Newer türkçesi Newer nedir

Newer ile ilgili cümleler

English: Tom's computer is much newer than mine.
Turkish: Tom'un bilgisayarı benimkinden çok daha yeni.

English: Tom's bicycle is much newer than mine.
Turkish: Tom'un bisikleti benimkinden çok daha yeni.

English: Older carpets are more valuable than newer carpets.
Turkish: Eski halılar yeni halılardan daha değerlidir.

Newer ingilizcede ne demek, Newer nerede nasıl kullanılır?

Newer area of the town : Yeni kent. Bir kentin büyüyüp çevresine doğru yayılmasıyla doğan ve her biri belli bir kentsel etkinlikle ilgiyi çeken yeni kesimlerine verilen ad. bk. eski kent.

Newer or longer : Daha yeni veya daha uzun.

Newel : Merdiven babası. Merdiven sereni.

Newel post : Merdiven babası. Baba. Tırabzan babası. Tırabzan başı direği.

Newels : Baba. Tırabzan babası. Merdiven desteği. Tırabzanın başındaki veya dibindeki direk. Merdiven babası. Sarmal merdivenin orta direği. Merdiven sereni. Merdiven direği.

Renewedly : Yenilenmiş olarak.

Unrenewed : Yenilenmemiş. Eski. Yeni olmayan.

Newest : En yeni.

New action : Yeni eylem.

Sinewed : Dinç. Güçlü (üslup). Sinirli (et). Kiriş gibi. Kuvvetli. Zinde.

İngilizce Newer Türkçe anlamı, Newer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Newer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Apprentice : Toy kimse. Görevlendirildiği iş üzerinde bilgisi ve niteliği olmayan ve ustalarca uygulayıcı durumuna getirilebilmek amacıyla eğitilen çocuk ya da kişi. Mesleğin gerektirdiği bilgi, beceri ve alışkanlıkları iş süreci içerisinde öğrenmek üzere bir usta yanında çalışan işçi. Çırak olarak vermek. Apranti. İktisat, ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir işte yeni olan kimse. At yarışlarında 50 den az yarış kazanmış, deneyimi jokeylere göre daha az genç binici. Çırak yapmak. Yamak.

Babe in arms : Yenidoğan. Yeni doğmuş bebek. Saf ve deneyimsiz kimse. Acemi çaylak. Bebek. Kundaktaki bebek. Kollardaki bebek.

De novo : Yeni baştan. Yeniden. Sil baştan. (latince) yeniden. Tekrar. Baştan. Gene. Daha önce görülmeyen. Doğuştan olmayan.

Crispier : Körpe. Kıvırcık. Taptaze ve sulu (meyve veya sebze). Zinde. Canlandırıcı. Canlı. Kırışık. Çıtır çıtır. Gevrek. Kıtır kıtır.

Freshly : Anca. Daha şimdi. Henüz. Taze taze.

Newing : Gıcır. Turfanda. Yeni tarihli. Görülmemiş. Değişik.

Unseen : Görünmeyen. Ön çalışmasız. Gizli. Görülmemiş. Olmadık. Göze görünmeyen.

Few : Birkaç. Az miktar. Kıt. Bazıları. Az bulutlu. Azıcık. Az. Havadan önlemede. Sayıca az. Yedi veya daha az sayıda uçak gördüğünü yer önleme istasyonuna bildirmede kullandığı bir kod.

Latter days : Günümüze ait. Çağdaş. Son döneme ait olan.

Green : Yeşil. Yeşertmek. Yeşillendirmek. Acemi çaylak. Yeşile boyamak. Yelve. Ham. Toy. Yeşil renk. Yeşil alan.

Newer synonyms : ne'er, beginners, emergent, dewier, crispy, less, greenest, dewiest, unexplored, clumsier, groovy, hipping, clumsiest, hipper, cotemporary, blunderings, uncharted, futuristic, crispiest, groovier, incoming, apprentices, hot, grooviest, emergents, in mint condition, callow, hip, latterday, blundering, contemporary, advanced, dewy.

 

Newer zıt anlamlı kelimeler, Newer kelime anlamı

Ever : Bir kez. Eğer. Hiç. Daima. Haçansa. Asla. Şu ana kadar. Gitgide. Hep. Olabildiğince.

Many : Köp. Binbir türlü. Bir çok. Nice. Adl. Bir yığın. Çoğu. Çok. Kaç. Birçok.

More : -den daha. Fazla şey. Takriben. Daha (çok). Daha. Daha çok. Fazlalık. Ayrıntılar. Daha fazla. Çok.