Mourning türkçesi Mourning nedir

  • Ölenin ardından yanma, yakılma, üzülme; belirli bir süre geleneklerin gerektirdiği şeyleri yapma; toplumuna, topluluğuna göre değişen geleneksel kuralları, kaçınmaları yerine getirme.
  • Yas giysisi.
  • Ağıt.
  • Kederlenme.
  • Matem.
  • Yas tutma.
  • Yas süresi.
  • Ağlama.
  • Matemli.
  • [#acı Acılı].
  • Yas.

Mourning ile ilgili cümleler

English: The death of the president caused great mourning.
Turkish: Başkanın ölümü büyük bir yasa neden oldu.

English: Ali is in mourning.
Turkish: Ali yasta.

English: The government has declared three days of national mourning. Flags across the country have been lowered to half-mast.
Turkish: Hükümet üç günlük ulusal yas ilan etti. Ülke genelinde bayraklar yarıya indirildi.

English: I'm still in mourning.
Turkish: Hâlâ yastayım.

English: The man is mourning after receiving sad news.
Turkish: Adam üzücü haberi aldıktan sonra yas tutuyor.

Mourning ingilizcede ne demek, Mourning nerede nasıl kullanılır?

Mourning cloak : Söğüt kelebeği. Tırtıl çağında, söğüt, kavak, kayın gibi orman ağaçlarına zarar veren, alacakelebekler familyasına bağlı böcek.

Mourning clothing : Kişinin yaslı olduğunu belli eden, kimi toplumlarda değişik renkli olmakla beraber, genellikle kara renkli giysi, örtü. Yaslık.

Mourning dress : Matem elbisesi.

 

National mourning day : Ulusal yas günü. Trajik bir olayı ülke çapında anma günü.

Day of mourning : Yas günü. Acı ve üzüntü günü (genellikle ölmüş kimse ve inanları anma günü).

Mourne : Et çengeli kanca ucu.

Mournings : Ağlama. Yas tutma. Yas giysisi. Yas. Kederlenme. Yas süresi. Ağıt. Matem. Matemli.

Year of mourning : Yas yılı. Ölenler için matem tutulan yıl. Matem yılı.

Wear mourning : Karalar bağlamak.

In deep mourning : Büyük üzüntü içinde. Büyük yas içinde. Büyük matem içinde (bir kimsenin ölümünden dolayı).

İngilizce Mourning Türkçe anlamı, Mourning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Mourning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lamentation : Ağlayış. Figan. İnleme. Matem tutma. Dövünme. Feryat.

Lamenting : Yas tutmak. Dövünmek. Acı çekmek. Ağıt yakma. Acı çekme. Ağıt yakmak. Dövünme.

Grieved : Dert vermek. Kederli. Kahrolmuş. Müteessif. Üzmek. Müteessir. Üzülmek. Kederlendirmek. Mahzun.

Dirge : Mersiye. Ağıtlama. Cenaze ayini.

Bereavements : Sevilen birinin kaybedilmesi. Mahrumiyet. Yoksun olma. Kayıp (ölüm). Yakınının ölümü. Kaybetme. Yitirme. Ölüm nedeniyle kayıp.

Epicedial : Mersiyeye ait. Cenaze törenine yakışır. Cenaze törenine ait. Kasvetli. Hüzünlü. Mersiye tarzında. Hazin.

Blubbers : Hüngür hüngür ağlamak. Hüngürdemek. Bağıra bağıra ağlamak. Zırıldamak. Zırıltı. Zırlamak. Balık yağı. Zırlama. Şişkin.

Sorrowing : Acı çekmek. Üzülmek. Üzüntü. Keder. Nedamet. Tasa. Kederlenmek. Yas tutmak. Keder çekmek. Gam çekmek.

Crying : Büyük. İğrenç. Göze çarpan. Çığlık. Ağlayan. Acil. Apaçık. İvedi.

 

Keen : Harika. Akıllılık. Düşkünlük. Sert. Keskin. Büyük. Ucuz. İstekli. İnce.

Mourning synonyms : bitterer, dust and ashes, hotter, wailing, saddening, activity, mournings, sorrowful, elegiac, deep mourning, mournful, manifestation, dirges, deploration, complaining, feeling sorry, bereavement, grieving, heartsick, funereal, expression, lachrymation, heartbroken, lament, blubber, bitter, coronach, lamentable, reflection, sorrow, keens, blubbering, agonized.

Mourning zıt anlamlı kelimeler, Mourning kelime anlamı

Joyful : Mutlu. Handan. Şatır. Neşeyle dolu. Sevinçli. Kıvançlı. Sevindirici. Neşeli.

Inactivity : Tembellik. Hareketsizlik. Tesirsizlik. Durgunluk. Etkisizlik. Avarelik. Üşengeçlik.

Mourning ingilizce tanımı, definition of Mourning

Mourning kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Grieving. The act of sorrowing or expressing grief. Sorrowing. Lamenting. Lamentation. Sorrow.