Messing türkçesi Messing nedir

Messing ile ilgili cümleler

English: I don't want people messing with my stuff.
Turkish: İnsanların malzememi karıştırmasını istemiyorum.

English: I'm not messing around.
Turkish: Oyalanmıyorum.

English: Ali isn't messing around.
Turkish: Ali oyalanmıyor.

English: I was just messing around.
Turkish: Ben sadece oyalanıyordum.

English: Stop messing around.
Turkish: Boş boş durmayın.

Messing ingilizcede ne demek, Messing nerede nasıl kullanılır?

Messing about : Oynayıp durmak. Sinek avlamak.

Messing up : Ortalığı dağıtmak. Becermek. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Irgat pazarına döndürmek. Karıştırmak. Alan talan etmek. Altüst etmek. Mahvetmek. Berbat etmek. İşi berbat etmek.

Messina : Güney afrika'da bir kasaba. Bir soyadı. Sicilya'nın kuzeyinde bulunan bir kasaba ve liman.

Messiness : Tertipsizlik.

Messiah : ä°sa peygamber. Mesih. Kurtarıcı. İsa peygamber.

Messiah son of david : Davud'un mesih oğlu. Dünya'nın son günlerinde ortaya çıkacak olan kurtarıcının lakabı (mahşer günü).

Messieurs : Beyler. Baylar. Efendiler.

Messianism : Mesih inancı. Mesih'e inanma.

False messiah : İnsan ırkının veya yahudi halkının kurtarıcısı olduğuna inanılan veya olduğunu iddaa eden kimse. Sahte mesih.

 

Messiest : Pasaklı. Karmakarışık. Dağınık. Darmadağınık. Pis. Karman çorman. Darmaduman.

İngilizce Messing Türkçe anlamı, Messing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Messing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Adulteration : Seyreltme. Niteliği bozma. Katıştırma. Madensel paralarda bulunan değerli maden niceliğini azaltma. bazı özdeklere değeri çok düşük bazı özdekler katılması. Hile. Malın niteliğini sorma. Dürüstlük ilkelerine aykırı olarak bir malın içine konulan değersiz başka bir madde ile tüketiciyi aldatma. Kandırma. Tağşiş.

Pollution : Bozulma. Çevre kirliliği. Hava, su ve toprak gibi doğal kaynakların, dokuncalı özdeklerin karışması sonucunda niteliklerinin bozulması. Hava. Hava, su ve toprakta insan sağlığı ve çevreye zarar veren bulaşanların birikmesi. Yabancı özdeklerin katılmasıyla bir ortamın arılığını yitirmesi. Polüsyon. Kirlilik. Pislik.

Conference : Toplantı. Görüşme. Lig. Kongre. Konferans. Görüş alışverişi. Müzakere. Konferans yapmak. Meşgul.

Nuance : Ayırtı. İnce fark. Küçük fark. Nüans. Tiyatro konuşmasında, söylenecek bir parçada ana düşünceyi tamamlayan tümce ya da tümceler. İnce ayrıntı.

Symbolisation : Simgeleme. Sembolleştirme. Simgeleştirme. Sembolizasyon.

Abashing : Utandırmak. Utandırma.

Council : Belediye meclisi. Divan. Konsil. Yönetim kurulu. Kurum. Kurul. Kurultay. Asamble. Meclis.

Adulterating : Yabancı madde katmak. Değerini düşürmek. Hile katmak. Seyreltmek. Hileli. Yabancı madde karıştırarak. İçine yabancı madde katmak. Saflığını bozmak.

 

Messing synonyms : grammatical meaning, psychotherapy group, group meeting, begriming, begrime, lesson, deflorations, amalgamates, convention, abashes, intension, adulterate, befoulment, interferences, bedaub, besmearing, implication, stockholders meeting, interference, compounds, admixtures, churn, commingling, admixture, defilement, amalgamating, addles, crosstalk, admixes, defilements, commixture, forum, bemiring.

Messing zıt anlamlı kelimeler, Messing kelime anlamı

Found : Dayandırmak. Kalıba dökmek. Yapmak. İnşa etmek. Eritmek. Temel atmak. Dayanmak. Yaptırmak. Dökmek (demir). Temel yapmak.