Crying türkçesi Crying nedir

Crying ile ilgili cümleler

English: Ali has been crying all night.
Turkish: Ali bütün gece ağlıyordu.

English: A crying girl opened the door.
Turkish: Ağlayan bir kız kapıyı açtı.

English: Ali is crying like a baby.
Turkish: Ali bir bebek gibi ağlıyor.

English: Ali came home crying after school.
Turkish: Ali okuldan sonra ağlayarak eve geldi.

English: Ali is crying now.
Turkish: Ali şimdi ağlıyor.

Crying ingilizcede ne demek, Crying nerede nasıl kullanılır?

Crying jag : Ağlama nöbeti. Ağlama krizi.

Crying shame : Büyük ayıp.

For crying out loud : Tanrı aşkına. Canına yandığımın.

No use crying over spilt milk : Olmuş bir şey için üzülmeye gerek yok. Olan olmuş.

The crying game : Bir ingiliz askerini kaçıran bir ira militanını içeren çarpıcı yoğun ve tasvirle dolu drama tarzı popüler film (1992 yapımı, başrollerini forest whitaker ve stephen rea'nın oynadığı). İğrenç oyun.

Cry buckets : Hüngür hüngür ağlamak.

Burst out crying : Birden ağlamaya başlamak. Gözyaşlarına boğulmak.

Cry blue murder : Kıyameti koparmak. Yüksek sesle çığlık atmak. Cıyak cıyak bağırmak. Bağırmak. Kıyametleri koparmak.

Cryings : Göze çarpan. Acil. Çığlık. Apaçık. İğrenç. Ağlayan. Ağlama. İvedi. Büyük.

 

Cry baby : Çocuk gibi ağlayan kimse. Önemsiz şeyler için ağılayan kimse. Ağılama veya şikayet etme eğilimi olan kimse. Sızlanan.

İngilizce Crying Türkçe anlamı, Crying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Crying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deploration : Yas tutma. Ağıt yakma. Dövünme.

Tearing : Şiddetli. Kopma. Müthiş. Yırtılma. Paralama. Aşırı. Çılgınca. Yırtma.

Bold : Cesaret isteyen. Gözüpek. Cesur. Atılgan. (harf) siyah. Kaim. Cesaretli. Utanmaz. Cüretkar.

Capital : Sermaye. Sermaye ile ilgili. Kar. Kazanç. Kusursuz. Tecimsel bir kuruluşa ilişkin varlıkların tümü. varlıklar toplamından borçlar düşüldükten sonra geriye kalan katkısız varlık. Klasik ekonomiye göre, zenginliklerin yaratılmasında, ekonomik işlerin görülmesinde kullanılan ve bir üretim birimi ya da işletme için zorunlu olan özdeksel nesneler. 2-marksçı ekonomiye göre, ücretli işçi çalıştırmanın ve böylece artık değeri almanın aracı. Bir devletin yönelti ve yönetim özeği bir ülkedeki en büyük ve en önemli kent. anakentlerin en büyüğü. Baş. Ciddi.

Urgent : Israr eden. Mübrem. İvedili. Israrlı. Israrcı. Acele. Zorunlu. Kaçınılmaz.

Aboveboard : Açık. Açık aşikar. Çıplak. Dürüst. Adil. Hilesiz. Vicdanla. Sadece. Kanuna aykırı olmayan.

Rank : Yer almak. Bir sıra düzeni oluşturan aşamalardan her biri. Rütbe. Sınıf. Sıraca. Saymak. Sıra. Rütbelendirmek. Saf.

Blubbering : Zırıltı. Bağıra bağıra ağlamak. Şişkin. Balık yağı. Zırlamak. Zırıldamak. Hüngürdemek. Hüngür hüngür ağlamak. Zırlama.

 

Lachrimose : Göz yaşartıcı. Gözü yaşlı. Gözyaşı dökme eğilimi olan. Üzgün. Yaslı. Bunalımlı.

Clarty : Yapışkan. Yapışkanlı. Yapış yapış. Karman çorman. Pis. (argo terim) yapışkan ve tatlı. Karmakarışık. Pasaklı. Dağınık. Kirli.

Crying synonyms : evident, atrocious, gross, dramatical, weepings, hurried, lachrymose, instant, importunate, broad, accursed, clamor, hasty, haste, evidently, weepiest, clamours, lachrymation, casualty department, immediate, capacious, amplest, bulkier, lament, scream, weeping, screeches, cryings, dire, broader, evidentiary, pressing, hastier.

Crying zıt anlamlı kelimeler, Crying kelime anlamı

Inconspicuous : Önemsiz. Göze çarpmayan. Farkedilmeyen. Farkedilmez.

Beseeching : Yalvarma. Yalvarış. Yalvaran. Rica eden.

Crying ingilizce tanımı, definition of Crying

Crying kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Notorious. Calling for notice. Heinous. Compelling attention. As, a crying evil.