Be urgent about something türkçesi Be urgent about something nedir

  • Israr etmek.
  • Israrcı olmak.

Be urgent about something ingilizcede ne demek, Be urgent about something nerede nasıl kullanılır?

Be : -dı. -di. Bulunmak. Durmak. Berylliumb (berilyum). Anlamına gelmek. Alaşımların hazırlanmasında kullanılan hafif bir metalik kimyasal element. Kalmak. -dır. Var olmak.

Urgent : Israrcı. Zorunlu. Mübrem. İvedili. Acele. İvedi. Israrlı. Önemli. Kaçınılmaz. Acil.

About : Yakınında. Yaklaşık. Etrafında. Değişli. Takriben. Muhiten. Hakkında. Hususunda. Baresinde. -den ne haber?.

Something : Önemli bir şey. Birşey. Bir şey. Falan.

Be urgent with somebody : Zorlamak. Sıkıştırmak.

Be vague about something : Tereddüd etmek. Kararsız olmak.

Be positive about something : Emin olmak.

Feel sore about something : Kuyruk acısı olmak.

Feel uneasy about something : Tedirgin olmak. Endişelenmek.

İngilizce Be urgent about something Türkçe anlamı, Be urgent about something eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Be urgent about something ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Claimed : Talep etmek. Hak iddia etmek. İddia etmek. Sahip çıkmak. İstemek. Dava açmak.

Entreats : Üstelemek. Yakarmak. Eteğine sarılmak. Yalvarmak. Dilemek. Rica etmek.

Crowd : Ortaklaşa bir uyarı sonucu belli bir yerde toplanan ve dikkatlerini bu uyarının yol açtığı ortak duygusal ilgi üzerinde toplamış olup herhangi bir anda ortak eyleme geçebilecek olan insan topluluğu. Doldurmak. Kalabalık etmek. Bıktırmak. Sıkıştırmak. Toplanmak. Üşüşmek. Kalabalık. Birikmek.

 

Insist : İddia etmek. Asılmak. Tutturmak. Diretmek. Dayatmak. Üstelemek. Direnmek. Kararlı olmak. Üzerinde durmak.

Crowds : Doldurmak. Toplanmak. Üşüşmek. Bıktırmak. Kitle. Sıkıştırmak.

Entreat : Yakarmak. Dilemek. Eteğine sarılmak. Rica etmek. Yalvarmak. Üstelemek.

Be on to : Sürekli istemek. Konuşmak. Temasta olmak. Haberdar olmak. Biriyle iletişim kurmak. Bağlantıda olmak. Haberi olmak. (önemli bir şeyi) keşfetmek üzere olmak. İş üzerinde olmak.

Hung on : Asmak. Takmak. Bekletmek (telefon). Dayanmak. Bağlı olmak. Ümidini yitirmemek. Sallanmak. Tutunmak. Beklemek (telefon).

Hang on : Bağlı olmak. Beklemek (telefon). Asılı durmak. Germek. Beklemek. Sıkı tutmak. Sarılmak. Dayanmak. Takmak.

Claim : Herhangi bir işlem sonucu doğan akçalı hak. Hak talebinde bulunmak. Talepte bulunmak. Dava açmak. İddia. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Sahip çıkmak. Hak talep etmek. Almak. Alacak hakkı.

Be urgent about something synonyms : claims, forced the issue, insist on, hold out, insisted, be a stickler.