Nuclear atom türkçesi Nuclear atom nedir

  • Çekirdeksel öğecik.
  • Fizik alanında kullanılır.
  • Çevrel eksiciklerinden soyulmuş çıplak öğecik çekirdeği.
  • Çekirdeksel atom.
  • Nükleer atom.

Nuclear atom ingilizcede ne demek, Nuclear atom nerede nasıl kullanılır?

Nuclear : Atom. Nükleer. Çekirdek şeklinde olan. Öğecik çekinini ilgilendiren. Nükleer enerjiyle ilgili. Nükleer başlıklı füze. Çekirdeğe benzeyen. Çekirdeğe ait. Çekinsel. Çekirdeksel.

Atom : Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri, özdecikleri; bir tek türü ise bir kimyasal öğeyi oluşturan, bir çekin ve birkaç eksicikten yapılmış temel tanecik. Bir çekirdek içinde çeşitli sayıda proton, nötron gibi temel parçacıklar ile çekirdek çevresinde çeşitli konumlarda (erke düzeylerinde) yer alan elektronlardan oluşan ve öğelerin kimyasal tepkimelere katılan en küçük birim nicelikli parçacığı. Öze. Zerre. Çok az miktar. Atom. Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir elementin tüm özelliklerini içeren en küçük birimi. Bir öğenin kimyasal bağlanımlara giren en temel parçacığı. Öğecik.

Nuclear bomb : Atom bombası. Nükleer bomba.

Nuclear breeder : Çekirdeksel üretken reaktör. Her bölünüm kuşağında, olayda kullanılanı aşan tutarda bölünebilir özdek oluşan tepkileşimlik. Breeder reaktörü. Çekirdeksel üretken tepkileşimlik.

 

Nuclear chain reaction : Uranyum 238 gibi üretken çekirdeklerin nötron kaparak, yeni fisil madde oluşturması. Zincir tepkimesi. Nükleer zincirleme reaksiyon. Başlayınca sürüp giden ve hızı gittikçe artan çekirdeksel bölünme. Fizik, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Çekirdeksel zincirleme tepkime. Nükleer zincir reaksiyonu. Çekirdeksel zincir tepkileşimi. Çekirdeksel zincir tepkimesi.

Nuclear charge : Çekirdeksel yük. Bir öğecik çekirdeğindeki toplam artı elektrik yükü. Çekirdek yükü.

İngilizce Nuclear atom Türkçe anlamı, Nuclear atom eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nuclear atom ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abcoulomb : Cgs sisteminin elektromanyetik birimi. Abkulon. Saltık birimler dizgesindeki elektrik yükü birimi. On kulon. Saltık coulomb.

Absorptivity : Emme sığası. Yutuculuk. Soğurma katsayısı. Emme kapasitesi. Bir ortamın, bu ortamın sınırlarının hiç bir etkisi olmamak koşulu ile, birim kalınlığının iç yutma çarpanı. Emme yetkesi. Emebilirlik. Bir yüzeye vuran ışınım erkesinin yüzeyce soğurulan bölüğünün ölçüsü. Soğurabilirlik.

Accumulation coefficient : Bir yüzeyde yüzerilen özdecik yoğunlaşması artış hızının, söz konusal özdeciklenin değişim evresindeki yoğuşumuna oranı. Birikim katsayısı.

Stripped atom : Çevre eksiciklerini yitirmiş öğecik. Elektronlarla çevrelenmemiş atom çekirdeği. Soyulmuş atom. Soyulmuş öğecik.

Absolute units : Temel birimler olarak uzunluk, zaman ve kütleyi alan birimler kümesi. Temel kütle. Salt birimler. Saltık birimler.

 

Abampere : 10 amper birim. Saltık ampere. Saltık birim dizgesindeki elektrik akımı yeğinliği birimi. On amperlik çıngı cereyan birimi. On amper. 10 ampere eşit akım birimi.

Absolute concentration : Birim oylumda bulunan özdek, erke ya da başka bir varlık tutarı; santimetre küp başına erg ya da sayı olarak verilir. Saltık derişim.

Acoustic feedback : Ses geribeslemesi. Hoparlör geri beslemesi. Akustik geribesleme. Bir ses aygıtı çıktısının birazının aygıtın girdisine ulaşarak çıktıyı etkilemesi.

Abnormal reflection : Olağandışı yansıma. Üşeryuvar (iyonosfer) katmanının dönüşül sıklığının üstündeki telsiz dalgalarının yansıması.

Absolute magnitude : Saltık büyüklük. 10 parsek (3,26x10 ışık yılı) uzağındaki bir yıldızın görünür büyüklüğü. Mutlak büyüklük.

Nuclear atom synonyms : accelerometer, absorptiometer, absorption band, absorption loss, absolute zero, absorption edge, acoustic absorptivity.