Objective türkçesi Objective nedir

  • Nesnel.
  • Amaç.
  • İnsan bilincinin dışında ve ondan bağımsız olan (şey).
  • Tarafsız.
  • Bir edim, işlem ya da sürecin kısa ya da uzun dönemde varmak istediği son aşama, ulaşmayı amaçladığı ürün ya da sonuç.
  • Eğitim, fizik, uzay, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.
  • Minigözler, uzgözler gibi ışıksal aygıtların nesneden yana olan mercekleri.
  • Hedeflenen.
  • Hedef.
  • Maksat.
  • Eğitim alanında bir etkinliğe, bir eyleme ya da bir işe başlarken erişilmek istenilen, öğrenim sürecine bütünlük ve anlam kazandıran sonuç. 2-eğitim görevlilerince saptanan ve düzenlenen programlar sonucu öğrenci davranışında gerçekleşmesi istenilen değişme.
  • Nesne merceği.
  • Irakgörürlerde ışığı toplayan yakınsak mercek dizgesi.
  • Erek.
  • Nesne.
  • Mercek.
  • Objektif.
  • İsmin-i hali.
  • Amaçlanan.
  • Işık mikroskobunda dokuların büyük görüntüsünü elde etmeye yarayan mercek parçası.
  • Yansız.

Objective ile ilgili cümleler

English: From an objective viewpoint, his argument was far from rational.
Turkish: Objektif olarak bakınca, onun görüşleri rasyonalizmden epey uzak.

English: It's hard for nurses to be objective about their patients.
Turkish: Hemşirelerin, hastaları hakkında objektif olmaları zordur.

English: I'm not sure what Tom's objective was.
Turkish: Tom'un amacının ne olduğundan emin değilim.

 

English: His objective is to pass the test.
Turkish: Onun amacı testi geçmek.

English: His objective is to become a teacher.
Turkish: Onun amacı bir öğretmen olmak.

Objective ingilizcede ne demek, Objective nerede nasıl kullanılır?

Objective camera : Alıcının, konuyu yansız bir tanık gibi, üçüncü tekil kişinin görüş noktasından aktarmasıyla ortaya çıkan durum. öznel anlatışın karşıtı. Nesnel anlatış. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Objective case : İsmin-i hali. Belirtme durumu. Nesne durumu. Nesne. İsmin i hali.

Objective clause : Fiilin nesnesi veya edat görevi olan yan tümce (gramer).

Objective criterion : Nesnel ölçüt.

Objective demand curve : Tekelci rekabet piyasalarında temsili firmanın fiyatını değiştirmesi halinde, aynı mal grubunu üreten diğer firmaların da aynı biçimde davranarak fiyatlarını değiştirecekleri varsayımına dayanarak oluşturulan istem eğrisi. bu istem eğrisinin eğimi, öznel istem eğrisine göre daha yüksektir. Nesnel istem eğrisi.

Objective factors : Nesnel etkenler. Toplumsal gelişimin bireylerden bağımsız olan, onların etkinliklerini sınırlayıp yönünü belirleyen (doğal koşullar, üretimin düzeyi, ivedi özdeksel, tinsel, siyasal gereklilikler gibi) koşulları.

Objective examination : Nesnel sınav. Değerlendirici durumda olan kimselerin özel kanı ya da yargılarının hiç bir biçimde sonucu etkilemediği ve değerlendirici sayısı çok olsa bile değişik sonuçlar elde etmenin söz konusu olmadığı sınav türü.

Objective point : Vuruş noktası.

Objective probability : Bir olayın göreli sıklığı ya da tüm durumlar içinde belirme oranı. bk. öznel olasılık. Nesnel olasılık.

 

Objective function : Objektif fonksiyon. Amaç fonksiyonu. Amaç işlevi. Bir amacın nicel olarak ifade dilmesi.

İngilizce Objective Türkçe anlamı, Objective eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Objective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grail : İsa'nın son yemeğini yediği kase. Kutsal kap. İsanın kasesi.

Ideals : Ülkü. Gaye. Mükemmel şey. Kusursuz örnek. İdeal.

Bourne : Ülke. Çay. Sınır. Gaye. Diyar. Memleket. Su. Dere.

Bournes : Su. Dere. Çay. Ülke. Diyar. Gaye. Memleket. Sınır.

Targeted : Hedeflenmiş.

Electronic lens : Elektronik mercek. Bir yüzleri yuvarsal, öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan, camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim. (en az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte, ingilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır). tv. bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi; elektronik mercek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Candid : Açık. Asıl fikrini gizlemeyen. Saf. Riyasız. Toksözlü. Candan. Gerçek. Samimi. Dobra dobra. Dürüst.

Aught : Hiç. Şey. Hiçbir şekilde. Zerre kadar. Zerre. Sıfır.

Thang : İlgi. Koşul (argo terim). Durum. İlişki. Obje. Şey. Madde.

Lensing : Gözlük camı. Far camı. Göz merceği. Adese. Cam. Büyüteç.

Objective synonyms : nonsubjective, goals, objective case, unbiased, glass, intention, copy to, disinterested, aughts, point, purpose, crossbench, end, adiaphorous, free from bias, nonpartisan, neutrals, eyepiece, intents, ends, purposing, clinical, bourn, bourns, counsels, evenhanded, dispassionate, thing, condensers, nonaligned, meaning, body, object glass.

Objective zıt anlamlı kelimeler, Objective kelime anlamı

Subjective : Sübjektif. Yalnız hasta tarafından algılanan. Kişisel bakış açısı ile ilgili. Öznel. Düşsel. Subjektif. Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Özneyle ilişkisi olan; öznede oluşan. nesnelerin gerçeği yerine öznenin düşünce ve duygularına dayanan. Hayali. Kişiye göre değişen.

Abstract : Belirsiz. Soyut resim. Çıkarmak. Almak. Özet. Aşırmak. Usavurma ya da çıkarsama yoluyla geçerlik kazanan kavramsal nesne. bk. somut. Bilgi erişimde, bir belgenin konusunu ya da soyunu belirtmek üzere, genellikle belgeleme konusunda uzmanlaşmış bir kişinin, standart olarak önerilen terimleri yeğ tutarak ürettiği, 200-250 sözcük boyunu aşmayan bir tür özet. Soyut. Özet çıkarmak.

Objective ingilizce tanımı, definition of Objective

Objective kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Of or pertaining to an object. The objective case.