Barışmak nedir, Barışmak ne demek

  • İki taraf, aralarındaki dargınlığı kaldırmak, uzlaşmak, anlaşmak
  • Sevmek, zevk almak.

"Barışmak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Fakat bir gün barışacaksınız ve onun da kurtulmasına yardım edeceksiniz." - A. Gündüz
  • "Hiçbirini sevmedim, yalnız Enderuni Vasıf Divanı ile barışabildim." - A. H. Tanpınar

Barışmak anlamı, tanımı:

Barışma : Barışmak durumu, uzlaşma, anlaşma.

Barış : Barışma işi. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum, sulh, hazar. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç.

Taraf : Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi. Yöre, yer. İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri. Bir şeyin belli bölümü, kısmı. Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri. Yön, yan, doğrultu.

Dargın : Soğuk, ilgisiz. Darılmış olan, küskün.

Kaldırmak : Bir şeyden çokça satın almak. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek. Tören yaparak ölüyü gömmek. Yükseltmek. Tayin etmek, atamak. Piyasadan çekmek. Hastayı hastaneye götürmek. Uyandırmak. Yok etmek, ortadan silmek. Yukarı doğru hareket ettirmek. Bulunduğu yerden almak. İyi etmek, iyileştirmek. Kaçırmak. Toplamak. Ürün toplamak, taşımak. Uygun gelmek, yakışmak. Alıp başka yere götürmek. Çalmak, aşırmak. Çekmek, taşımak. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak.

 

Uzlaşmak : Aralarındaki düşünce veya çıkar ayrılığını, karşılıklı ödünlerle kaldırarak uyuşmak, karşılıklı anlaşmak ve mutabık kalmak, antant kalmak.

Anlaşmak : Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.

Sevmek : Çok hoşlanmak. Yerini, şartlarını uygun bulmak. Okşamak. Sevgi ve bağlılık duymak. Birine sevgiyle bağlanmak, gönül vermek.

Zevk : Tat, lezzet. Eğlence. Güzeli çirkinden ayırt etme yetisi, beğeni. Hoşa giden veya çekici bir şeyin elde edilmesinden, düşünülmesinden doğan hoş duygu, haz.

Almak : Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Sürükleyip götürmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Temizlemek. İçeri sızmak, içine çekmek. Soldurmak. Örtmek, koymak. Satın almak. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Gidermek, yok etmek. İçeri girmesini sağlamak. İçecek veya sigara içmek. Çalmak. Başlamak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Kısaltmak, eksiltmek. Göreve, işe başlatmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kazanmak, elde etmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Yer değiştirmek. İçine sığmak. Birlikte götürmek. Erkek, kadınla evlenmek. Kabul etmek. Kazanç sağlamak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Ele geçirmek, fethetmek. Görevden, işten çekmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Yolmak, koparmak.

 

Diğer dillerde Barışmak anlamı nedir?

İngilizce'de Barışmak ne demek? : v. make peace, smoke the peace pipe, kiss and make up, make one's peace with; reunite

Fransızca'da Barışmak : se réconcilier

Almanca'da Barışmak : sich aussöhnen, sich versöhnen, sich vertragen

Rusça'da Barışmak : v. мириться, умиротворяться, примиряться, умиротвориться, примириться