Looker on türkçesi Looker on nedir

Looker on ingilizcede ne demek, Looker on nerede nasıl kullanılır?

Looker : Güzel ve çekici kız. Seyirci. İzleyici. Fıstık veya piliç veya çok çekici kız.

On : Esnasında. İle. Yanmak. Devrede. E doğru. De. Üstünde. Yönünde. Çakırkeyif. Makbul.

Lookers : Güzel ve çekici kız.

A blot on escutcheon : Şerefine sürülmüş leke. Şerefine leke düşürücü şey. Onur lekeleyici davranış.

A crochordon : Akrokordon. Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom.

A desperate situation : Vahim bir durum.

İngilizce Looker on Türkçe anlamı, Looker on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Looker on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beholder : Seyreden. Bakan kimse.

Spectators : Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. İzleyiciler. Toplu olarak bir yerde aynı oyunu ya da gösteriyi, gözle görünen bir durumu, kişiyi, olayı, tiyatro yapıtı içinde seyreden kişi. Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. İzleyici.

 

Audience : Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. (okuyucu veya dinleyici) kitle. İzleyiciler veya dinleyiciler topluluğu. Okuyucu veya dinleyici kitlesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İzlerçevre. Dinleyici. Resmi görüşme. Bir film gösterimine izleyici olarak katılan kimseler, izleyici topluluğu; genel olarak izleyici. tv. televizyon yayınlarını toplu olarak izleyen kimseler. İzleyici.

Looker : İzleyici. Güzel ve çekici kız. Fıstık veya piliç veya çok çekici kız.

Onlooker : İzleyici. Olaylara katılmayıp yalnızca izleyen kişi.

Bystanders : Görgü tanığı. Bir olayı olaya karışmadan kenardan izleyen. Olaya karışmadan bir kenarda duran kimse. Olaya karışmadan bir kenarda duran kişi. Üçüncü kişi. Seyirci kalan.

Cinemagoer : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Filmlerin iyi ya da kötü oluşuna bakmaksızın, sürekli olarak sinemaya giden kimse, sinema tiryakisi. Sinema düşkünü. Düzenli sinema izleyicisi. Sinema seyircisi. Sinemasever.

Public : Genel. İzleyiciler. Herkese açık. Topluluk oluşturucu ortak çıkarlar çevresinde oluşan ve üyeleri bu ortak çıkarlar konusunda karar birliğine ulaşmak için etkileşimde bulunan toplumsal kesim. Aleni. Kamu. Herkese ait. Otel. Seyirciler. Kamusal.

Spectator : Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. İzleyici. Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm.

Publics : Ahali. Bar (ingiliz ingilizcesi). Umum. Otel. Birahane (ingiliz ingilizcesi). Seyirciler. Halk. Bar. Kamu.

Looker on synonyms : audiences, onlookers, televiewer, bystander, beholders.