Hold up türkçesi Hold up nedir

  • Alıkoymak.
  • Yardımda bulunmak.
  • Desteklemek.
  • Gecikmek.
  • Dayanmak.
  • Tutmak.
  • Geri tutmak.
  • Kaldırmak.
  • Direnmek.
  • Göstermek.
  • Durdurmak.
  • Havaya kaldırmak.
  • Arzetmek.
  • Yolunu kesip soymak.
  • Geciktirmek.
  • Yolunu kesmek.
  • Yukarıda tutmak.
  • Korumak.
  • Sabit kalmak.
  • Soymak.

Hold up ile ilgili cümleler

English: Hold up, Tom.
Turkish: Dayan, Tom.

English: Tom, hold up.
Turkish: Tom, dayan.

Hold up ingilizcede ne demek, Hold up nerede nasıl kullanılır?

Hold : Dayanmak. Kavramak. Barındırmak. (ağırlık) taşımak. Zaptetmek. Sahip olmak. Geçerli olmak. El koymak. Günlük çekimler arasından asıl filmde kullanılmak üzere ayrılmış başarılı çekim. Çekmek.

Hold a child back a year : Çocuğa okulda aynı sınıfı tekrarlatmak.

Hold a crowd back : Kalabalığı zaptetmek.

Hold a postmortem : Başarısız bir durumu ameliyat masasına yatırmak.

Hold a secret : Sır saklamak.

İngilizce Hold up Türkçe anlamı, Hold up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Hold up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lodged : Konaklamak. Sunmak. Saplanmak. Yerleştirmek. Takılmak. Para yatırmak. Bildirmek. Oturmak. Vurmak.

Buffer : Kıskı. Sindirim kanalı asitliğinin değişmesini engellemeye yardım eden ve çiftlik hayvanları rasyonlarında kullanılan kalsiyum karbonat, sodyum bikarbonat, bentonit gibi maddeler. zayıf bir asit ve bu asidin kuvvetli baz olan tuzundan veya zayıf bir baz ve bu bazın kuvvetli bir asitle olan tuzundan oluşan az miktarda asit veya baz eklendiğinde ph değişmesine direnç gösteren özel ph değerine sahip bir sistem veya çözelti, bafır. cerrahide gaz, pamuk vb. ile yapılan ve bastırılarak kan dindirmeye ve ilaç uygulamasına yarayan yumaklar, tıkaç. Bafır. Önleç. Bir işlergede oluşabilen geritepmeyi soğuran düzenek. Yedek zaman aralığı. Arabellek. Cila güderisi. Perdahlayıcı.

 

Abort : Bir işi yarım bırakmak. (bilgisayar) prosedürü durdurmak. Tamamlamadan durdurmak. Çocuk düşürmek. Başarısızlıkla sonuçlanmak. Düşük yapmak. Ölü çocuk doğurmak. Dölütünü düşürtmek. Boşa çıkmak.

Arouses : Uyanmak. Hayat bulmak. Ayaklandırmak. Canlanmak. Uyandırmak. Harekete geçirmek. Canlandırmak. Uyuyan devi uyandırmak.

Lag behind : Duraklamak. Geride kalmak. -den geri kalmak. Nal toplamak. Arkada kalmak. Ayak uyduramamak. Geri kalmak. Geriye düşmek.

Demonstrating : Kanıtlamak. Gösteri yapmak. İspatlamak. İspat etmek. Gösteriş. Örnekle açıklamak.

Propounded : İleri sürülen. Ortaya koymak. Onaya sunmak. İleri sürmek. Önermek. Teklif etmek.

Aggregate : Kitlesel. Kümeleşmek. Katı özdeklerin bir bölgede gelişigüzel kümelenmesi. Toplam. Bütün. Bir araya getirmek. Toplaşmak. Toplu. Ulaşmak (toplamı). Bilgisayar, kimya alanlarında kullanılır.

Demonstrates : Açıklayarak tanıtmak. Açımlamak. Örnekle açıklamak. Açıklamak. İspat etmek. Kanıtlamak. İspatlamak. Gösteri yapmak. Gösteri düzenlemek.

Bared : Çıkarmak. Yalın. Açmak. Açılmak.

Hold up synonyms : be tolerant of, betokened, attest to, belate, lagged, hold out, assisting, hold off, bear out, cocoon, delay, decorticate, arrive, burglarizing, preferring, keep up, buy time, hang back, levitated, bear off, fought back, betokening, afforce, jibbing, convoying, base upon, convoy, dillydallied, burgle, bespeak, stiffened, lodge, abducting.