Grail türkçesi Grail nedir
- Kutsal kap.
- İsa'nın son yemeğini yediği kase.
- İsanın kasesi.
Grail ile ilgili cümleler
English: The bandits stole the Holy Grail.
Turkish: Haydutlar kutsal kaseyi çaldılar.
Grail ingilizcede ne demek, Grail nerede nasıl kullanılır?
The grail : İsanın kasesi.
Grails : İsanın kasesi.
Bill of ladingrail road : Yük senedi. Taşınan malın türü, miktarı, ambalajının biçimi, gönderenin ve alıcının isim ve adresleri gibi bilgilerin yer aldığı ve demiryolu taşımacılığında düzenlenen taşıma senedi.
Cograil : Dişli ray.
Engrail : Eğimli çentiklerle süslemek. Kenarını tırtıl veya kabartmalarla süslemek. Tırtıklı bir görüntü vermek.
Grain aphid : Çoğunluk başaklara yerleşen ve özellikle kurak yıllarda ekinlere oldukça büyük zararlar veren, 2-3 mm. boyunda, yeşilimsi, yumuşak yaprakbiti. Ekin yaprakbiti.
Grain alcohol : Tahıldan çıkarılan alkol. İspirto. Hububat alkolü. Tahıl alkolü. Etanol.
Grain betle : Hububat böceği. Tenebrio cinsinde bulunan böcekler.
Engrailing : Eğimli çentiklerle süslemek. Kenarını tırtıl veya kabartmalarla süsleme. Tırtıklı bir görüntü vermek.
Grain bin : Zahire ambarı.
İngilizce Grail Türkçe anlamı, Grail eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Grail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Aim : Nişan alma. Nişan almak. Bir iş yapılırken, bir eyleme geçilirken varılmak istenilen son. eğitim etkinliklerine yön veren, öğrencilere kazandırılması istenilen davranımların oluşumunda hep göz önünde tutulan ve önceden düşünülen sonuç. Hedef alma. Gaye. Bir edim, işlem ya da sürecin yöneldiği ve gerçekleştirmek istediği sonuç. Erek. Amaçlamak. Amaç.
Sangraal : Hz isa'nın son yemeğinde kullandığı kadeh.
Target : Ülkü. Kılıçoyunu yarışmaları yönetmeliğinde her savut için yeri ve sınırları belirtilmiş olan, dürtüş ya da vuruşların geçerli sayıldığı vücut bölgesi. Işık kaynağının önüne getirilerek görünçlüğe düşecek ışık niceliğini düzenleyen, ışığın alıcıya doğrudan doğruya ulaşmasını önleyen ya da özel aydınlatma etkileri sağlayan saydamsız yüzey. Alıcı ışıtacının, üzerinde elektronik görüntü oluşan bölümü. almaçlarda görüntülüğün iç çeperi. Kurban. Hedeflemek. Hedef göstermek. Sayılan bölge. Amaçlamak. Hedef.
Objective : Bir edim, işlem ya da sürecin kısa ya da uzun dönemde varmak istediği son aşama, ulaşmayı amaçladığı ürün ya da sonuç. Nesne. Işık mikroskobunda dokuların büyük görüntüsünü elde etmeye yarayan mercek parçası. Amaçlanan. Tarafsız. Maksat. Minigözler, uzgözler gibi ışıksal aygıtların nesneden yana olan mercekleri. Nesne merceği. İsmin-i hali. Nesnel.
Object : Mevzu. İnsanın dışında kalan, görülebilen, dokunulabilen, bir ağırlığı ve kütlesi olan her türlü özdeksel varlık. Hedef. Madde. Karşı çıkmak. Razı olmamak. Cins adam. Gık demek. Cümle içinde yalın ya da yükleme, yönelme, çıkma, vasıta durumu gibi bir durum eki almış olarak kendisini fiille ilişkili duruma getiren ad: ateş yak-, su püskürt-, yokuş çık-, köşeyi dön-, bir olayı aktar-, yemeğe alıkoy-, işe dal-, yoldan çevir-, başarıyla çalış-, işe bel bağla-, olaydan ders al-, lafı ağzından kaçır- vb. || tümleçler yüklemin anlamını çeşitli yönlerden tamamlayan ögelerdir. bastıkları yeri (nesne) görmüyorlar, bataklıklara, su birikintilerine dala çıka, (zarf tümleci) konuşmadan (zarf tümleci) acele acele (zarf tümleci) yürüyorlardı (r. h. karay, memleket hikayeleri: yatık emine, s. 29). şükriye başını (nesne) onun omuzuna (dolaylı tümleç) yaslamıştı (t. buğra, yalnızlar, s. 115). görünürde (zarf tümleci), yani üretimde erkekten çok kadın var (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 43). kendi kendimden nefretimin çerçevelediği ve çirkinleştirdiği bir dünyada (zarf tümleci) yalnızım (peyami safa, yalnızız, s. 446). basık tavanlı, tütmüş sobası, pis cigara dumanlarıyla dolu bir kahvede (zarf tümleci) insanlar toplanmışlardı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri, s. 16) vb. ayrıca bk. nesne, dolaylı tümleç, edat tümleci, zarf tümleci. Nesne.
Grail synonyms : holy grail, the grail, grails.
Grail ingilizce tanımı, definition of Grail
Grail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Small particles of earth. A gradual. A book of offices in the Roman Catholic Church. Only used of the Holy Grail. Gravel. A chalice. One of the small feathers of a hawk. A broad, open dish.

Bu kısımda Grail kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Grail ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Grail anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Grail ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.