Make ends meet türkçesi Make ends meet nedir

  • Geçinebilmek.
  • İki ucunu bir araya getirmek.
  • Geçimini sağlamak.
  • Kıt kanaat geçinmek.

Make ends meet ile ilgili cümleler

English: Ali struggles to make ends meet.
Turkish: Ali geçimini sağlamaya çalışıyor.

English: Ali struggled to make ends meet.
Turkish: Ali geçimini yapmak için çabaladı.

English: Ali and his wife both have to work to make ends meet.
Turkish: Ali ve karısı kıt kanaat geçinmek için her ikisi çalışmak zorunda.

English: Ali could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Turkish: Ali yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.

English: Ali and Mary struggled to make ends meet.
Turkish: Ali ve Mary sonunda kavuşabilmek için savaştılar.

Make ends meet ingilizcede ne demek, Make ends meet nerede nasıl kullanılır?

Make : Olmak. Hesap etmek. Yaratmak. Yapılış şekli. Yapmak. Verim. Çeşit. Kapatmak (devreyi). Hazırlamak. Kazanç.

Ends : Sonu. Uçlar. Son. Ölüm. Kafa. Bitişi. Para. Sonuç. Uç. Taraf.

Meet : Kavuşmak. Buluşmak. Tesadüf etmek. Münasip. Toplanmak. Uygun. Karşılamak. Bulmak. Görüşmek. Dokunmak.

Can hardly make ends meet : Gerçekten gücü fazla yetmez. Her ay faturalarını nadiren öder.

Make both ends meet : Ayağını yorganına göre uzatmak. Ucu ucuna yetişmek. İki ucunu bir araya getirmek. Kıt kanaat geçinmek. İki yakası bir araya gelmek. Zar zor iki yakasını bir araya getirmek. Geçinmek. Kazancı masrafına yetişmek. Geliri gidere denkleştirmek. İdare etmek.

 

İngilizce Make ends meet Türkçe anlamı, Make ends meet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make ends meet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scrape along : İdare etmek. Az parayla geçinmek.

Keep the wolf from the door : Açlığın ve fakirliğin önüne geçmek. Kıtlığı önlemek. Zar zor geçinmek. Aç kalmayacak kadar parası olmak.

Support oneself : Geçinmek.

Scrape : Çıkmaz. Temizlemek. Güç bela idare etmek. Kazımak. Kazıma. Güç durum. Sıyırmak. Gıcırdatmak. Kazıyarak çıkartmak. Sıyrık.

Earn a bare living : Yaşayacak kadar kazanmak.

Fend for oneself : Kendine bakmak. Başının çaresine bakmak. Kendine dikkat etmek. Başının çaresine bakabilmek. Kendini geçindirmek.

Provide for : Hesaba almak. Öngörmek. İhtiyaçlarını karşılamak. Gereksinimini sağlamak. Sağlamak. Hesaba katmak. Birine iyi bakmak. Rızkını temin etmek. Geçindirmek.

Live from hand to mouth : Kıtı kıtına idare etmek. Zar zor yaşamak. Boğaz tokluğuna çalışmak. Kazandığını yemek. Ucu ucuna yaşamak. Zar zor geçinmek. Elden ağıza yaşamak. Kazandığıyla ancak karnını doyurmak.

Make ends meet synonyms : keep body and soul together, lead a hand to mouth existence, make both ends meet, live on, scratch along, eking out a living, eke out a living.