Mannoz bağlayan lektin nedir, Mannoz bağlayan lektin ne demek

Mannoz bağlayan lektin; Veteriner alanında kullanılan bir sözcüktür.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Makrofajların bakterileri fagositozunda opsonin olarak işlev gören, bakteri hücre duvarındaki mannozu bağlayan plazma protein.

Mannoz bağlayan lektin tanımı, anlamı

Bağla : Buğday ve arpanın içinde bulunan burçak, mercimek şeklinde siyah tanecikler. Bakla yaprağına benzeyen ve pişirilip yenilen bir bitki. Fasulye. Değirmen çarkını firenleyen ağaç. Su bendi tıkacı. Ufak göl. Akarsuların seviyesini yükseltmek, suları toplamak veya başka yöne çevirmek için yapılan bent. Duvarların arasına yatay olarak konulan ağaç. Çoban köpeklerinin boynuna takılan, üzerinde sivri dişler bulunan demir halka. (Adalıkuzu, Hacılar Güdül Ankara) (bakla) : (Akbaş Güdül Ankara)

Bağlayan : Temelde döviz kurları olmak üzere, altın, faiz, narh gibi fiyatların belirli bir düzeyde sabitleştiren.

Lektin : Aglutinin, fitohemaglutinin, fitoaglutinin ve protektin gibi en az iki karbohidrat bağlama bölgesine sahip, immün kökenli olmayan, bazı hücrelerin bir araya toplanmasına sebep olan, glikokonjugatları çöktüren, çeşitli bitki ve hayvanlardan elde edilmiş protein ya da glikoprotein molekülleri. Baklagil tane yemleri proteinlerinde ortalama % 2-10 düzeyinde bulunan, glikoprotein yapısında, ince bağırsakta sindirim son ürünlerinin emilmesini engelleyerek antibesleme özellik gösteren ve bir karbonhidrata yaygın olarak da bir oligosakkaride çok yüksek ilgi ve özgünlükle bağlanan bir protein.

 

Mannoz : Birçok glikoproteinlerde ve polisakkaritlerde, özellikle bitki duvarı polisakkaritlerinde bulunan altı karbonlu aldoz şekeri. Memeli hücrelerinde bulunmayan, genellikle bakterilerde bulunan, altı karbonlu aldoz yapısındaki monosakkaritlerden bir hekzos şeker.

Hücre duvarı : Sadece bitki hücrelerinde hücre zarının dışında bulunan ve hücreyi dış etkenlerden koruyan cansız yapı, hücre çeperi.

Fagositoz : Hücre yutarlığı.

Makrofaj : Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia, kemik dokusunda osteoklâstlarla aynı olduğu düşünülen, zarında mannozil glikozu reseptörü ile mikroorganizmaların yakalanıp fagosite edilmesini sağlayan, ayrıca zarında gram negatif bakteriler için CD 14 reseptörü, immünoglobulin G antikoru reseptörleri, kompleman reseptörleri olan, faaliyete geçen makrofajlarda lökosit fonksiyon antijeni, doku uyuşurluk antijeni ve benzerleri reseptörleri olan, sabit (histiyosit) ve hareketli tipleri bulunan bağ dokusu hücresi. Kan dokusundaki monositlerden farklılaşarak oluşan, bağ dokusunda makrofaj, akciğerlerde alveolar makrofaj, merkezi sinir sisteminde mikroglia ve kemik dokusundaki osteoklastlarla aynı olduğu düşünülen, mikroorganizmaları fagosite edip yok eden bağ dokusu hücresi. Organizmanın hücresel savunmasında başlıca rolü üstlenen, yangı bölgesindeki bağ doku hücreleri ve monositlerin farklılaşmasıyla oluşan bir çeşit akyuvar, büyük fagositik hücre, mononükleer fagositler. Kornea ve kalp kapakları gibi damarsız dokuların yangısında, fagositoz yapan hücreler sadece makrofajlardır.

 

Bakteri : Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.

Protein : Canlı hücrelerin ana maddesini oluşturan, genel olarak sülfür, oksijen ve karbon ögeleri bulunan amino asit birleşiminden oluşmuş, yumurta akı, et, süt vb. yiyeceklerde bulunan, karmaşık yapılı doğal madde.

Opsonin : Fagositozu kolaylaştıran antikor, kompleman komponenti C3b gibi maddeler. Bakteriyotropin, tropin. Bakteriyotropin. Normal kan serumunda bulunan ve bakterilerin akyuvarlar tarafından fagositozunu koaylaştıran antikor veya C3b gibi termolabil madde.

Fagosit : Yutar hücre.

Plazma : Kanda alyuvarlarla akyuvarların içinde bulunduğu sıvı. Elektrik yükü yansız olan gaz moleküllerinden, pozitif iyonlardan ve negatif elektronlardan oluşan akışkan. Dolaşan kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Protoplazma, sitoplazma. Atomları ve molekülleri tüm olarak ya da kısmen iyonlaşmış gaz. Son yıllarda yıldızlararası gazın ve yıldız gazyuvarları içindeki gazın plazma olduğu kabul edilmektedir. Bir elektrik boşalımında veya çok sıcak bir çekirdek işlemi içinde iyonlar, atomlar ve elektronların oluşturduğu iletken bir gaz ortamı. Bir gazı, elektrik arkından geçirerek elde edilen iyonlaşmış ışıklı gaz. Kan, lenf ve hemolenfin sıvı kısmı. Dolaşan kanın birçok organik, inorganik ve iyon taşınmasında rol alan sıvı kısmı, vücut dışına alınan pıhtılaşması önlenmiş biçimli elemanları çöktürülmüş olan kanın sıvı kısmı, kan plazması. Lenfin sıvı kısmı. Merhem hazırlamada kullanılan bir nişasta gliseriti. [Bakınız: protoplazma]. Bir gazın çok yüksek ısıda kısmen ya da tamamen iyonlaştırılmasıyla elde edilen ve nükleer füzyonda kullanılan akışkan madde.

Gören : Ağaçlardan elde edilen bir çeşit zamk. Kızılcık.

Hücre : İnce bir zar içindeki protoplazma ve çekirdekten oluşmuş, bir organizmanın yapı ve görev bakımlarından en küçük birimi, göze. Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda. Küçük oda. Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk.

İşlev : Bir nesne veya bir kimsenin gördüğü iş, iş görme yetisi, görev, fonksiyon. Bir yapının gerçekleştirilebileceği ve onu başka yapılardan ayırt etme imkânı veren eylem türü, fonksiyon. Bir deneyi yaparken izlenen yol, izlev.

Makro : Büyük, geniş, mikro karşıtı.

Duvar : Bir yapının yanlarını dışa karşı koruyan, iç bölümlerini birbirinden ayıran, taş, tuğla vb. gereçlerden yapılmış olan veya örülen dikey düzlem. Sonuç alınamayan yer. Bir toprak parçasını sınırlayan taş, tuğla, kerpiçten yapılmış olan engel. Voleybolda ağ üzerinde karşı takım oyuncusunun vuruşuna karşı koyma. Engel.

Diğer dillerde Mannoz bağlayan lektin anlamı nedir?

İngilizce'de Mannoz bağlayan lektin ne demek ? : mannose binding lectin