Tutunmak nedir, Tutunmak ne demek

  • Tutup bırakmamak, dayanmak, sarılmak veya asılmak.
  • Aynı yerde ve durumda kalmak, direnmek, dayanmak.
  • Kendi üzerine koymak, kullanmak
  • Kendini kabul ettirmek, kendine bir yer sağlamak.

"Tutunmak" ile ilgili cümle

  • "Hafif peltek, bozuk diksiyonuyla tiyatroda tutunamazdı." - N. Cumalı
  • "Yaşmak tutunmak. Sülük tutunmak."
  • "Düşman ordusu ordumuz karşısında tutunamadı."
  • "Evinin bahçesinin kapısını açtım ve kapanmayan panjurlarına tutunarak odasına girdim." - M. Ş. Esendal

Yerel Türkçe anlamı:

Sarınmak, giyinmek : Üstünde tutunacak elbisesi yok.

Dayanmak, sığınmak.

Bir işte tutunmak

Diğer sözlük anlamları:

[Bakınız: dutunmak]

Tutunmak tanımı, anlamı:

Tutunacak bir dal aramak : Güvenilecek, dayanılacak bir insana ihtiyaç duymak.

Tutunacak dalı olmak : Güveneceği bir kimse veya şey bulunmak.

Tutunma : Tutunmak işi.

Ot tutunmak : Vücuttaki istenmeyen kılları düşürmek için ilaç sürünmek.

Ustura tutunmak : Vücuttaki istenmeyen kılları temizlemek.

Bırakma : Bırakmak işi.

Dayanmak : Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Varmak, ulaşmak. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek.

 

Sarılmak : Kollarını dolamak, kucaklamak. Bir şeyin üzerine bir veya birkaç kez dolanmak. Bütün gücü ile ele almak. Hemen yapmaya koyulmak, girişmek. Büyük bir istekle kendini vermek, benimsemek. Sarma işi yapılmak.

Asılmak : Tutup çekmek. Hızla eline almak. Bir yere tutunup sarkmak. Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek, idam edilmek. Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak. Sonuna kadar mücadele etmek. Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak. Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek.

Aynı : Başkası değil, yine o. Eski durumunda kalmış, değişmemiş. Aralarında ayrım olmayan. Benzer.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

Direnmek : Herhangi bir düşüncede, bir istekte veya bir durumda ayak diremek, inat etmek, ısrar etmek, taannüt etmek.

Kendi : Yaptığı, giriştiği bir işte başkalarının herhangi bir etkisi bulunmadığını belirten bir söz. İyelik ekleri alarak kişilerin öz varlığını anlatmaya yarayan dönüşlülük zamiri, zat. Kişinin özel olarak vurgulandığını anlatan bir söz. "Kendisi, kendileri" biçiminde bazen saygı duygusuyla veya söz konusu olanları amaçlayarak "o" ve "onlar" yerine kullanılan bir söz.

 

Üzerine : -den daha üstün. Hakkında. -den sonra. -den dolayı. Üstüne.

Koymak : İmza, tarih, adres yazmak. Bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, ayırmak. Bırakmak. Bırakmak, terk etmek. Bir kimseyi işe yerleştirmek, birine iş sağlamak. Bir şeyi bir yere bırakmak, belli bir yere yerleştirmek. Uyulması gereken kuralları belirlemek, ortaya çıkarmak. Etkilemek, dokunmak. Katmak, eklemek.

Kullanmak : Giymek, takmak. Amacına ulaşmak için birinden veya bir şeyden yararlanmak, onu amacına alet etmek, sömürmek, istismar etmek. Harcamak, sarf etmek. Bir kimseyi bir hizmette bulundurmak, çalıştırmak. Kelimeyi yazmak, söylemek. Araç veya aleti işletmek, yönetmek. Sigara, içki vb. şeylere alışmış olmak, içmek. Bir şeyden belli bir amaçla yararlanmak. Bir şeyin gereklerini yerine getirmek. İşletmek, değerlendirmek.

Diğer dillerde Tutunmak anlamı nedir?

İngilizce'de Tutunmak ne demek? : v. hold on to, cling, get a grip, hang on, catch, fasten on

Fransızca'da Tutunmak : se tenir à, s'implanter, se raccrocher à, se rattraper, se retenir, se soutenir

Almanca'da Tutunmak : v. behaupten: sich behaupten, halten: sich halten

Rusça'da Tutunmak : v. закутываться, употреблять, держаться, придерживаться, продержаться, удерживаться, приживаться, закутаться, употребить, удержаться