Musculatures türkçesi Musculatures nedir

  • Müskülatur.
  • Kas sistemi.
  • Adale yapısı.

Musculatures ingilizcede ne demek, Musculatures nerede nasıl kullanılır?

Musculature : Kas sistemi. Müskülatur. Adale yapısı.

İngilizce Musculatures Türkçe anlamı, Musculatures eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Musculatures ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Esophagus : Bkz.oesophagus. Yutak ile mide arasında kalan, içi çok tabakalı yassı epitelle astarlanmış, bağ dokusu, çizgili kas ve düz kaslarla çevrelenmiş, çok sayıda bez içeren, insanlarda yaklaşık 25 cm kadar olan sindirim kanalı kısmı. özofagus. Ösefagus. Ağız ile mideyi birbirne bağlayan tüp. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Boğaz. Yemekborusu. Özofagus. Meri. Özefagus.

Sinew : Veter. Kas gücü. Güç. Sinir. Kas teli. Kuvvet. Kas kirişi. Enerji. Kiriş.

Muscular tissue : Kasdoku. Kas dokusu.

Gorge : Atıştırmak. Tiksinti. Tıkanmak. Gırtlak. Oburluk. Tıkınmak. Tıka basa doldurmak. Yemek atıştırmak. Geçit. Tıka basa yemek.

Ligament : Kiriş. Bağdoku. Lıgament. Ligament. Bağ doku. Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi. yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı. ligament. Köprü. Bağ. Hareket eden birkaç kemiği birleştiren kuvvetli, telli sık bağ dokusu şeridi. yassı solungaçlılarda iki kabuğu bağlayan menteşe şeklindeki yapı, ligament.

 

Midriff : Diafram. Diyafram. Anat.diyafram. Karınzarı.

Diaphragm : Bir doğum kontrol aygıtı. Diafram. Geçirimsiz ya da yarıgeçirgen duvar, ayırma perdesi. Böleç. Kimi basaçlarda, git gel devinimiyle oylum değişimini sağlayan esnek metal ya da lastik zar. Irakgörürlerde, fotoğraf makinelerinde nesne merceği açıklığını büyütüp küçülten düzen. Alıcının ya da bazı basım aygıtlarının mercek düzeni içinde bulunup, birbiri üzerine binen incecik maden yapraklardan oluşan, açılıp kapanarak, duyarkat üzerine gelen ışığın niceliğini düzenleyen düzenek. İnce bir ışık demeti elde etmek için kullanılan gözbebeği gibi, çapı ayarlanabilir dairesel delik. Diyafram. Fotoğraf makinesi.

System : Vücut. Bir birlik oluşturacak biçimde işlevsel olarak örgütlenmiş öğeler bütünü. Aralarında ilişkiler bulunan, böylece belli bir işlevi olan bir bütün oluşturacak biçimde etkileşen nesneler topluluğu. bir dizgeyi oluşturan nesneler arasında kişiler, makineler, yordam, izlence ya da veriler bulunabilir. ayrıca bu nesneler de kendi başlarına birer dizge niteliği taşıyabilir; bu durumda dizgenin altdizgelerinden söz edilir. Aralarında karşılıklı işlevsel bağlılıklar bulunan bir dizi öğenin oluşturduğu bütünlük. Düzen. Üzerinde ölçme yapılan ya da söz konusu olan belirli nesneler topluluğu. Bir bütünü oluşturacak biçimde karşılıklı olarak birbirine bağlı öğelerin tümü. Organizmada aynı işlevleri gerçekleştirmek için birbirleriyle ilgili bağlantılı organların oluşturduğu birlik veya grup. yol, yöntem. Katman. Aralarında ilişki bulunan ve amaca göre çevresinden belirli sınırlarla ayrılmış özdek, olay ve süreçlerin seçilmiş kümesi.

 

Oesophagus : Yutak ile mide arasında kalan, içi çok tabakalı yassı epitelle astarlanmış, bağ dokusu, çizgili kas ve düz kaslarla çevrelenmiş, çok sayıda bez içeren, insanlarda yaklaşık 25 cm kadar olan sindirim kanalı kısmı. özofagus. Yutakla mide arasındaki kassıl ve zarsıl boru biçimindeki organ, özofagus. Boğaz. Özefagus. Yemek borusu. Meri. Özofagus. Yutak. Yemekborusu. Ağız ile mideyi birbirne bağlayan tüp.

Musculatures synonyms : muscular structure, musculoskeletal system, muscle system, musculature, tendon, muscular system, gullet, muscle.