Lowdown türkçesi Lowdown nedir

  • İçyüzü.
  • İşin aslı.
  • Bir işin içyüzü.
  • Gerçek.
  • Bir işin iç yüzü.

Lowdown ile ilgili cümleler

English: Japan's foreign aid is decreasing in part because of an economic slowdown at home.
Turkish: Japonya'nın dış yardımları yurttaki ekonomik yavaşlamadan dolayı kısmen azalıyor.

Lowdown ingilizcede ne demek, Lowdown nerede nasıl kullanılır?

Lowdowns : Gerçek. Bir işin iç yüzü. İşin aslı. İçyüzü.

Economic slowdown : Ekonomide ve piyasaların faaliyetlerinde düşme. Ekonomik yavaşlama. Ekonomik durgunlaşma. Ekonomik durgunluk.

Slowdown : Yavaşlamak. Ağırlaşma. Yavaşlatma grevi. Durgunluk (işlerde). Yavaşlatma. Yavaşlatmak. Yavaşlama. İşi yavaşlatma. Durgunlaşma.

Slowdowns : Yavaşlatma. Ağırlaşma. Yavaşlatma grevi. Durgunluk (işlerde). Yavaşlama. Durgunlaşma. Yavaşlamak. Yavaşlatmak. İşi yavaşlatma.

Blowdried : Saç fönlemek. Saç kurutma makinesiyle saç kurutmak. Fön yapmak.

Low blood pressure : Düşük tansiyon.

Blowdrying : Saç kurutma makinesiyle saç kurutmak. Fön yapmak. Saç fönlemek.

Low carbon martensite : Düşük karbonlu martensit.

Low camera view point : Bir alıcının, orta boyda bir insanın omuz düzeyinden aşağıda bulunduğu durum. yüksek görüş noktasının karşıtı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Alçak görüş noktası.

 

Low consumption : Az tüketen. Ekonomik.

İngilizce Lowdown Türkçe anlamı, Lowdown eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lowdown ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fleet street : Londra'da çoğu ulusal gazetenin ofislerinin bulunduğu bölge. Medyanın etkisi. Gazetecilik. Basın.

Greenwich : New york eyaletinde yerleşim yeri. Greenwich. Connecticut eyaletinde şehir. New jersey eyaletinde yerleşim yeri. Ohio eyaletinde yerleşim yeri.

Hold up : Göstermek. Yolunu kesmek. Kaldırmak. Direnmek. Soymak. Dayanmak. Gecikmek. Arzetmek. Geri tutmak. Yardımda bulunmak.

England : İngiltere.

Detain : Alıkoymak. Mahrum etmek. Gözaltına almak. Engellemek. İzinsiz bırakmak. Hapsetmek. Oyalamak. Durdurmak. Yubatmak. Tutmak.

Bedrock : -e bir başka örnek. Dip kaya. Ana kaya. Temel bilgiler. İşin gerçeği. Temel prensip. Köken. Anakaya. Yerli kayaç.

Actuality : Gerçeklik. Aktüalite. Güncellik. Gerçek durum. Hakikat. Eylemsellik. Hakiki vaziyet.

The city : Londra'nın merkezi konumundaki finans ve ticaret bölgesi. Londranın iş merkezi. Londra'nın iş merkezi. Londra'nın iş ve bankacılık merkezi.

Penetralia : İçi.

Lowdown synonyms : british capital, newgate, city of london, bloomsbury, greater london, city of westminster, trafalgar square, tower of london, capital of the united kingdom, lowdowns, bona fide, slow up, earnest, actualities, colour, achievable, big ben, lombard street, actuals, westminster, actual, delay, retard, decelerate, candids, dinkum, fall, west end, whitehall, pall mall, authentics, disillusioned, harley street.

Lowdown zıt anlamlı kelimeler, Lowdown kelime anlamı

 

Increase : Arttırmak. Çoğaltmak. Üremek. Yükseklik, herhangi bir mal ya da nesneye ilişkin değerin arttırılması. Artma. Yükseltmek. Artırmak. Yükselmek. Artış.

Rush : Telaş etmek. Acele ile göndermek. Acele ettirmek. Koşturmak. Üstüne atılmak. Yetiştirmek. Düşünmeden girişmek. Kazıklamak (ingiliz ingilizcesi). Sıkboğaz etmek. Aceleye getirmek.

Accelerate : İvme kazandırmak. Hızlanmak. Tacil etmek. Çabuklaştırmak. Gaza basmak. Tesri etmek. Hız kazandırmak. Hızlandırmak. Hız vermek. İvmek.

Lowdown antonyms : float, rise, ascend, stay in place.