Lugs türkçesi Lugs nedir

Lugs ile ilgili cümleler

English: Ali told me I should wear earplugs to the concert.
Turkish: Ali bana konser için kulaklık takmam gerektiğini söyledi.

English: I'd like to buy some earplugs.
Turkish: Bir kulaklık almak istiyorum.

English: Do slugs die if you put salt on them?
Turkish: Üstlerine tuz dökülünce sümüklü böcekler ölür mü?

English: The spark plugs aren't the problem.
Turkish: Bujiler sorun değil.

Lugs ingilizcede ne demek, Lugs nerede nasıl kullanılır?

Lugsail : Hasır yelken. Dörtgen yelken. Aşırma yelken. Aşırmalı yelken.

Earplugs : Kulağın ağzına yerleştirilen ve kulağı sudan veya gürültüden korumak için kullanılan pamuk veya köpük. Kulak tıkacı. Kulak koruyucusu.

Fireplugs : Yangın musluğu. Yangın sırasında hortumun su aldığı cadde musluğu. Yangın vanası.

I need new spark plugs : Yeni bujilere ihtiyacım var.

Plugs : Harıl harıl çalışmak. Tıpalamak. Dolgu yapmak. Yumruk atmak. Reklamını yapmak (radyo). Tıkamak. Ateş etmek. Tıkaç. Vurmak.

Unplugs : Fişini prizden çekmek (elektrikli aygıtın). Fişi prizden çekmek. Açmak (tıkanmış lavabo vb'ni). Fişini çekmek. Ayırmak. Prizden çekmek (fişi).

Luge : Tek kişilik kızak. Kızak yarışcısı.

Polar plugs : Trichuris ve capillaria cinslerinde bulunan türlerin yumurtalarının kutuplarında bulunan tıkaçlar. Kutup tıkaçları.

 

Lug : Sürüklemek. Zorlukla çekmek. Taşımak.

Luggage : Bavullar. Bagaj. Eşya. Taşıncak. Yola çıkan kişinin tren, gemi ve benzeri taşıtlarda beraberinde götürdüğü ya da daha sonra arkasından gönderilmesi koşuluyla taşıyıcıya bıraktığı kişisel eşyaları. Bavul.

İngilizce Lugs Türkçe anlamı, Lugs eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Lugs ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drift apart : Uzaklaşmış. Uzaklaşmak. Irak düşmüş. Tedricen ayrı düşmek. Teması kesilmiş. Irak düşmek. Bağları kopmak. Bağı kopmak. Teması kesmek. Uzak düşmüş.

Venereal disease : Cinsel yolla geçen hastalık. Cinsel hastalık. Cinsel yolla bulaşan hastalık. Zührevi hastalık.

Lugging : Çekme (bir şeyi).

Transport : Taşıma. Heyecanlandırmak. Ülkeler arasında ya da bir ülkenin ulusal sınırları içinde yolcuların ve çok daha önemli olarak tecim mallarının, alındığı yerden gideceği ya da kullanılacağı yere, çeşitli ulaşım araçlarından yararlanılarak götürülmesi. Götürmek. Taşımacılık yapmak. Nakliye. Yönetmeliğe aykırı olarak topun bir an elle götürülmesi. Araç. Başını döndürmek. Coşturmak.

Abide : Sadık kalmak. Sakin olmak. Katlanmak. Durmak. Yaşamak. Uymak. Beklemek. Tab getirmek. Çıdamak. Tahammül etmek.

Dragging : Ağır ilerleyen. İnsan gücü veya mekanik bir güçle istihsal alanında sürüklenerek çekilmek suretiyle kullanılan, toplanıp karaya veya gemiye alınabilen taraklı kepçe, dreç kirişli trol, kankava, voli ağları, tarata, tarlakoz, manyat ığrıp ve trol araçlarıyla yapılan avcılık. Ağır işleyen. Acı çekerek ve yavaşça ölme. Sürütme avcılık. Kabartma. Tırmıklama. Sürükleme.

 

Drail : Bulaşmak. Bulaştırmak. Takip etmek.

Blow away : Üstün gelmek. Uçurmak. Yenilgiye uğratmak. Tarumar etmek. Öldürmek. Birisini etkilemek. Kuvvetle soluk vermek. Birini saşırtmak. Üstesinden gelmek.

Rides : Havada kalmak. Kayar gibi görünmek (ay, bulut vb). Binmek. Geçmek (yol). Yüzmek. Süzülmek. Kafa bulmak. Karara bağlanmamış olmak. Taşımak (omuzunda vb). Arabaya binmek (sürmeden).

Drag on : Gereksiz yere uzamak. Sürüncemede kalmak. Bir iş uzamak. Bitmek bilmemek. Uzamak. Geçmek bilmemek. Sürmek. Beklenenden daha uzun sürmek. Uzadıkça uzamak.

Lugs synonyms : secondary syphilis, venereal infection, cupid's itch, syph, cupid's disease, lues venerea, primary syphilis, venus's curse, be dragged along, social disease, allure, tertiary syphilis, scud, drift, drifted, abided, dose, tote, allures, pox, abstract, scudded, chancre, carry, ate away, abidden, arrest, allured, drifts, attracts, neurosyphilis, carry away, dragged.