Nuisance türkçesi Nuisance nedir

Nuisance ile ilgili cümleler

English: The telephone can be a nuisance.
Turkish: Telefon bir baş belası olabilir.

English: Ali is a real nuisance.
Turkish: Ali gerçek bir sıkıntı.

English: Ali is being a nuisance.
Turkish: Ali çekilmez hale geliyor.

English: Just how well can masks block the, even smaller than pollen, yellow sand dust? I think it much more of a nuisance than pollen.
Turkish: Maskeler sarı kum tozunu,polenlerden dahada küçük,ne kadar iyi engelleyebilir?Sanırım o polenden oldukça daha fazla bir baş belasıdır.

Nuisance ingilizcede ne demek, Nuisance nerede nasıl kullanılır?

Be a nuisance to : Başının belası olmak.

Make a nuisance of oneself : Başa bela olmak. Baş belası olmak. Rahatsız edici şekilde davranmak.

Unidentified nuisance parameters : Özdeşleştirilmemiş sorunlu parametreler.

Became a nuisance : Sıkıntı verir hale geldi. Mide bulandırıcı hale geldi. Rahatsızlık verici hale geldi. Mide bulandırdı.

Public nuisance : Kamu için zararlı olan davranış. Kamu için zararlı olan fiil. Kamu zararına davranış.

Ennuis : Can sıkıntısı. Bıkkınlık. Usanç.

 

Nuisances : Musibet. Rahatsızlık. Sıkıcı şey veya kimse. Baş belası. Dert. Sıkıntı veren kimse. Bela. Baş ağrısı. Sıkıntı veren şey. Sıkıntı.

Tenuis : Süreksiz ünsüz. Süreksiz ünsüz (k, p, t).

İngilizce Nuisance Türkçe anlamı, Nuisance eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Nuisance ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Jangler : Şamatacı. Yüksek sesle kavga eden kimse. Ciyak ciyak bağıran. Yüksek sesle tartışan. Boşboğaz. Madeni ses çıkarma. Gürültülü bir şekilde tartışan kimse. Rahatsız edici ses çıkarma.

Destructions : Öldürme. Harap etme. Tahribat. Mahvetme. İmha. Afet. Mahv. Yıkım. Tahrip.

Badass : Güçlü etkisi olan. Geçinmesi zor kimse. Kaba. Belalı. Agresif tip. Çok etkileyici. Çok çarpıcı. (argo) agresif kimse. Başbelası. Belalı kimse.

Discomfiture : Bozum. Şaşkınlık. Yenilgi. Bozgun. Hezimet. Bozuntu.

Harasser : Eziyet eden kimse. Taciz eden kimse. Sıkıntı veren biri veya bir şey. İşkenceci. Tacizci.

Dryasdust : Sıkıcı.

Drag : El arabası. Kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği). Direnç. Suyun dibini taramak. Durgunlaşmak. Kızak. Etki. Trol. Aptal. Ağırdan almak.

Bad hat : Bilerek sorun provoke eden kimse. Bozguncu. Ortalığı karıştıran. Mesele çıkaran kimse. Fesatçı. Fitneci. Sorun çıkaran. Sorun yaratan tip.

Pain in the neck : Karın ağrısı. Boyun ağrısı. Can sıkıcı tip. Püsküllü bela.

Nuisance synonyms : private nuisance, common nuisance, disagreeable person, unpleasant person, mixed nuisance, attractive nuisance, abatable nuisance, nuisances, discomforts, eviler, discomfort, cornballs, boredoms, disaster, disease, agitation, calamities, cankerworms, destruction, discomposure, discommodity, jinx, discomforted, herbert, infliction, headaches, eviller, botheration, cornball, harassers, arch nudnik, inconvenience, ailments.

 

Nuisance ingilizce tanımı, definition of Nuisance

Nuisance kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : That which annoys or gives trouble and vexation. That which is offensive or noxious.