Muddles türkçesi Muddles nedir

Muddles ingilizcede ne demek, Muddles nerede nasıl kullanılır?

Muddle through : Hatalara rağmen başarmak. Zor bela başarıya ulaşmak. Üstesinden gelmek. Başarmak. Bir işi düşe kalka yapmak. Atlatmak. Her şeye rağmen başarmak. İşin içinden bir şekilde çıkmak. Bir işi bir şekilde halletmek.

Muddle up : Yüzüne gözüne bulaştırmak. Dağıtmak. Karıştırmak.

Muddle : Şaşkına çevirmek. Kafasını karıştırmak. Dağıtmak. Karıştırmak. Karmakarışık etmek. Becerememek. Şaşırtmak. Bozmak. Sersemletmek. Yüzüne gözüne bulaştırmak.

Muddled : Kafası karışık. Becerememek. Karıştırmak. Sersem. Kafası karışmış. Yüzüne gözüne bulaştırmak. Karışık. Sarhoş. Karıştırılmış.

Muddleheaded : Aptal. Kalın kafalı. Ahmak. Beceriksiz. Geri zekalı. Beceriksizce. Aptalca. Sersem.

Muddiness : Bulanıklılık. Çamurlanma. Çamurluluk. Bulanıklık. Pislik. Gitar manyetiğinin çıkış gücüne, yüksekliğine, gitarı oluşturan ağaç türüne veya tellere bağlı olarak tel titreşimlerinin dağınık alınması sonucu seslerin tane tane alınamaması, kontrolsüz ve birbirine girmiş biçimde çıkması. Sönük.

 

Muddier : Çepellemek. Bulandırmak. Karışık. Çamurlu. Çamurlamak. Pis. Çamura bulamak. Bulanık. Çepelli. Anlaşılması zor.

Muddies : Çamurlu. Bulandırmak. Çamurlamak. Çepellemek. Çepelli. Bulanık. Pis. Çamura bulamak. Karışık.

Muddling : Karışık. Bulanık. Sersemleyici.

Muddied : Çamura bulamak. Bulandırmak. Çepelli. Çamurlamak. Bulanık. Pis. Çamurlu. Karışık. Çepellemek.

İngilizce Muddles Türkçe anlamı, Muddles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Muddles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In between : Orta. Arasında. Arasındaki. Aralarında. Aralıkta. İkisi arasında. Arada. Aradan. Arada aradan. Ortada.

Boggled : Korkmak. Duralamak. Ürkütmek. Ürkmek. İrkilmek. Çekinmek. Yanaşmamak.

Abolishes : Durdurmak. İptal etmek. Hükümsüz kılmak. Feshetmek. Ortadan kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. Lağvetmek. İlga etmek. Kaldırmak.

Apportions : Bölüştürmek. Taksim etmek. Tevzi etmek. Paylaştırmak. Eşit olarak taksim etmek. Paylaştırma. Pay etmek. Tahsis etmek.

Abolish : Ortadan kaldırmak. İlga etmek. Kaldırmak. Yürürlükten kaldırmak. Feshetmek. Hükümsüz kılmak. Durdurmak. Lağvetmek. İptal etmek.

Disorganizing : Düzenini bozmak. Altüst etmek.

Amalgamates : Katılmak. Karıştırıp birleştirmek. Karışmak. Karışım. Bileştirmek. Birleşmek. Firma. Karışma. Birleştirmek.

Abash : Kırmak. Gururunu incitmek. Karıktırmak. Pert etmek. Utandırmak. Mahcup etmek.

Bemusing : Sersemletmek (argo terim). Serseme çevirmek.

Cock up : İçine sıçmak. Çorba etmek. Eline yüzüne bulaştırmak. İçinden çıkılmaz hale getirmek. Karmakarışıklık. Kulaklarını dikmek. İçine etmek. Berbat etmek. Kaldırmak.

 

Muddles synonyms : lower middle class, upper middle class, bedevil, bemuse, crabbing, position, bungle, be on the loose, blent, admixed, bungled, astounds, bestrewed, amalgamate, stump, bamboozle, busted, fluffed, botched, bemaze, botch, dazing, befuddling, be on the rampage, intermediate, add, deal out, bewilders, bedevilling, bedevilled, bedevils, blend, befog.

Muddles zıt anlamlı kelimeler, Muddles kelime anlamı

Terminal : Dalın ucunda yetişen. Son durak. Bir veri iletişim ortamında veri giriş-çıkışını sağlayan donanım birimi ya da donanım birimleri topluluğu. Sona ait, uçta bulunan, son, bitim. Uç. Ölümcül hastalığın son aşamasına ait. Terminal. Otobüs terminalı. Dönemle ilgili. Dönem.

Lower class : Aşağı tabaka. Aşağı sınıf. Alt tabaka. Alt klas. İşçi sınıfı. Alt sınıflar.

Upper class : Üst tabaka. Yüksek sınıf. Kaymak tabaka. Yüksek tabaka. Zenginler sınıfı. Üst sınıf. Sosyoekonomik üstünlüğü olan sınıf.