Drag türkçesi Drag nedir
- Koku (av).
- Bitmek bilmemek.
- El arabası.
- Taramak.
- Kızak.
- Bulaştırmak.
- Sokmak.
- Zahmetli şey.
- Bir nefes.
- Kıvrılış.
- Sürüklemek.
- Tarak.
- Durgunlaşmak.
- Geri zekalı tip.
- Atlı araba.
- Kadın elbisesi (eşcinsel erkeğin giydiği).
- Sürüklenmek.
- Ağır hareket.
- Bir nesne ile ağdalı bir akışkan, bağıl devinim içinde bulunduğunda nesnenin devinime karşı gösterdiği direnim.
- Engel.
- Direnç.
- Sıkıcı tip.
- Aptal.
- Tırmık.
- Sürüklenim.
- Suyun dibini taramak.
- Ağırdan almak.
- Trol.
- Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır.
- Etki.
- Bir kırığın yakınında, katman uçlarının aşağı ya da yukarı doğru kıvrık olması.
- Çekmek.
Drag ile ilgili cümleler
English: This looks as though it will drag on and on.
Turkish: Bu uzun süre sürüklenecek gibi gözüküyor.
English: A dragon is a creature of fancy.
Turkish: Bir ejderha hayali bir yaratıktır.
English: I had to drag Tom out of bed.
Turkish: Tom'u yatağın dışına sürüklemek zorunda kaldım.
English: I'm sorry to drag you into this.
Turkish: Seni buna sürüklediğim için üzgünüm.
English: Don't drag me into this.
Turkish: Beni buna sürükleme.
Drag ingilizcede ne demek, Drag nerede nasıl kullanılır?
Drag along : Sürüklemek. Sürümek.
Drag an anchor : Demir taramak.
Drag anchor : Tarama demiri.
Drag and drop : Sürükleme ve bırakma. Sürükleyip bırakmak. Sürüklemeyi ve bırakmayı. Sürükleme ve bırakmayı. Sürükle bırak. Sürükleyip bırak. Sürükle ve bırak. Sürükleyip bırakma sürükle ve bırak. Sürükleyip bırakma. Sürükle-bırak.
Drag and drop text editing : Sürükleyip bırakarak metin düzenleme. Sürükle ve bırak ile metin düzenleme.
Drag behind : Geride kalmak. Geçmek bilmemek.
Drag hook plough : Kancalı pulluk.
Drag dribble : Alçak top sürme. Topu, yerden az bir yükseklikte zıplatarak götürme.
Drag chain : Koşum zinciri. Çarık zinciri (araba). Çekme zinciri. Araba çarık zinciri. Bağlama zinciri.
Drag coefficient : Hareket halinde vücudun hareketinin ters yönüne zorlayan gücün yoğunluğunu temsil eden sayı. Engelleme kuvveti katsayısı. Sürükleme katsayısı. Sürüklenme katsayısı. Direnç katsayısı. Hava sürtünme katsayısı.
İngilizce Drag Türkçe anlamı, Drag eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Drag ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Calm down : Mayna olmak. Yatıştırmak. Phr. Öfkesi yatışmak. Durulmak. Yatışmak. Rahatlamak. Sakinleşmek. Sakin olmak.
Crisscrosses : Hatların çizilmesi. Çapraz kesişen doğrular. Hatlarını çizmek. Çaprazlama kesişen doğrular. Çaprazlama gidip gelmek. Çapraz çizgiler çizmek. Çaprazlama işaret. Çapraz kesişen çizgiler oluşturmak. Çaprazlama kesişen doğrular çizmek.
Trail : Keçiyolu. Koku. Yol. Süzülmek. Bir bilgi ya da yordamı uygulama yoluyla ya da denenceyle sınama. Kuyruk. Patika. Gerisine düşmek. İncecik tütmek. Takip etmek.
Carrier : Portör. Taşıyıcı. Hamal. Özgün besin maddelerinin, metabolitlerin, iyonların veya proteinlerin zardan geçişini sağlamak için bir zara yerleşmiş olan proteinler. çekinik bir karakter için heterozigot olan birey. vitamin ve mineral gibi çok küçük miktarlardaki etkin maddelerin yemlere bağdaşık olarak karıştırılabilmesini kolaylaştırmak amacıyla kullanılan kepek, nişasta gibi yenebilir dolgu maddeleri. Port bagaj. Nakliyeci. Nakliye şirketi. Kurye. Ulak.
Absorb : Devralmak. Tüm dikkatini almak (iş veya sorun). Absorbe etmek. Karşılamak (masrafı). Özümsemek. İşgal etmek. Sönümlemek (sarsıntıyı veya salınımı). Absorbe. Emmek, içine çekmek, içine almak.
Gantry : Makas köprüsü. Ayaklı çerçeve sehpa. Gantri. Tomografi cihazında hastanın girdiği oyuk bölüm. tüp ve dedektör sistemi bu boşluğun çevresinde bulunur. öne ve arkaya 30º eğilebilir. Füze montaj kulesi. Makas köprüsü (roket). Sinyal iskeleti. Fıçı kızağı.
Engraft : Dikmek. Aşılamak. Yerleştirmek.
Carriers : Kurye. Nakliye şirketi. Taşıyıcı. Portör. Nakliyeci. Port bagaj. Nakliyeciler. Hamal. Taşıyıcı firma.
Pushcarts : Çekçek. Seyyar satıcı arabası. Sebzeci arabası.
Train : Kafile. Katar. Antrenman yapmak. Eğitim vermek. Eğitmek. Kuyruk (elbise, kus, yildiz). İdman yapmak. -e nişan almak. Dizi. Yetiştirmek.
Drag synonyms : pull along, bottleneck, dry dock, baulks, garden rake, eat away, handcart, welly, handbarrows, pull, bedabble, trolls, be led to, case, birdbrain, besmear, scarifier, grubbers, chock, crisscross, resistances, barrage, force, filibustering, bores, abidden, carted, eat at, boring person, heating element, reluctance, slacken, drives.
Drag zıt anlamlı kelimeler, Drag kelime anlamı
Push : ...yaşına merdiven dayamak. Uğraşmak. Bastırmak. Baskı yapmak. Girişkenlik. Sürmek. Vuruşta elin toptan ayrılmadan bir süre kalması eylemi. Merdiven dayamak. Zorlamak. Enerji.
Drag ingilizce tanımı, definition of Drag
Drag kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be moved onward along the ground, or along the bottom of the sea, as an anchor that does not hold. A drug. To draw slowly or heavily onward. To haul. To pull along the ground by main force. To trail. To trail. To be drawn along, as a rope or dress, on the ground. As, to drag stone or timber. To drag a net in fishing. Applied to drawing heavy or resisting bodies or those inapt for drawing, with labor, along the ground or other surface. The act of dragging. Anything which is dragged. A comfit. A confection.

Bu kısımda Drag kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Drag ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Drag anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Drag ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.