Urgent türkçesi Urgent nedir

Urgent ile ilgili cümleler

English: Ali has gone to Boston on urgent business.
Turkish: Ali acil bir iş için Boston'a gitti.

English: Ali received an urgent message to call his wife.
Turkish: Ali karısını araması için acil bir mesaj aldı.

English: He had some urgent news to tell me.
Turkish: Bana söyleyecek biraz acil haberi vardı.

English: Ali says it's urgent that he speak with you.
Turkish: Ali seninle konuşmasının acil olduğunu söylüyor.

English: An urgent telegram brought her hurrying back to Tokyo.
Turkish: Acil bir telgraf onu Tokyo'ya aceleyle geri getirdi.

Urgent ingilizcede ne demek, Urgent nerede nasıl kullanılır?

Urgent appeal : Önemli talep. Önemli başvuru. Acil talep. Acil başvuru.

Urgent call : Acil çağrı. Çok önemli çağrı. Çok önemli arama. Acil arama.

Urgent need : Acil ihtiyaç.

Urgent obligation : Acil mecburiyet.

Urgent priority : Acele öncelik.

Urgent request : Önemli talep. Önemli başvuru. Acil istek. Acil başvuru. Acil talep.

Assurgent : Yukarı doğru kıvrılan.

Urgent task : Acil görev.

Be urgent about something : Israrcı olmak. Israr etmek.

Counterinsurgent : Kontrgerilla savaşçısı. Gerilla savaşçıları veya devrimcileri ile savaşan kimse veya şey. Ayaklanmayı bastıran.

 

İngilizce Urgent Türkçe anlamı, Urgent eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Urgent ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Importunate : Israrla isteyen. Çok ısrarcı. Açgözlü. Sürekli bir şeyler isteyen. Sırnaşık. Yılışık. Doymaz. Aç gözlü.

Bound to : Garanti. Mutlaka. Kesinlikle.

Force majeure : Zorunlu durum. Mücbir sebepler. Zorunlu sebebler. Zorlayıcı neden. Kaçınılmaz nedenininden ötürü yapılamayan bir yüklenmede ileri sürülen gerekçe. bulgu, oranlama, önleme gibi uğraşılarla engellenemeyen zorunlu nedenler. Fors majör. Zorlayıcı nedenler. Zorunlu nedenler. Zorunlu hallerde. Zorlayıcı sebep.

Bustles : Telaş. Telaşlanmak. Aceleyle hareket etmek. Koşuşturma. Telaş etmek. Faaliyet. Acele etmek. Koşuşmak. Aceleyle hareket etme. Koşuşturmak.

Posting : Atama. İlan. Postaya verme. Postalama. Mektup gönderme. Bir göreve atanma. Sonradan ekleme. Muhasebe kayıtlarının işlenmesi. Bilbord reklamının yerine yerleştirilmesi.

Dispatch : Yollama. Yalayıp yutmak. Göndermek. Mesaj. Sevkiyat yapmak. Sevk. Bir malın bir yerden bir başka yere, bir kişiden bir başka kişiye gönderilmesi. Silip süpürmek. Telgraf çekmek.

Dire : Dehşetli. Şiddetli. Vahim. Berbat. Büyük. Müthiş. Uğursuz. Korkunç. Çok kötü. Son derece.

Big : Ünlü. Büyük. İri. Popüler. Kocaman.

Inescapable : Önlenemez. Kaçınılamaz. Sakınılamaz.

Circumspect : Sakıngan. Her şeyi hesaba katan. Düşünceli. Tedbirli. Sakınan. Basiretli. Dikkatli. Herşeyi hesaba katan. İhtiyatlı.

Urgent synonyms : ineluctable, immediate, self assertive, forcedly, cautious, compulsives, crit, compulsive, coercible, enforced, pertinacious, affined, foregone, brusque, hastiest, fateful, apodictic, cryings, crying, coldest, instant, direful, imperative, steadfast, cursory, consequential, indispensable, biggest, as death, flying, abruptness, absolutely necessary, farfetched.

 

Urgent zıt anlamlı kelimeler, Urgent kelime anlamı

Beseeching : Yalvarma. Yalvaran. Yalvarış. Rica eden.

Urgent ingilizce tanımı, definition of Urgent

Urgent kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Calling for immediate attention. Besetting. Plying, with importunity. Instantly important. Pressing. Urging.