Mercek nedir, Mercek ne demek
Mercek; bir fizik terimidir.
- İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim, adese, lens

Biyoloji'deki anlamı:
Bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri.
Mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç.
Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. Lens.
Bir fizik terimi olarak tanımı:
Çoğunlukla saydam camdan yüzeyleri çukur ya da tümsek olacak biçimde işlenmiş, ışığı toplayacak ya da dağıtacak nitelikte yassı, çembersel nesne.
Gök bilimleri ve Uzay alanındaki anlamı:
Küresel yüzeyli, saydam cam parçası. Koşut ışınları bir noktada toplayan türleri ırakgörürlerde nesne merceği olarak kullanılır.
Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:
İçinden geçen koşut ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran saydam nesne. Tiyatroda daha çok yakınsak mercek kullanılır. bk. dışbükey mercek.
Kimya'daki anlamı:
Işığı geçiren, bir veya iki tarafı kavis halinde cam veya geçirgen madde.
Nükleer Enerji alanındaki anlamı:
Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek.
Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:
Bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi; elektronik mercek.
[Bakınız: alıcı merceği]
Bir yüzleri yuvarsal, öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan, camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim. (En az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte, İngilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır).
Bilimsel terim anlamı:
optik, fizik: İçinden geçen birbirine koşut ışınları düzenli bir biçimde yaklaştıran ya da uzaklaştıran saydam araç.
İngilizce'de Mercek ne demek? Mercek ingilizcesi nedir?:
lens, crystalline lens, lens objective, electron lens, electronic lens, lentil
Fransızca'da Mercek ne demek?:
cristallin, lentille
Mercek hakkında bilgiler
Mercek ya da lens ışığın yönünü değiştiren (kıran), ışık ışınlarını birbirine yaklaştıran ya da uzaklaştıran optik alet.
Basit mercek tek bir optik elemanın kullanıldığı, bileşik mercek ise iki optik elemanın bir arada olduğu mercek tipidir. Bileşik mercek, basit mercek kullanıldığında ortaya çıkan sapınç olayının etkisini azaltmak için kullanılır. Mercekler genel olarak camdan ve saydam plastikten yapılır.
Lens(mercek) kelimesinin kökeni Latince'deki lentil kelimesinden gelmektedir. Lentil Latince'de mercimek demektir.
İnsan yapımı en eski mercek antik Asur kentlerinden Nimrud'da bulunmuştur. David Brewster bu merceğin büyüteç olarak ya da ateş başlatma amaçlı kullanıldığını düşünmektedir çünkü Asurlular zamanında bulunan ince işlemeli oyma resimlerin büyüteç kullanılmadan yapılması imkansızdır.
İçinde merceklerin geçtiği ilk yazılı eser Antik Yunan filozoflarından Aristo'nun Bulutlar(MÖ 424)'ıdır. Bu eserde bir mercek, yangın çıkartma amacıyla kullanılmıştır.
Mercekler temel olarak iki eğrisel kırıcı yüzeyden oluşur. (Kimi zaman bu yüzeylerden biri düz olabilir.)
Mercek anlamı, tanımı:
Uzak : Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan. Arada çok zaman bulunan. Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan, ırak, yakın karşıtı. Yakın olmayan yer. Eli, gücü veya hükmü yetişmez. İhtimali az olan.
Işık : Bir yeri aydınlatmaya yarayan araç. Cisimleri görmeyi, renkleri ayırt etmeyi sağlayan fiziksel enerji, erke, ziya, nur, şavk. Yüksek derecede ısıtılan cisimlerin veya çeşitli enerji biçimleriyle uyarılan cisimlerin gaz ışı yaydığı gözle görülen ışıma. Aydınlanmak için kullanılan elektrik. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, özellikle yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan kimse, düşünce, eser vb.
Kırıcı : Kırınım oluşturan. Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.). Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş. Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen. Kırma işini yapan.
Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).
Yüzey : Bir cismi uzaydan ayıran dış ve yaygın bölüm, satıh, yüz.
Saydam : Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif. Asetat. Açık seçik, belirgin. İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt.
Lens : Gözün saydam tabakasının üzerine doğrudan uygulanan, görmeyi düzeltici mercek, kontak lens. Mercek.
Mercek altına almak : Çok titizlikle ve etraflıca incelemek.
Iraksak mercek : Üzerine düşen birbirine paralel ışınları yanlara doğru kırarak birbirinden uzaklaştıran mercek.
Göz merceği : İrisin arkasında yer alıp ışığı kırma özelliği olan, biçimi ve büyüklüğü mercimeğe benzeyen saydam yapı, billur cisim.
Mercekli : Merceği olan.
Paralel : Aynı düzlem içinde ikişer ikişer bulunan ve kesişmeyen, koşut, muvazi, mütevazi. Yerküresi üzerinde çizildiği varsayılan, Ekvator'a paralel çemberlerden her biri. Aynı zaman içinde gelişen veya aynı özellikleri gösteren (olay, düşünce vb.).
Düzenli : Sistemli, nizamlı, metodik. Düzeni olan, yerli yerinde, kararlı, tertipli, muntazam.
Biçim : Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Herhangi bir şeyin benzeri. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz.
Madde : Bir cismi oluşturan öge, öz. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Duyularla algılanabilen nesne. Para, mal vb. ile ilgili şey. Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Molekül.
Küresel : Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen, global. Küre ile ilgili olan. Küre biçiminde olan, kürevi.
Sınır : Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut.
Cisim : Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey. Gövde, beden, vücut.
Değiş : Değişim. Değme işi.
Mercek ana ekseni : Mercek yüzeylerinin özeklerinden geçen doğru çizgi.
Mercek çerçevesi : Bir alıcının mercek dizgesini oluşturan merceklerin aynı eksen üzerine sıralanıp çeşitli değişiklikleri, ayarları, odaklamaları, ölçmeleri yapmasını sağlayan madenden boru biçiminde uzantı.
Mercek dizgesi : En az iki mercekten oluşan dizge. Fotoğraf makinelerinde, film gösteri makinelerinde ve benzeri aygıtlarda bulunur.
Mercek geriye : Alıcı yönetmenine, optik geriye kaydırma yapması için verilen komut.
Mercek iletkisi : Belirli bir merceğin belirli bir uzaklıkta ne kadarlık yatay bir açıyı kapsadığını ya da bunun tersine, hangi yatay açının belirli bir uzaklıkta hangi mercekle kapsanabileceğini gösteren iletki çeşidi.
Mercek kapağı : Alıcı merceğini dış etkenlerden korumak için mercek ucuna takılan kapak. Alıcı merceğini dış etkilerden korumak amacıyla mercek ucuna takılan başlık.
Mercek öne : Alıcı yönetmenine, optik öne kaydırma yapması için verilen komut.
Mercek tablası : Birden çok merceği olan alıcılarda bu mercekleri taşıyan ve çevrildiğinde alıcı penceresi önüne istenilen merceği getiren tekerlek biçiminde donanım.
Mercek takımı : (fizik)
Mercek yuvası : Mercekleri değiştirilebilir alıcılarda, bu mercekleri alıcı penceresinin önüne tutturmak için bulunan vidalı ya da süngülü yatak.
Diğer dillerde Mercek anlamı nedir?
İngilizce'de Mercek ne demek? : n. lens, condensing lens, condenser, object lens, glass, bull's eye, objective
Fransızca'da Mercek : lentille [la], objectif [le], verre [le]
Almanca'da Mercek : n. Linse, Objektiv
Rusça'da Mercek : n. линза (F)

Bu kısımda Mercek nedir? Mercek ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Mercek tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Mercek hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.