Nab türkçesi Nab nedir

Nab ile ilgili cümleler

English: "Whose sunglasses are these?" "They are Nabil's."
Turkish: "Bu güneş gözlüğü kimin?" "O Nabil'in"

English: Vladimir Nabokov was a Russian-American writer.
Turkish: Vladimit Nabokov Rus-Amerikan bir yazardı.

English: A reasonable compromise must be found.
Turkish: Makul bir uzlaşma bulunması gerekiyor.

English: A socialite is a person who is well known in fashionable society and is fond of social activities and entertainment.
Turkish: Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.

English: The robber was nabbed this morning.
Turkish: Soyguncu bu sabah yakalandı.

Nab ingilizcede ne demek, Nab nerede nasıl kullanılır?

Nabataea : Günümüz ürdün'ünde var olmuş tarihi arap krallığı.

Nabataean : Nabataean'ların diline ait (ayrıca nabatean). Tarihi bir arap krallığı halkı ile alakalı.

Nabataean city : Nabataean şehri. Nabataeanlar tarafından inşa edilen tarihi şehir (filistin'de tarihi arap halkı).

Nabathian cyst : Serviks kisti. Nabatiyan kist.

Nabbed : Kapmak. Yakalanmış. Yakalamak.

Nabumethon : Güçlü yangı önleyici, ağrı kesici ve ateş düşürücü etkili, narkotik olmayan ağrı kesiciler grubundan, asetik asit türevi bir ilaç. Nabumeton.

 

Nabobs : Eski moğol imparatorluğu'nda yönetici sınıfından kişi. Çok zengin ve lüks hayat yaşayan. Hindistan'da zengin avrupalı. Hint prensi. Doğuda zengin olup ülkesine dönmüş avrupalı. Çok zengin kişi.

Nablus : Batı şeria'da filistin yönetimi kontrolünde bulunan şehir (ibranice'de shechem olarak bilinen).

Nabs : Birini yanlış bir şey yaparken yakalamak. Enselemek. Tutmak. Kapmak. Yakalamak.

Nabe : Bölgesel sinema (argo terim). Mahalle sineması.

İngilizce Nab Türkçe anlamı, Nab eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nab ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Affects : Üzmek. Etkilemek. Sarsmak. Numarası yapmak. Dokunmak. Etki etmek. Yaşamak ( de). Sevmek. Bozmak.

Clutched : Güç. Yapışmak. El çantası. Debriyaj. Yakalamaya çalışmak. Kavramak. Yakalama.

Fasten upon : Kavramak. Üstünde durmak. Saplanmak. Kafasına takmak. -e takılmak. Kullanmak.

Caught : Takılmak. Yetişmek. Cezbetmek. Çalışmak (mekanizma). Yakalanmak. Yakalanmış. Kavramak. Edinmek (alışkanlık).

Bespoken : Sipariş vermek. Hitap etmek. Ayırtmak. Ismarlamak. İstemek. Rica etmek. Bir şeye delalet etmek. Göstergesi olmak. Konuşmak.

Bespeak : Ismarlamak. Talep etmek. Konuşmak. Rica etmek. Hitap etmek. Sipariş vermek. Bir şeye delalet etmek. Ayırtmak. İstemek.

Approve of : Onaylamak. Beğenmek.

Bag : Torbalamak. Torba. İç etmek. Aşırmak. Torbaya koymak. Şişirmek. Avlamak. Sarkmak. Poşet. Çalmak.

Capture : Aynen almak. Esir almak. Özdeciksel ya da çekirdeksel bir yapının ılıncık gibi bir parçacıkla etkileşerek onu yakalaması. Bir nükleer ya da atomik sistemin ek bir parçacık elde ettiği süreç. Almak. Bilgisayar, hukuk, coğrafya, fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Esir alınma. Çekim alanına almak. Kapma. Tutsak etmek.

 

Arrest : Tevkif etmek. Dikkatini çekmek. Önünü almak. Çekmek (dikkat). Hukuk, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kesmek. Varan kimse. Durma, sürekli olan hareketin veya faaliyetin durması. Tutuklama. Yakalama.

Nab synonyms : prehend, fasten on, apprehends, bind, aggregate, copped, book up, cast salt on the tail of, glom, catch on, carry off, catch in the act, add up to, bespeaking, catch hold of, nicking, catch up on, carrying off, catch up, abide by, apprehending, binds, get the hang of, seize by the neck, bespeaks, clutch, affect, amount to, catches, catch, pick up, acquire, clutching.

Nab ingilizce tanımı, definition of Nab

Nab kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To catch or seize suddenly or unexpectedly. The summit of an eminence.