Electron lens türkçesi Electron lens nedir

  • Bir yüzleri yuvarsal, öbür yüzleri yuvarsal ya da düzlem olan, camdan yapılma ve bir ışık demetini kırılmaya uğratarak belli bir noktaya düşüren saydam cisim. (en az iki mercekten oluşan mercek dizgesine objektif denilmekle birlikte, ingilizcede her ikisi için de aynı terimin kullanıldığı göz önüne alınarak bu sözlükte hep mercek terimi kullanılmıştır). tv. bir elektron demetini tıpkı optik mercek gibi saptırabilen mıknatıslı alan dizgesi; elektronik mercek.
  • Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Elektron merceği.
  • Mercek.
  • Çınca merceği.
  • Elektronik mercek.

Electron lens ingilizcede ne demek, Electron lens nerede nasıl kullanılır?

Electron : Elektron. Elektrik yükü ± 1,60219 x 10¯19 c; durgun kütlesi 9,1095 x 10¯31 kg olan kararlı elemanter parçacık. elektron negatif yüklü olup, “negatron”la eş anlamlıdır. Eksicik. Negatif yüklü çekirdek parçacığı. Çınca. Önelcikten yaklaşık olarak iki bin kez daha yeğni olan, eksi yüklü temel parçacık. Bütün atomların yapısında bulunan elemansel tanecik. (elektron, atom çekirdeğine bağlıdır ve ortadaki çekirdeğin çevresinde yer alan basamaklarda, değişik sayılarda elektronun döndüğü varsayılır. her atomdaki basamağın sayısına ve her basamaktaki eksi yüklü elektron sayısına göre değişik kimyasal öğeler ortaya çıkar. belirli nicelikte elektrik taşıyan elektron, bu özelliğinden dolayı elektrik akımının temel öğesidir. elektronun çeşitli görünüşlerini elektriksel olaylarla izleriz). Yükü 1,6022.10-19 coulomb, kütlesi 9 .1096.10-28 g. olan ve atom çekirdeğinin çevresindeki erke düzeylerinde yer alan kalımlı temel parçacık. Negatif elektrik atomu. Öğecik ile özdecik yapısını oluşturan, kütlesi çekinden iki bin kez daha küçük, eksi yüklü temel tanecik.

 

Lens : Adese. Biyoloji, fizik, uzay, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Mercek. Önışıtacın ön yüzeyini örten, kabartma biçimli cam. Elektrik alanı, magnetik alan ya da elektromagnetik alan yardımıyla, yüklü parçacıkların yoğunlaşmasını sağlayan düzenek. Göz merceği. Büyüteç. Cam. Gözlük camı. İrisin ardında bulunan saydam bölge olup imgenin ağ tabaka üzerine net düşebilmesi için ışığın odak noktasını ayarlayan saydam yapı. petek gözde her bir parçanın önünde bulunan ve saydam tabakanın değişmesi ile meydana gelmiş olan bölge.

Electron volt : Enerji birimi. Elektron volt.

Electron accelerator : Elektrik alanlarını kullanarak elektronların hızını çok yüksek bir seviyeye çıkaran cihaz (araştırma amaçlı kullanılır). Elektron hızlandırıcısı. Elektron hızlandırıcı.

Electron acceptor : Bir oksidasyon-redüksiyon reaksiyonunda elektronları alan madde. Elektron alıcı.

Electron affinity : Eksicik ilginliği. Elektron afinitesi. Bar öğeciğin ya da özdeciğin erkin eksicikleri bağlama ve eksi üşer oluşturma eğilimi. Elektron ilgisi. Yüksüz bir atom ya da molekülün bir elektron almasıyla saldığı erke ile ölçülen nicelik. Fizik, kimya alanlarında kullanılır. Elektron çekerliği. Çınca afinitesi. Elektron yatkınlığı.

 

İngilizce Electron lens Türkçe anlamı, Electron lens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Electron lens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Condenser : Bir yalıtkanla ayrılmış, iki iletken üzerinde elektrik yükü biriktiren aygıt. Kondensör. Uçucu bileşenleri yoğunlaştırıp tekrar sıvı hale dönüştüren cam malzeme. Kondenser. Geri soğutucu. Yoğunlaç. Kondansatör. Fizik, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Buharları sıvıya dönüştürmek için soğutan aygıt. Biriktirici.

Condensers : Kondansör. Biriktirici. Toplayıcı. Meksefe. Yoğunlaç. Kondansatör. Kondensör. Kondenser. Aydınlatma merceği.

Camera lens : Alıcılarda, aktarılacak konunun görüntüsünü alıcı içinde gerekli yere düşüren mercek. Kamera merceği. Alıcı merceği.

Lensing : Adese. Büyüteç. Göz merceği. Gözlük camı. Objektif. Far camı. Cam.

Crystalline lens : Kristal lensler. Lens. Kristal lens. Gözde ışığın retina üzerinde odaklanmasını sağlayan saydam yapı. lens. bazı balıklarda ışık organlarının farklılaşmış hücreleri. mikroskop ya da büyüteçlerde büyütmeyi sağlayan ya da görme kusurlarını gideren camdan yapılmış araç. Billurcisim. Göz merceği.

Bulls eye : Hedefin merkezi. Kamarada yuvarlak pencere. Kamara penceresi. Büyük ve yuvarlak şekerleme. Nişan tahtasının ortası. Kısa odaklı mercek. Lomboz. Hedef merkezi. Lumbuz.

Lenses : Lens. Göz merceği. Adese. Gözlük camı. Objektif.

Eyepiece : Irakgörürlerde gerçek görüntüyü gözle incelemek için kullanılan küçük bir yakınsak mercek düzeni. Göz merceği. Oküler. Gözlemci tarafındaki mercek. Mercek mikroskop. Mercek (mikroskop). Gözmerceği.

Electron lens synonyms : lens objective, electronic lens, lens, lense, eyepieces, glass, condensing lens.