Make up with türkçesi Make up with nedir

  • Barışmak.
  • İle arayı düzeltmek.
  • Gönlünü almak.

Make up with ile ilgili cümleler

English: I tried to make up with her, but it was impossible.
Turkish: Onunla barışmaya çalıştım ama mümkün olmadı.

Make up with ingilizcede ne demek, Make up with nerede nasıl kullanılır?

Make : Olmak. Zorlamak. Yaratmak. Çeşit. Meydana getirmek. Hesap etmek. Erişmek. Kazanç. Yapmak. Yapı.

With : İle ilgili. Li. İle. Sayesinde. -la. -e karşın. Nedeniyle. Beraber. -lı. Yanına.

Make up : Kıvırmak. Düzmek. Makyaj. Düzenlemek. Uyduruvermek. Makyaj yapmak. Resmegiderliği sağlamak, belli bir tipi yaratmak ya da yalnızca bazı düzeltmeler yapmak üzere oyuncunun yüzünde ve başka örgenlerinde yapılan boyama ve değiştirmeler. Toparlamak. Toplamak. Oyuncuların rollerine uygun biçimde yüz anlatımlannı değiştirmek amacıyla yüzlerini boyamaları işlemi.

Make up a deficiency : Bir eksikliği tamamlamak. Bir eksikliği gidermek.

Make up a prescription : Reçete hazırlamak.

Make up a story : Hikaye uydurmak. Bir hikaye uydurmak.

Make up artist : Makyajı gerçekleştiren kimse. Yüz boyama uzmanı. Makyajcı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Oyuncuların yüzlerini rollerine uygun biçimde boyayan uzman.

Make up for lost time : Kaybedilen zamanı telafi etmek. Yitirilen zamanı kapatmak için yoğun çalışmak. Kaybedilen zamanı telafi etmek için sıkı çalışmak. Zaman kaybını telafi etmek. Eksiklerini kapatmaya çalışmak.

 

Make up for : Affettirmek. Telafi etmek.

Make up examination : Bütünleme sınavı. Engel sınavı. Bütünleme. Yönetmeliklerde belirtilen özürleri dolayısıyle herhangi bir sınava zamanında giremeyeceklerini bildiren ve bu özürleri okul yönetimince kabul edilen öğrenciler için açılan sınav.

İngilizce Make up with Türkçe anlamı, Make up with eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Make up with ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Kiss and make up : Öpüşüp barışmak.

Bury the hatchet : Barış yapmak. Savaş baltasını gömmek. Barış görüş olmak. Bir ihtilafa son vermek.

Be friends : Dost olmak. Uyuşmak. Arkadaş olmak.

Appease : Gidermek. Tatmin etmek. Doyurmak. Dindirmek. Bastırmak (açlığı vb). Açlığını gidermek. Sakinleştirmek. Hafifletmek. Yatıştırmak.

Reunite : Yeniden bir araya getirmek. Yeniden bir araya gelmek. Barıştırmak. Birleşmek. Kavuşmak. Birleştirmek. Toplamak. Toplanmak.

Conciliate : Barıştırmak. Kazanmak. Dostluğunu kazanmak. Uzlaştırmak. Yatıştırmak. Gönlünü yapmak.

Reuniting : Birleşmek. Yeniden bir araya gelmek. Kavuşmak. Barıştırmak. Toplamak. Toplanmak. Birleştirmek.

Blandishing : Dil dökmek. Dil dökerek gönlünü almak. Yağ çekmek. Yaltaklanmak.

Atone : Tarziye vermek. Ceremesini çekmek. Karşılığını ödemek. Affettirecek harekette bulunmak. Gönül almak. Tazminat. Kefaret etmek. Telafi etmek.

Make up with synonyms : be reconciled, coaxed, atones, make up, make peace, blandished, reunited, make it up, coax, coaxes, atone for, conciliates, appeasing, conciliated, come round, made peace, kiss and be friends, blandishes, conciliating, smoke the peace pipe, appeases, reunites.