Mara nedir, Mara ne demek

Mara; Biyoloji, Zooloji alanlarında kullanılan bir kelimedir.

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Köy otlağı.

Anahtar.

Araba içindeki tahtalar.

Sararmış hıyar.

Kalın, sert köklü, ekilmiş tarlalara zarar veren bir ot, ayrıkotu.

Sarı renkli, bitkileri yiyen zararlı bir kurtçuk.

Mera.

Mağara.

Mağara.

Biyoloji'deki anlamı:

Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 4 cm kadar kuyruğu olan, eti yenen ve postu kullanılan bir tür.

Zooloji'deki anlamı:

(Dolichotis patagonica) Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından (bk)bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 4 cm. Eti yenir ve postu kullanılır. Patagonya steplerinde yaşar.

Mara ile ilgili Cümleler

  • “İkinci yarıda herkesin dili bir karış dışarı çıktığı, maraza aradığı, çamurlaştığı zaman, seninki, oyuna yeni girmiş gibi terütaze koşar durur.”
  • Maratona katılacağız.
  • Maraş otu da neyin nesi?
  • Ali bir marangoz olarak çalışmaya başladı.
  • Balta girmeyen eve marangoz girer.
  • Marafon gelecek yıl yüz yaşına girecek.
  • Marangozlar odun kesti.
  • Marangoz döşemeyi ölçüyor.
  • Ali tanıdığım en iyi marangoz.
  • Ali babası gibi bir marangoz olmak istedi.
  • Ali bir marangoz olarak iş buldu.
  • Ali Boston, Massachusetts'de marangoz olarak çalıştı.
  • “Bugünlerde başım zaten dertte, bir de sen marazlık etme!”
  • Marangozluk ve tuğla duvar örme el işçiliği örnekleridir.
  • Maral'ın annesi kırk üç yaşında.
 

Mara ile ilgili Atasözü veya Deyim

maraza aramak : çekişmek, olay çıkarmak için bahane aramak.

maraza çıkarmak : kavgaya yol açmak, kavga çıkarmak, anlaşmazlığa yol açacak işler yapmak.

marazlık etmek : güç, sıkıntı veren, huzursuzluk doğuran bir durum yaratmak.

Mara anlamı, tanımı

Gadella maraldi : Kara mezgit

Marabaci : Ortakçı.

Marabu : Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının, leylekgiller (Ciconiidae) familyasından, 160 cm kadar uzunlukta, çok obur, Afrika'nın sulak alanlarında yaşayan bir tür. (Leptoptilus crumeniferus) Leyleksiler (Ciconiiformes) takımının leylekgiller (Ciconiidae) familyasından bir kuş türü. Uzunluğu 160 cm. Çok oburdur. Tropik Afrikada sulak yerlerde yaşar.

Maraç : İşlenmemiş, kıraç toprak. Eski tilki postu.

Maradıl : İri hayvan.

Maraf : Sini.

Marafat : Üzerinde altın taklidi paraların dizili olduğu yoksul kadın başlığı.

Marafut : Acınacak durumda.

Marah : Kaygı.

Marak : Samanlık. Kaygı. Öfke, kızgınlık. Acı. Merak, bk. merah, merek.

Maraka : İran'da seyirlik oyuna verilen ad. İran'da seyirlik oyunlarına verilen ad.

Maraklı : Meraklı.

Marakos : Hayvanların geviş getirmesi.

Marala : Gece, düğün evinin yakınında yakılan ateş.

Maralköy : Artvin ilinde, Camili bucağına bağlı bir yerleşim yeri.

Maralotu : Kayalıklarda, dere kıyılarında biten, yenilen bir çeşit ot.

Marama : Havlu. Kadınların başlarına örttükleri dokuma bez. Arapça kökenli mahreme: Kadınların sokağa çıkarken başlarına örttükleri işlemeli geniş örtü. Mahrama, baş örtüsü.

 

Maramak : Gözlemek, gizli olarak bakmak. Nişan almak.

Maramit : Nemli.

Maran : Sebze ekilen tarla parçası, evlek. Küçük ev. Baraka, kulübe. Araba, kağnı tekerleği. Araba tekerleğinin demir kısmı. Araba tekerleğinin ağaç kısmı. Çay bardaklarını koymaya yarayan içi göz göz ayrılmış tahta sandık. Ev içinde kullanılmayan eşyaların konulduğu bölüm. Araba tekerleği. (Refahiye Erzincan.).

Maran gafalı : Koca kafalı.

Maran suyu : Bulaşık suyu.

Maran takımı : Çay bardakları, süzgeç, çay tepsisi koymaya yarayan içi kadife kaplı kutu.

Maranci : Kağnı arabası yapan usta; marangoz.

Maranda : Hoşaf yapılmak için fırında kurutulan meyvenin az kurumuş durumu.

Marangoz doğramacı : İşliklerde bezemlerin, doğrama işlerinin yapılmasıyla görevli kimse.

Marangoz işliği : Tiyatroda dekor ve sahne eşyalarına ilişkin tahta işlerinin yapıldığı yer. İşliklerde marangoz-doğramacının çalışmasına ayrılan bölüm.

Marangoz tezgahı : Ağaçişleri ile uğraşanların üzerinde çalıştıkları, sıkma düzenli, sağlam ve kalın iş masası.

Marankeçili : Adana ili, Kozan belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Marankelle : Kafatası geniş ve büyük kimse.

Marannıh : Kağnı tekerleğinin ağaç bölümü.

Marara : Parazitlerin neden olduğu nazofarengeal tıkanma, halzun.

Maras : Soluk, buruşuk. Yemişlerin çok olgunlaşıp porsumuş durumu.

Maraslamak : Düzlemek, parlatmak.

Marasmus : Vücudun ileri derecede zayıflaması, kuvvetten düşme, büyümesinin durmasına karşın zihin ve iştahın varlığıyla belirgin bir çeşit protein-kalori malnutrisyonu.

Maraş : Hıyarın topak, yamru yumru çeşidi. Kahraman Maraş.

Maraş peyniri : Parmak peyniri.

Maraşalfevziçakmak : Çanakkale ilinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Maraşboğazı : Hatay kenti, Serinyol bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Maraşlı : Adana ilinde, Karaisalı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon ili, Çaykara belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

Marat : Kötü söz, ilenç. Paylama. Dert. Aş, yemek.

Maratlı : Muratlı, muradı olan.

Maraton koşusu : Yumuşak yollar dışındaki ana yollar üzerinde yarışılan 42.195.5 m. lik en uzun yol koşusu.

Maravuş : Hastalık. Hastalıklı, zayıf.

Maraz etmek : Üzülmek.

Maraz su : Birikinti, sızıntı su.

Sahne marangozu : Sahne üzerindeki dekoru yerleştiren, onaran ve yapan nitelikli işçi.

Şah maran : Çok ünlü bir halk masalı. (Baş kahramanı, yılanlar ülkesi hükümdarıdır.).

Tara mara etmek : Bozmak, dağıtmak.

Maraba : Çiftçi. Ortakçı.

Marabacılık : Ortakçılık.

Marabut : Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad, murabıt.

Maral : Dişi geyik.

Marangoz : Ağaç işleriyle uğraşan ve ağaçtan çeşitli eşya yapan usta.

Marangoz balığı : Testere balığı.

Marangoz mengenesi : Tutkallanmış veya işlenecek olan tahtaların tutturulduğu kıskaç.

Marangozhane : Marangozun çalıştığı iş yeri.

Marangozluk : Marangozun işi. Marangozun zanaatı.

Maranta : Bir çenekliler sınıfından, Antillerde ve bütün tropikal bölgelerde yetiştirilen, kökündeki yumrulardan ararot çıkarılan bir tür kamış, ararot kamışı (Maranta arundinaca).

Maraş dondurması : Maraş yöresine özgü sert ve kıvamlı dondurma.

Maraş işi : Karton üzerine gerilmiş kumaşa sim, sırma vb. sarılarak yapılmış olan bir nakış türü.

Maraton : 42,195 metrelik en uzun yol koşusu. Sabır gerektiren uzun iş.

Maratoncu : Maratonda yarışan sporcu.

Maraz : Hastalık. Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan. Dayanılması güç durum.

Maraza : Hastalık. Anlaşmazlık, çekişme, kavga.

Marazi : Hastalıkla ilgili, hastalıklı. Hastalık derecesinde olan.

Marazlanma : Marazlanmak işi.

Marazlanmak : Hastalanmak, hasta olmak.

Marazlı : Hastalıklı, hasta.

Marazlık : Güç, sıkıntılı, huzursuz durum.

Diğer dillerde Mara anlamı nedir?

İngilizce'de Mara ne demek ? : mara