başkasına vermek. Babadan oğula geçirmek. Dolaştırmak.

Changes : Haline gelmek. Bozdurmak. Değiş tokuş etmek. Dönüşmek. Üzerini değişmek. Değiştirmek. Takas etmek. Bozmak. Değişiklikler.

Adapts : Alışmak. Uymakalıntı yapmak. Adapte olmak. İntibak ettirmek. Uymak. Uyarlamak. Uyum sağlamak. Adapte etmek. Uydurmak.

Find what : Ne bulunsun.

Expect of : İstemek.

Carry over : Gelmek. Nakletmek (hesap). Tehir etmek. Devretmek. Sonraki yıla nakletmek. Geri çekme. Ertelemek. Nakletmek. Ayırma.

Beat about : Sıkıntıyla aramak. Rota değiştirmek. Endişeyle aramak. Aranmak. Aranıp durmak. Bakınmak.

Citing : Celbetmek. Çağırmak (mahkemeye). Atıfta bulunmak. Mahkemeye çağırmak. Anmak. Bahsetmek. Zikretmek. Alıntı yapmak (yazıda vb). Takdiri açıklamak.

Extract : Ekstrakt. İhraç etmek. Biyoloji, kimya, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çıkarmak. Ayırıp çıkarmak (parça). Diş çekmek. Seçerek almak. Bir maddenin özünü çıkarma, özünü elde etme, ekstrakt. Çekmek.

Look for synonyms : be in hopes of, attend, attend to, hoped, break, be on the lookout fo, awaited, foraged, dial, be spoiling for, bargain on, discontinuance, chase after, be waiting, comma, foresee, attends, abided, be in charge, bide, search for, ask for, be on the look out for, figure on, bargain for, beheld, attorning, comb, dec, abscissions, dials, abideth, breather.