Make both ends meet türkçesi Make both ends meet nedir

  • Kazancı masrafına yetişmek.
  • Ucu ucuna yetişmek.
  • Ayağını yorganına göre uzatmak.
  • İki ucunu bir araya getirmek.
  • İdare etmek.
  • Zar zor iki yakasını bir araya getirmek.
  • Geçinmek.
  • Geliri gidere denkleştirmek.
  • Kıt kanaat geçinmek.
  • İki yakası bir araya gelmek.

Make both ends meet ile ilgili cümleler

English: Ali couldn't make both ends meet on his salary.
Turkish: Ali aylığıyla geçinemiyordu.

English: Ali couldn't make both ends meet on his income.
Turkish: Ali gelirine göre geçinemiyordu.

English: He managed to make both ends meet.
Turkish: Kıt kanaat geçinebildi.

English: Ali tried to make both ends meet.
Turkish: Ali iki ucu bir araya getirmeyi denedi.

English: Ali managed to make both ends meet.
Turkish: Ali geçinmeyi başardı.

Make both ends meet ingilizcede ne demek, Make both ends meet nerede nasıl kullanılır?

Make : Meydana getirmek. Yaratmak. Düdüklemek. Hesap etmek. Erişmek. Kazanç. Eylemek. Hazırlamak. Yapmak. Yapılış şekli.

Both : Her iki. Her ikisi (de). (her) iki. Her ikisi. Her ikisi de. İkisi de.

Ends : Kalıntı. Sonu. Taraf. Ölüm. Akıbet. Son. Uçlar. Kafa. Bitişi. Uç.

Meet : Karşılaşmak. Uygun. Doyurmak. Ödemek. Tesadüf etmek. Buluşmak. Yerine getirmek. Görüşme yapmak. Bulmak. Toplanmak.

Can hardly make ends meet : Gerçekten gücü fazla yetmez. Her ay faturalarını nadiren öder.

 

Make ends meet : Kıt kanaat geçinmek. Geçimini sağlamak. Geçinebilmek. İki ucunu bir araya getirmek.

İngilizce Make both ends meet Türkçe anlamı, Make both ends meet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make both ends meet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eke out a living : Kıtı kıtına idare etmek. Güçlükle geçinmek.

Keep the wolf from the door : Aç kalmayacak kadar parası olmak. Açlığın ve fakirliğin önüne geçmek. Kıtlığı önlemek. Zar zor geçinmek.

Administrates : Yönetmek.

Be enough : Gitmek. Çıkışmak. Elvermek. Yetmek.

Bestriding : Her iki yakasında olmak. Üzerinden geçmek. Hükmetmek. Aşmak. Ata biner gibi oturmak. Ayaklarını açıp oturmak. Her iki tarafında bulunmak. Her iki tarafında uzanmak. Bacaklarını ayırarak binmek.

Get by : Mali açıdan zor bir duruma dayanmak (örneğin, : şimdi eşim de işini kaybettikten sonra kirayı ödemek çok zor olacak ancak idare edeceğimizi biliyorum). Yapabilmek. Atlatabilmek. İki yakasını bir araya getirmek. Zor dönemde idare etmek (finansal açıdan). Geçimini kıt kanaat sağlamak. Yaşamını sürdürmek. İdare eder olmak. Geçmek.

Getting by : Zor dönemde idare etmek (finansal açıdan). Mali açıdan zor bir duruma dayanmak (örneğin, : şimdi eşim de işini kaybettikten sonra kirayı ödemek çok zor olacak ancak idare edeceğimizi biliyorum).

Scrape along : Az parayla geçinmek.

Scrape : Gıcırtı yapmak. Kazıyarak temizlemek. Temizlemek. Çıkmaz. Sıyırıp geçmek. Kazıyarak çıkartmak. Güç durum. Sıyrık. Zar zor başarmak. Kazıma.

 

Cotton up to : Yaltaklanmak. Anlaşmak.

Make both ends meet synonyms : handled, administrated, get on, live from hand to mouth, bestridden, fare, keep body and soul together, adhibit, boss, cut it fine, bestrode, administer, administrating, get along, go along, administrate, handle, be sufficient, earn a living, bestrides, get along with, earn a bare living, bestride, eking out a living, administered, getting on with, scratch along, handles, administers, fared, lead a hand to mouth existence, get on well, exist.