Means of subsistence türkçesi Means of subsistence nedir

Means of subsistence ingilizcede ne demek, Means of subsistence nerede nasıl kullanılır?

Means : Varlık. Yol. Yöntem. Vesile. Vasıta. Araç. Çare. Para. Gelir. Bir sonuca ulaşmak için kullanılan şey.

Of : In. -dan. Li. -li. -nin. Nin. -den övünerek bahsetmek. Hakkında. Den. -den.

Subsistence : Geçinip gidecek kadar gelir. Birini geçindiren şey. Geçim. Geçim parası. Harcırah. Yaşamını sürdürme. Varlık. Birini kıt kanaat geçindiren şey. Askerlere verilen yiyecek ve kalacak yer. Varoluş.

Means of communication : İletişim araçları. İletişim aracı. Yığın iletişiminde bilgi ya da iletilerin alımcıya aktarılma yolu ve yordamı, bk. yığın iletişimi.

Means of expression : Bir şeyi anlatmada kullanılan simge niteliğinde bir nesne. Anlatım aracı. Bir şeyi anlatmada kullanılan gereç ya da eşya.

Means of transport : Ulaşım aracı. Bazı ulaşım araçları. Ulaşım imkanları. Taşıtlar. Nakil aracı. Nakil vasıtaları. Ulaşım olanakları. Taşıma araçları. Ulaşım araçları.

Means of production : Üretim araçları. İktisat, sosyoloji alanlarında kullanılır. Özdeksel üretimde kullanılan araç ve nesneler. (ör.: ilkel insan için taş, sopa, balta. günümüz gelişmiş toplumlarında toprak, makineler, donanım, yollar, su yolları vb.). Marksist yaklaşıma göre bir toplumda gereksinmeleri ve serveti üretmek için emeğin kullandığı hammadde, yardımcı madde, emek araçları ve emeğin konusundan oluşan unsurlar, diğer bir deyişle emeğin üretim yapabilmesi için gerekli olan unsurların bütünü. krş. üretim faktörleri. Üretim aracı.

 

By means of : Kullanarak. Aracılığıyla. Sureti ile. Vasıtasıyla. Marifetiyle. Yoluyla. Sayesinde. Suretiyle. Kanalıyla. Yardımıyla.

As a means of : Yoluyla.

Means of living : Geçim kaynağı.

İngilizce Means of subsistence Türkçe anlamı, Means of subsistence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Means of subsistence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jointure : Kocasının ölümünden sonra karısına miras olarak kalan mülk. Kadına kocasının ölümünden sonra bağlanan sürekli gelir.

Alimenting : Yiyecek. Gıda. Beslenme. Besleyen. Maişet. Besin.

Subsistence money : Harcırah. Geçim parası.

Bread and butter : Temel. Ekmek kapısı. Geçim için yapılan. Ekmek. Ekmek teknesi. Tereyağlı ekmek. Günlük geçim. Geçim. Ekmek parası.

Alimonies : Yoksulluk nafakası. Mehri müeccel.

Livings : Ekmek parası. Hayat. Geçinme. Geçinmek. Yaşantı. Canlı. Yaşam tarzı. Geçim. Oturma.

Subsistence : Geçim. Mevcut. Geçinme. Kendini geçindirme. Birini geçindiren şey. Yaşamını sürdürme. Harcırah. Geçinip gidecek kadar gelir. Geçim parası. Birini kıt kanaat geçindiren şey.

Living : Geçinmek. Yaşayan. Canlı. Yaşam standardı. Geçerli. Kullanılan. Yaşamak için gerekli araçları sağlama işi. krş. geçim darlığı. Yaşama.

Means of subsistence synonyms : compassionate allowance, alimony, sustentation, livelihood, maintenance, maintenances.