Maramak nedir, Maramak ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Gözlemek, gizli olarak bakmak.

Nişan almak.

Maramak anlamı, tanımı

Mara : Köy otlağı. Anahtar. Araba içindeki tahtalar. Sararmış hıyar. Kalın, sert köklü, ekilmiş tarlalara zarar veren bir ot, ayrıkotu. Sarı renkli, bitkileri yiyen zararlı bir kurtçuk. Mera. Mağara. Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından, 50 cm kadar uzunlukta, 4 cm kadar kuyruğu olan, eti yenen ve postu kullanılan bir tür. (Dolichotis patagonica) Kemiriciler (Rodentia) takımının kobaygiller (Caviidae) familyasından (bk)bir memeli türü. Uzunluğu 50, kuyruğu 4 cm. Eti yenir ve postu kullanılır. Patagonya steplerinde yaşar

Marama : Havlu. Kadınların başlarına örttükleri dokuma bez. Arapça kökenli mahreme: Kadınların sokağa çıkarken başlarına örttükleri işlemeli geniş örtü. Mahrama, baş örtüsü.

Gözlemek : Bir şeyin olmasını veya bir kimsenin gelmesini beklemek, intizar etmek. Korumak, kollamak. İncelemek, araştırmak. Dikkatle bakmak, gözlemlemek, tarassut etmek. Gizlice bakmak, gözetlemek.

Gözleme : Gözlemek işi, tarassut. İçine peynir, kıyma, patates vb. konularak yufkadan hazırlanan, sacda veya yağda kızartılan bir hamur işi, dürme. Özel araçlarla inceleme. Meralarda yağışın toprakla tutulması ve yem üretiminin artırılması amacıyla 40-50 santimetre aralıklarla 15-20 santimetre çapında ve 7-8 santimetre derinliğinde çukurlar açılması.

 

Bakmak : Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

Gözlem : Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi, rasat. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem. Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi.

Nişan : İşaret, iz, belirti, alamet. Nişanlanma sırasında yapılan tören. Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma. Kurşun, taş ve benzerleri ile vurulmak istenen hedef. Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme. Devlet nişanı. Nişan, nişanlanma sırasında yapılan tören. Nişan, akit olarak verilen eşya. [Bakınız: ferman]. Osmanlılarda 1832'den sonra hizmet ve yararlık karşılığı olarak bir kişiye verilen madalya. İm, iz, belirti.

 

Gizli : Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Saklı olarak, saklayarak.

Almak : Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

Bakma : Bakmak işi.

Olar : Onlar. Onlar (III. çokluk şahıs zamiri).

Alma : Almak işi, ahiz, derç, ittihaz, kabız. Bir iş adamının veya profesyonel sporcunun para karşılığı başka bir işe veya kulübe geçmesi, transfer.

Diğer dillerde Marabu anlamı nedir?

İngilizce'de Marabu ne demek ? : marabou